Hazret-i Hasan’ın ve Hüseyin’in pak dâvâları

İzmir Çamdibi’nden Mevlüt Gül: “Risale-i Nur’un; hem Hazret-i Hasan’ın altı aylık yarım kalan hilafetinin ahir zamandaki devamı olması, hem de Hazret-i Hüseyin’in yarım kalan hürriyet-i şer’iye mücadelesinin devamı olması ne demektir?”

Onların Dairesi

Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, hem Hazret-i Hasan’ın (ra), hem de Hazret-i Hüseyin’in (ra) hem manen, hem maddeten, hem cismen, hem ruhen, hem aslen, hem neslen, hem anneden, hem babadan torunu olduğu gibi, Bediüzzaman’ın dâvâsı da o iki Cennet Efendisi’nin dâvâsının devamı ve mütemmimi niteliğindedir.

O iki reyhanenin dâvâlarını ahir zamanda Risale-i Nur temsil ediyor.

Bediüzzaman bunu şöyle ifade ediyor: “Üveysi bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azamdan (ks) ve Zeynelabidin (ra) ve Hasan, Hüseyin (ra) vasıtasıyla İmam-ı Ali’den (ra) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.” 1

Nitekim Nebi-yi Zişan Efendimiz (asm) buyurmuştur: “Biz Abdülmuttalib’in evlâtları, ümmetin efendileri yedi kişiyiz: Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî’dir.” 2

Hilafetin Gerçek Karakteri

Peygamber Efendimiz (asm): “Benden sonra hilâfet otuz senedir. Ondan sonra ısırıcı saltanat gelir.” buyurmuştur. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (asm) hilâfet ile saltanatı net olarak ayırıyor. Nitekim ilk otuz yılda hilâfet; adalet, hak, hukuk, merhamet, şecaat, şehamet, feragat, isar, hürriyet-i şer’iye gibi ne kadar güzel haslet varsa yaşanan bir değerler zincirinin mümessilidir. Yönetimde hürriyet-i şer’iye hâkimdir. Yönetilenler, yönetenleri sadece seçmek ve biat etmek değil, yönlendirmek, sorgulamak, denetlemek, uyarmak ve gerekirse muhalefet etmek ve kılıçlarıyla doğrultmak haklarına sahiptiler. Hilâfet böyle bir anlayışı ortaya koymuştur.

OKU:   Risale-i Nur’u niçin çok okumalıyız?

İlk otuz yıldan sonra ise, saltanat dönemleri başlamıştır. Her ne kadar isim yine halifelik olsa da, mahiyet saltanattır. Seçim kaldırılmıştır. Yönetenler Bizans’ta olduğu gibi, babadan oğula geçmektedir.

İşte Peygamber Efendimiz (asm) bu sisteme saltanat diyor.

Hürriyet-i şer’iyenin hâkim olduğu yönetim sistemine ise hilâfet diyor.

Hazret-i Hasan ve Bediüzzaman

Hilâfet bir kere daha Risale-i Nur’un riyasetinde ortaya çıkmıştır. Bu hilâfette de başlangıçta olduğu gibi dünyanın saltanatı, alâyişi, nümayişi yoktur. Bu hilâfetin tahtı manevidir.

Kaderin ne büyük lütfudur ki, dünyevî hilâfetin ilga edildiği bir asırda, ipleri ve yönetimi yeniden manevî hilâfet almıştır. Dünyevisi dünyevilerin eliyle ilga edildiği gün, kader eliyle manevisi hizmet başına geçmiştir. Bu hilâfetin hükmü kıyamete kadar bakidir.

İşte Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi Hz. Hasan’ın altı aylık hilâfetinin “bir muavini, bir mütemmimi, bir manevî veledi” hükmündedir ve Risale-i Nur “tam beşinci halife” 3 makamındadır.

Hazret-i Hüseyin ve Bediüzzaman

Hazret-i Hüseyin (ra) her ne kadar halife olmasa da, Yezid’e karşı hürriyet-i şer’iye mücadelesi vermiştir. Yezid, babası Hz. Muaviye öldükten sonra iş başına geçmiş ve Müslümanlardan zorla biat almıştı. Bu ise şeriatin ve hilâfetin karakterine zıttır. Bu sistemde hürriyet-i şer’iye otomatik olarak elden gidiyor. Hazret-i Hüseyin (ra) hilâfetteki hürriyet-i şer’iye için mücadele etmiş ve şehit olmuştur. 4

İşte başlangıçta hürriyet-i şer’iyyeyi, meşvereti, şûrâyı, meşrûtiyet-i meşrûayı, daha sonra milletin söz sahibi olduğu bir dindar cumhuriyeti, ardından demokrasiyi –isimler değişse de bunların hepsi aynı manayı tanımlayan mefhumlardır- Kur’ân’ın nassıyla ve dört mezhebin icmaı ile savunan Bediüzzaman, bu dâvâsı ile Hazret-i Hüseyin’in (ra) muasır bir halefi olduğunu göstermiş bulunmaktadır.

OKU:   Kâinat, Kur’ân’ını okurken

Dolayısıyla Bediüzzaman, hem Hazret-i Hasan’ın, hem Hazret-i Hüseyin’in dâvâsına hamil ve halef bulunmaktadır. Hem beşinci halife sıfatını üzerinde taşıyor, hem de hürriyet-i şer’iye manasını haiz gerçek demokratik değerleri âlem-i İslâm’ın önüne koyuyor.

Dipnotlar:
1- Emirdağ Lâhikası, s. 61.
2- Tılsımlar Mecmuası, Tenvir Neşriyat, s. 207.
3- Emirdağ Lâhikası-1, s. 73.
4- Münâzarât, s. 37

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir