Malatya Darende’den Ömer Faruk Pekdoğan: “Risale-i Nur’daki din ve siyaset ölçülerini tam almış olan birisinin, kendi adına siyaset ile uğraşmasında ve bu yol ile dine hizmet etmesinde bir sakınca var mıdır?”

DEVLET YÖNETMENİN BİR KUDSİYETİ YOKTUR

Müslüman’ın dünyasında siyasetin yeri, bir market sahibinin marketini işletme hususuna verdiği önemden öteye geçerse burada bir mübalâğa ve ifrat var demektir.

Market sahibi insanları aldatmamakla, işinin hakkını vermekle, kaliteli malı mümkünse ucuza satmakla, işi ehline vermekle, iyiliği ayakta tutmakla, kötülüğü engellemekle mükellef midir? Evet!

Bir devlet yöneticisi de öyledir! Devlet yönetmenin market işletmekten zerre miktar fazla bir kutsiyeti ve bir ulviyeti yoktur.

Sadece sorumluluk artıyor, hizmetkârlık artıyor, vebal artıyor, mahşere dönük hesap kitap kabarıyor; o kadar!

Ha, işini düzgün yaparsa, adâletli olursa, ahlâklı olursa hiç şüphesiz market işletenden daha fazla sevap kazanır. Ama bu kutsiyetinden değil; iş hacminin ve sorumluluk alanının büyüklüğündendir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) devlet yönetimini kutsamıyor, bilâkis devlet yöneticisine sorumluluğunu hatırlatıyor:

“Yönetici çobandır. Yönettiklerinden sorumludur.”1

SAKINCA NEREDE?

Hiç şüphesiz Risale-i Nur’dan din ve siyaset ölçülerini tam almış birisinin, kendi adına siyasetle uğraşmasında ve bu yol ile dine hizmet etmesinde bir sakınca yoktur.

Sakınca din adına siyasete girmesinde vardır.

Çünkü din kutsal bir kurumdur. Siyaset ise, din adına olmaksızın dine hizmette kullanılsa, evet tam bir hizmet kurumu olabilir. Fakat din adına siyaset yapmakta aynı masumiyet yoktur.

Siz beşersiniz, eczanız kusurlardan yapılmış; siyaset de bir kusura bin fetvanın yakıştırıldığı, bin türlü tefrikanın ve tarafgirliğin merkezi olabilen kaygan bir zemindir.

Din ise kusursuzdur; ihlâs ister, ahlâk ister, tevazu ister, kardeşlik ister, tesanüt ister.

Bu açıdan hiçbir beşer din adına siyaset yapma yükünü kaldıramaz! Peygamber gibi masum olması gerekiyor.

Üstelik siz ahir zamanda bulunuyorsanız, din adına siyasetten uzak durmanız bir tavsiye değil, bir emir olarak karşınıza çıkar.

Nitekim Peygamber Efendimiz’den (asm), “O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset canibiyle onlara galebe edilmez; ancak manevî kılıç hükmünde i’caz-ı Kur’ân’ın nurlarıyla mukabele edilebilir.”2 Talimatını alan Bediüzzaman, “Kur’ân-ı Hakîm’in hizmeti bize, kat’î bir surette siyaseti yasak etmiş.”3 buyurmuş ve kendisi din adına bir siyasî yapılanmaya gitmediği gibi, talebelerini de böyle yapılanmalardan men etmiştir.

SİYASETLİ CEREYANLAR NEDEN YASAK?

Keza bu sebepledir ki, “Neden, ne dâhilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka peyda etmiyorsun? Ve Risale-i Nur ve şakirtlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan men ediyorsun? Hâlbuki eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden, binler adam Risale-i Nur dairesine girip, parlak hakikatlerini neşredeceklerdi. Hem bu kadar sebepsiz sıkıntılara hedef olmayacaktın.”

Diye soranlara Bediüzzaman şöyle cevap vermiştir: “Bu alâkasızlık ve içtinabın en ehemmiyetli sebebi: Mesleğimizin esası olan ihlâs bizi menediyor. Çünkü bu gaflet zamanında, hususan tarafgirâne mefkûreler sahibi, her şeyi kendi mesleğine âlet ederek, hatta dinini ve uhrevî harekâtını da, o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. Hâlbuki hakaik-ı imaniye ve hizmet-i Nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şeye alet olamaz. Rıza-i İlâhîden başka bir gayesi olamaz. Hâlbuki şimdiki cereyanların tarafgirâne çarpışmaları hengâmında bu sırr-ı ihlâsı muhafaza etmek, dinini dünyaya alet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanların kuvveti yerine, inayet ve tevfik-i İlâhiyeye dayanmaktır.”4

Dipnotlar:
1- Buharî, Nikâh, 91.
2- Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2007, s. 233.
3- Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2007, s. 467.
4- Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2007, s. 728, 729.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Ahir zamanın dehşetli cereyanları
1.856
Samsun Vezirköprü’den Nahit Yaşar: “Üstad Hazretleri, ahir zamanın din aleyhindeki dehşetli cereyanlarının zuhur ettiği zamanda, bu cereyanlara siyaset yoluyla galebe edilemeyeceğini söylüyor. Bunu aç...
Bediüzzaman, Türkiye gündeminde
89
HER FIRSATTA ILANAT Önce menhus darbe fitnesiyle ilişkilendirildi, oradan karartılmaya çalışıldı. Tutmadı. İlahiyatçı hocalar eliyle bütün cemaatlere fitne pisliği sıçratılmak istendi. Allah’tan ...
Siyasal İslâmcıların dine verdiği zararlar
1.541
Nurettin Tokdemir: “Siyasal İslâm tabirinde bir mahzur var gibi duruyor. Varsa onun yerine ne söylenmeli? İslâm’ın siyasalı olur mu?” “SİYASAL İSLÂM” SÖYLEMİNİN ELEŞTİRİSİ Bazı tabirler vardır...
Risâlelerde Mutezile eleştirisi
2.436
Yaşar Bey: “Mu’tezile mezhebinin Üstad Bedîüzzaman’ca eleştirilen görüşleri nelerdir?” Mutezile lügatte “ayrılanlar” demektir. Başta kader ve kaza olmak üzere bazı itikadî konulardaki görüşleriyle eh...
Dairelerin neresindeyiz?
708
Ahmet Bey: Kastamonu Lâhikasında bulunan şu cümleyi müşahhas bir misal ile açıklar mısınız? “Siyasî geniş daireleri merakla takip edenlerin, küçük daireler içindeki vazifelerinde maddî ve manevî pek ç...
Bir dine inanmak alışkanlık mıdır?
677
Güney Kore Seul Üniversitesinden Büşra Çetin: “Bir dine inanmak alışkanlık mıdır?” HAK DİN BİR İHTİYAÇTIR Bir dine inanmak alışkanlık mıdır? Yoksa bir din, alışkanlıkları kontrol eden güçlü bir di...
Dinde güç yetirilemeyecek emir yoktur
811
Hüseyin Bey: “Bakara Sûresinin 286. âyetinde geçen ‘Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme’ denmesinin hikmeti ...
Mehdî meselesinin fazlaca konuşulmasının mahzurlari var mı?...
1.619
Mehdî meselesinin Risâle–i Nur dairesi içinde fazlaca konuşulmasının, tartışılmasının mahzurları var mı? Mahzurları elbette ki var. Bunlara, aynen iktibas suretiyle şöylece değinmek mümkün: “O gel...
Isparta kahramanlarına nasıl arkadaş olunur?
1.585
Yılmaz Bey: “Sen, Risale-i Nur’u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın.” buyuran Üstad Hazretlerini nasıl anlamalıyız?” BİR SADÂKAT MEKTUBU      Bu cümleler Ka...
Risale-i Nur’u niçin çok okumalıyız?
833
Kenan Bey: “Risale-i Nur’u niçin çok okumalıyım? Risaleler okuyucusuna ne kazandırıyor?” RİSALELER İMANIMIZI KUVVETLENDİRİYOR Bir hadislerinde “Lâ ilâhe illallah diyen Cennete girer.”1 buyuran Pey...