Allah´ın Cemâlini görmenin yolu

Abdullah Bey: “Her şeyi Allah için sevmenin ve Allah sevgisinin âhiretteki sonuçları nelerdir?”

 

Allah sevgisi, bütün sevgilerimizi de kendi rengine boyar. Temelde Allah sevilirse, çocuk da Allah için sevilir, hayat da Allah için sevilir, dünya da Allah için sevilir, eş ve dost da Allah için sevilir, insanlar ve canlılar da Allah için sevilir; her şey Allah için sevilir. Çünkü her sevilmeye lâyık şeyin, Allah’ın bir ikrâmı olduğu ancak Allah sevilirse anlaşılır. Buğz edilecekse de Allah için buğz edilir.

Allah için sevmenin ve Allah sevgisinin âhiretteki karşılığı, ebedî Cennettir, ebedî saadettir, Allah’ın rızâsıdır ve Allah’ın rüyetidir. Allah’ın rızâsına ermek ve Allah’ı görmek Cennette Cennet nimetlerinin ve güzelliklerinin çok üstünde bir güzellik ve saadet kaynağıdır.

Nitekim Resulullah (asm) buyurdu ki: “Allah, Kıyamet günü şöyle diyecek: ‘Benim için birbirini sevenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde onları gölgemde gölgelendireyim!’”1

Resûlullah (asm) bir başka hadislerinde şöyle buyurdu: “Allah buyuruyor ki: ‘Benim celâlim adına birbirini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıbta ederler.”2

“Güzel iş ve salih amel işleyenlere daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır”3 âyetini Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) tefsîr ederken Cennetten de bir pencere açar ve şöyle buyurur:

OKU:   Kaç türlü şirk vardır?

“Cennet ehli Cennete girdikleri vakit, bir çağırıcı: ‘Sizin için Allah katında bir vaad vardır!’ diye çağırır. Cennet ehli: ‘Allah bizim yüzümüzü ak etmedi mi? Bizi ateşten kurtarmadı mı? Bizi Cennete girdirmedi mi?’ der. Melekler: ‘Evet!’ derler. Bunun ardından bir perde açılır ve Allah Kendi Cemalini gösterir. Allah’a yemin ederim ki, Allah Cennet ehline Kendi Cemalini görmekten daha sevgili hiçbir şey vermemiştir.”4

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) bir diğer hadislerinde şöyle buyurmuştur:

“Cennet ehli Cennete amellerinin çokluğu nisbetinde yerleşir. Sonra müsaade edilir ve Rablerini ziyâret ederler. Rabb’in arşı onlara görünür ve Rabb-i Rahîm onlara Cennet bahçelerinden bir bahçede tecellî eder. Onlar için nurdan, inciden, yakuttan, zebercetten, altından ve gümüşten tahtlar kurulur. Onların en alt mertebede olanları, misk ve kâfûr tepesinin üzerinde otururlar ve taht sahiplerinin kendilerinden daha üstün oturma yerlerinde olduklarını sanmazlar. Allah’ın o mecliste kendisiyle karşılıklı konuşmadığı hiç kimse kalmaz. Hattâ onlardan birine Allah (cc): ‘Ey falan oğlu falan! Şöyle ve şöyle dediğin günü hatırlıyor musun?’ buyuracak ve ona dünyadaki vefâsızlıklarından bir kısmını hatırlatacaktır. O da: ‘Ey Rabb’im! Beni bağışlamadın mı?’ diyecek; Allah: ‘Evet! İşte sen, benim bağışlamamın genişliği sâyesinde şu makâmına erdin!’ buyuracaktır.

“Onlar bu durum üzereyken üstlerinden bir bulut kendilerini kaplayacak ve üzerlerine bir güzel koku yağdıracaktır ki, o zamana kadar onun kokusuna benzer hiçbir koku almamışlardır.

OKU:   Allah kalbimizden yaptığımız duâları işitir mi?

“Sonra Rabb-i Rahîm: ‘Sizin için hazırladığım büyük bağışla kalkın ve canınızın çektiğini alın!’ buyuracaktır.

“Bunun üzerine meleklerle çevrili ve içinde gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, gönülden bile geçmeyen güzellikler bulunan bir çarşıya geleceğiz. Canımızın istediği her şey bize taşınacak. Orada satmak ve satın almak yoktur. İşte o çarşıda Cennet ehli birbiriyle karşılaşacaktır. Yüksek mevki sahibi olan kişi gelip kendisinden aşağı olan kişiyle buluşacak,—esasen içlerinde aşağılık kimse yoktur—ve onun üzerinde gördüğü elbise, aşağı mertebe sahibinin gözlerini kamaştıracak. Ancak aşağı mertebe sahibi, son cümlesi bitmeden kendi üzerindeki elbisenin, onun sırtında bulunan elbiseden daha güzel olduğunu fark edecektir. Çünkü Cennette hiç kimsenin üzülmesine mahal ve imkân yoktur. Sonra köşklerimize dağılacağız.

“Hane halkımız bizlere: ‘Merhaba, hoş geldin! Bizden ayrıldığın zamanki güzelliğinden daha üstün bir güzelliğe sahip olarak döndün!’ diyerek karşılayacaklar. Biz de şöyle diyeceğiz: ‘Kudret ve azamet sahibi Cebbâr olan Rabb’imizin meclisinde bulunduk! Böyle dönmeyi hak ettik!.’”5

Dipnotlar:

1- Müslim, Birr 37, (2566); Muvatta, Şi’r 13, (2952), 3342.

2- Tirmizî, Zühd 53, (2391).

3- Yûnus Sûresi: 26.

4- Tirmizî, Cennetin Sıfatları, 2676.

5- Tirmizî, Cennetin Sıfatları, 2673.

Benzer konuda makaleler:

OKU:   “Atan olmasaydı helâk olurdum”

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir