Karanlık geceler gibi fitnelere girmeden…

Ahmet Bey: “Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, o günkü imanı fayda vermez.” [Enam 158] “Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.” [Tirmizi] korona dabbe midir? Sizce dabbe çıktı mı? Şu anda iman etme durumu nedir? Neden bu alâmetler çıkınca iman kabul olmuyor?”

İmanımızı Takviye Etmeliyiz
Ahir zaman fasıllarında yol yürüyoruz. Gerek Kur’ân’ın, gerekse Peygamber Efendimiz’in (asm) müteşabih biçimde verdiği haberlerin çıktığı veya çıkmaya yakınlaştığı günleri yaşıyoruz. Peygamber Efendimiz’in (asm), “Kıyametten önce karanlık gecelerin parçaları gibi fitneler gelmeden, salih amellere koşun. Kişi mü’min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak. Veya mü’min olarak akşamlayıp kâfir olarak sabahlayacak. Onlardan biri dünyanın değersiz bir malı karşılığında dinini satacaktır.” 1 buyurduğu şiddetli günleri gördük, görüyoruz. Daha şiddetlisini görecek miyiz; Allah bilir.

Ancak biz işaretlere bakıp, rivayetlere bakıp, oradan kendimize yol bulmaya çalışıp, ibadet edecek miyim, mü’min miyim, kâfir miyim, tövbem makbul olur mu diye kendi kendimize hüküm çıkarmaya ehil değiliz.

Elini aç Allah’a! Kalbini aç, duâ et! İmanını takviye et! Bunları yapabiliyorsan ne âlâ! O zamanlar ne zamandır, bunu bilmek veya bilmemek bize hiçbir kemal sağlamaz.

Bize düşen iman etmek ve imanımızı amele çevirmektir. Fakat hadiste, imanın bu zamanda zor olduğu, eldeki kor olduğu, taklide dayalı imanın asrın getirdiği şüphe ve vesveselere karşı yaşayamayacağı, bu sebeple birçok kimsenin imanını kaybedeceği haber veriliyor.

OKU:   Sırat köprüsü nedir?

Öyleyse biz de imanımızı arttırmaya bakacağız. İmanımızı taklitten tahkike yükseltmeye bakacağız. İmanımıza güç veren ortamlara kayıtsız şartsız dost olmaya, yakın olmaya bakacağız. Bunları yapmamıza mani yoktur! Öyleyse sıkıntı yoktur.

Ders Alanlar Kazanmıştır
Ahir zaman gelmiş midir, kıyamet alâmetleri belirmiş midir, hangileri belirmiştir? Deccal zuhur etmiş midir? Dabbetü’l-Arz çıkmış mıdır? Korona dabbe midir? Deccal ve dabbe çıkınca iman kabul olmuyor mu? Şu anda durumumuz nedir? gibi sonu gelmeyen ahir zaman sorularımızı ve merakımızı öncelikle geri plâna atalım.

Çünkü bu konularda piyasada çok fazla yorum var. İnkâr edenlerden tutun da, yorumlarını abartarak tarih verenlere kadar çok kirli sözler dolaşıyor. Kafamızı kurcalamaya gerek yok. Ana meseleyi kaçırırız. Korona ister dabbe olsun, ister olmasın; bu Allah’ın bir âyetidir, bir işaretidir. Eski zamanlarda da Cenab-ı Allah insanlığı çeşitli belâlarla uyarmıştır. Ama hep, ders alanlar kazanmıştır.

Önce, madem belirli şekillerde haber verilen günlerden geçiyoruz, asrın ve dehrin getirdiği vesveselerle imanımızı kaybetmemek için, bir an önce imanımızı tahkim ve takviye edelim. Ve bunu sürekli kılmanın yollarını arayalım. Yani “imanımı bir kere takviye ettim, güçlendirdim, bu bana yeter “demeyelim. İmanımızı ölünceye kadar takviye ve tecdit etmeye devam edelim.

Bize İman Lâzımdır
Ahirette bize iman lâzımdır. Peygamber Efendimiz (asm) bu ciddî ihtiyacı, “İmanınızı la ilahe illallah sözüyle tecdit ediniz.” diyerek hatırlatmaktadır.

OKU:   Kıyâmete kadar olacak önemli hadiseler

Bu hadisi yorumlayan Bediüzzaman, her bir insanın her bir saatte farklı bir şahıs hükmünde olduğuna dikkat çekiyor. Her farklı durumda iman bizi, o anın karanlığından kurtardığını vurguluyor. Özellikle ahir zaman fesatlarının içinden geçtiğimiz günümüzde imanımızı tecdit etmek, tahkike ulaştırmak ve arttırmak çok daha ehemmiyet arz etmektedir.

Ahir zaman rivayetlerini çözümleyecek rüsuh sahibi, yani ilimde ehliyet ve içtihat sahibi âlimlerdir. Tavsiyemiz, o âlimleri okumaktır. İlimde rüsuh sahibi âlimlerden birisi de asrımızda, Bediüzzaman Hazretleridir.

Kur’ân’dan süzülüp gelen, asrımızın ilhadına ve ifsadına Kur’ân’ın bahçesinden reçeteler sunan Risale-i Nurlar’ı okumayı muhakkak günlük işlerimizin ön sıralarına alalım. Ruhumuza bir iman inkılâbı yaşatmak için bunu ihmal etmeyelim. Risale-i Nurlar ahir zamanın bozuk ilcaatından bizi –inşallah- koruyacaktır.
Dipnot:
1- Tirmizî, Fiten, 27 (2291), (2293).

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir