KKTC’den Eyüp AKTAŞ: “İman hakikatlerini okuyarak mı yaşamalı, yoksa yaşayarak mı okumalıyız? Hangisi daha efdal ve tesirlidir?”

İman hakikatlerini hem okuyarak yaşamalıyız. Hem yaşayarak okumalıyız.

1- Okuyarak yaşamalıyız: Çünkü burada hedef yaşamaktır. Araç ise okumaktır. Hedef yaşamak olunca, yani hedef salih amel işlemek olunca, okuyup öğrendikçe salih amele ulaşma performansımız artacaktır. Yani okumak bizi inşallah hedefe taşıyacaktır.

2- Yaşayarak okumalıyız: Burada hedef yine yaşamaktır. Araç ise yine okumaktır.

Bir üstünlük farkı: “Yaşayarak okumak” kavramında okuma ameliyesine de bir mânâ giydiriliyor. Yani yaşayarak okumak, hissederek, zevk alarak, kendini eksiksiz satırlara vererek, kendini muhatap addederek, hakikatin içine bizzat girerek, hakka’l-yakîna ulaşmak idrâk ve ümidiyle okumak demek olur. Merhum Ali Fuad Başgil, okuma başına geçen genci, sipere yatan askere benzetir. Siperdeki askerin bir an gözünü hedeften ayırması nasıl kendisi ve vatanı için felâkete sebep olabiliyorsa; kitap başındaki gencin de bir an nazarını ve dikkatini, kitapta okuduğu hakîkatten uzaklaştırması, hakka ve hakikate erişmesini o oranda yavaşlatacaktır. Öyleyse îmân hakîkatlerini gazete veya roman okur gibi değil; yaşayarak, hissederek, zevk ederek, kelime kelime hakîkat devşirme talebi ve duâsı ile iç içe okumalıdır. Şüphesiz böyle okuma da, inşallah bizi salih amele ulaştıracaktır.