Hz. İsa (as) hakkında

Almanya’dan okuyucumuz: “Hazret-i Îsâ’nın ölmeyip hayatta olduğuna dâir delil var mıdır?”

Bediüzzaman Hazretleri Risâle-i Nur eserlerinin çeşitli yerlerinde Hazret-i İsa (as) hakkında muhtelif bilgiler vermektedir. Birinci Mektub’da hayat tabakalarını beş kısma ayıran Bediüzzaman, Hazret-i İsa ve Hazret-i İdris (aleyhimesselâmın) üçüncü hayat tabakasında, beşeriyet hallerinden sıyrılmış şekilde, melek hayatı gibi, nurânî bir letafet içinde, dünyevî cisimleriyle, cesed-i necmî nuraniyetinde semavatta bulunduklarını haber veriyor.1
Konu ile ilgili âyet-i kerimeler şöyledir:

* “Allah buyurmuştu ki: Ey Îsa! Seni ecelin geldiğinde vefat ettirecek olan benim, seni nezdime yükseltecek olan benim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak.”2

* “(Hazret-i İsa der ki:) Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: “Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni içlerinden alınca artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkiyle görensin. Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar Senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz Sen izzet ve hikmet sahibisin”3
Bu âyetlerin birincisinde Hazret-i İsâ’nın (as) o an için Yahûdîlerin arasından alındığını ve semâya yükseltildiğini, eceli geldiği zaman ise diğer insanlar gibi onun da öleceğini anlıyoruz. Bu mânâyı ikinci âyet de teyid ediyor.
Hazret-i Îsâ’nın (as) öldürülmediği hakkında şu âyetler daha açık, net ve kesin ifadeler ihtiva ediyor:

OKU:   Hz. Bünyamin, Hz. Yahya, Hz. Üzeyr ve İmran ailesi

* “Ve ‘Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük’ demeleri yüzünden (onları lânetledik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri kimse) onlara Îsâ gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa’yı) kendi katına yükseltmiştir. Allah izzet ve hikmet sahibidir. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak îmân edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.”4

***

Rüştü Yüksel: “Protestanlık gibi bozuk bir mezhebin gidişatı ile Hazret-i İsa’nın gelişi nasıl açıklanabilir? Hazret-i İsa (as) şahsen mi, şahs-ı mânevî olarak mı gelecektir?”

1- Protestanlık mezhebi, Hıristiyanlığın son kırılma noktalarını ifade den bir mezheptir. Fay kırıklarının her bir parçasının da sayısız cinayet, cürüm ve batıl inançlara teşne olduğu tarihî bir vakıadır. Protestanlık elbette Hazret-i İsa’yı (as) temsil edemez, onun inişi ile ilgili referans olamaz. Bediüzzaman’ın söylediği, Hıristiyanlığın birkaç defa yırtılarak Protestanlığa geldiği, daha da yırtılacağı ve yırtıla yırtıla–-birer semâvî tokat gibi—ister istemez tevhide yaklaşacağıdır. Burada beşeri iradenin cürüm ve cinayetlerinden söz edilmiyor; İlâhî iradenin tecellîlerinden haber veriliyor.

2- Peygamber Efendimiz’in (asm) verdiği haberler, Hazret-i İsa’nın (as) şahıs olarak ineceği yönündedir.5 Bediüzzaman Hazretlerine göre, semavat âleminde beşeri cismiyle bulunan ve hayatta olan İsa Aleyhisselâmın şahsı, kendi dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtime için, yani kendi dinini hurafelerden arındırıp güzel bir sonuca bağlamak ve İslâmiyet’e tabi kılmak için inecektir. Kaldı ki, eğer Hazret-i İsa (as) hakikaten ölmüş olsaydı ve ahiret âleminin en uzak köşesine gitmiş olsaydı, yine şöyle bir büyük netice için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek Allah’ın hikmetinden uzak değildir. Hatta Allah, hikmeti gereği bunu böyle vaad etmiş; vaad ettiği için de Hazret-i İsa’yı (as)—emriyle—gönderecektir.
Bediüzzaman, aynı bahsin sonunda Hazret-i İsa (as) geldiği zaman herkesin onu gerçek şahsiyetiyle tanımayacağını, tanımasının da gerekmediğini; onun mukarreb ve havassının nur-u iman ile onu tanıyacağını bildiriyor.6

OKU:   Hazret-i Âdem’e öğretilen şey ne idi?

Dipnotlar:

1- Mektubat, s. 16.

2- Âl-i İmrân Sûresi: 55.

3- Mâide Sûresi: 117.

4- Nisâ Sûresi: 157, 158, 159.

5- Buhari, 4/205; Müslim, 1/136; Tirmizi, Fiten, 62;

6- Mektubat, (Yeni Tanzim) s. 96

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir