Türkiye, Bediüzzaman’ı anmaya ve anlamaya koşuyor

BU GÜN 23 MART. Bu gün, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin dar-ı bekaya irtihalinin 55. sene-i devriyesi. Bu vesileyle ülkemizde Bediüzzaman Haftası da başlamış bulunuyor.

Ülkemizde Bediüzzaman konferanslarla, seminerlerle, panellerle, programlarla anılıyor ve insanlar onu anlamaya koşuyor.

Ülkemizin güzel insanlarının Bediüzzaman’ı tanımaya herkesten çok istihkakı var.

Çünkü Bediüzzaman Hazretleri seksen yılı mütecaviz hayatında Rusya esaretinden başka ülkemizden hiç ayrılmadı.

Bediüzzaman iman hakikatlerini dünyaya ispat ettiği emsalsiz kitaplarını bu topraklarda yazdı.

Risale-i Nur Enstitüsü Bediüzzaman’ı her sene belirli bir sosyal konu çerçevesinde anıyor. Bu senenin konusu: “Bir Tecdit Hareketi Olarak Risale-i Nur”

TECDİD, HAK DİNLERİN ÖZÜNDE VARDIR

Dînde tecdîd, bizzat hak dinlerin özünde vardır.

Esasen tecdîd fiilini kâinat çapında düşünecek olursak, Allah’ın yarattığı bütün varlıkların, zerrelerden kürrelere bizzat taraf-ı İlâhîce her an tecdîd edildiğini görürüz. Yani Cenâb-ı Allah’ın yarattığı her şey, yine bizzat kendi kudret eliyle her an “tecdîd” edilir; yenilenir. Çiçekler her baharda tazedir. Her yaz meyveler yeniden yaratılır. Her mevsim yer küremiz göze çarpacak ölçüde büyük ve geniş bir tecdîd içindedir. Gökyüzü her an yenilenmektedir. Güneşin dünyayı kuşatan şuâsı her an yenidir. Vücudumuz doğduğumuz günden beri her an tazelenmekte, tecdîd edilmektedir.

Îmanımızı, vücudumuzun, ruhumuzun ve âlemin esasta var olan yenilenmesine denk,1

“Lâ ilâhe illallah” sözüyle tecdîd etmemiz, Allah Resûlü (asm) tarafından  emredilir.2

OKU:   Güneşte ve Bediüzzaman’da Sekiz Esma

Âlemde tecdîd-i dîne olan ihtiyaç, ruhumuzdaki tecdîd-i îmana olan ihtiyaçtan farksızdır.

Zira âlemi, her an fıtrî olarak değişip tazelenmekle beraber, beşerî ilişkiler sonucu zaman, zaman fesada uğrayan, dalâlete giriftar olan bir ruhtan farklı görmemek lâzım.

Eğer Allah’ın vahyi koruma altındaysa –ki Kur’ân bunu söylüyor.3 Peygamberimizin (asm) bizzat bulunmadığı asırlarda, bu müesseselerin doğması ve gelişmesi, işin tabiatının gereğidir. Bunu, akıldan uzak görmemek gerekir. “Şüphesiz Allah, her yüz senenin başında bu ümmete bir Dîn Müceddidi gönderecektir.”4 Hadîs-i şerifi bu gerçeğe ışık tutar.

İşte geçtiğimiz asrın başından beri yeryüzünü nuruyla tenvir eden Risale-i Nur hareketi tecdit kurumunun son münevver meyvesidir.


Dipnotlar:

1- Bedîüzzaman Saîd Nursî, Mektûbât, Yeni Asya Neş., S. 319.
2 -Et’Terğib ve’t-Terhîb, 2/415.
3- Hicr Sûresi: 9.
4- Ebû Davûd, Melâhim,1.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir