İhlâs Risâlesini daha sık okuyalım

Abdullah Bey: “Bazen olmadık zamanlarda ortaya çıkan ve hizmetlerimize doğrudan zarar veren ‘birbirini sevmemeyi ve adaveti’ kardeşler arasında nasıl öldürebiliriz?”

Bedîüzzaman Hazretleri İhlâs Risâlesine başlarken, mühim bir uyarı yapıyor: “Bu Lem’a lâakal her on beş günde bir defa okunmalı” diyor. Kendimizi sorgulamaya buradan başlayalım: Okuyor muyuz?

Okumayınca uygulama da olmuyor veya uygulamada aksamalar görülüyor. İhlâsta aksamalar olunca, bu, hizmetimize ve amelimize doğrudan yansıyor. Adâvet ve husûmet de bu boşluktan fırsat bulup kalbimize sokuluyor ve yerleşiyor.

Üstad Hazretleri İhlâs Risâlesinin Birinci Düsturunda halkın beğenisiyle Hakkın beğenisini mukayese ediyor. Buna göre, hareket noktamız ya halkın beğenisi olacaktır, ya da Hakkın beğenisi. Halkın beğenisini esas alırsak orada adâvetin ve husûmetin bulunması olağan bir şeydir. Bundan şikâyet etmemize gerek yoktur.

Hakkın rızasını esas aldığımızda ise, buraya kardeşler arası adâvet girmez. Çünkü burada hakem Haktır, yargıç Haktır, yaratıcı Haktır, sorgu sahibi Haktır, rızâ sahibi Haktır. O’nun rızâsı ise birbirimizi itham etmekte, suçlamakta, yargılamakta ve gıyâben mahkûm etmekte değil; affetmekte, bağışlamakta, sîneye çekmekte, yutmakta, Allah’a havâle etmekte ve uhuvveti bozucu tavırlardan uzaklaşmaktadır. Eğer bunun tersini yapıyorsak orada ihlâs, yani Hakkın rızâsını kazanma endişesini arayabilir miyiz?

İhlâs Risâlesinin İkinci Düsturunda Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerimizi tenkid etmemeyi ve onların üstünde fazîlet satıcısı durumuna düşerek onların gıpta damarını tahrik etmemeyi ısrarla ve bir prensip çerçevesinde işliyor.

Bu düsturun aksine olarak; eğer birbirimizi tenkid ediyorsak, eğer birbirimizin fazîletini yetersiz görüp kendi fazîletimizi öne sürüyorsak, onların gıpta damarını tahrik etmiş oluruz. Burada ise adâvet ve husûmet yol bulup kalbimize girer. Bir yerde tenkid varsa, fazîlet satıcılığı varsa, orada adâvet, haset, husûmet, fitne…vs. gibi alçak damarlar da vardır. Olmasın dersek, tenkîdden ve fazîlet satıcılığından vazgeçmemiz gerekecektir. Vazgeçmiyorsak, adâvetten ve husûmetten boşuna ne diye şikâyet ediyoruz? Boşuna ne diye kendimizi aldatıyoruz?

İhlâs Risâlesinin Üçüncü Düsturunda Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, bütün kuvvetimizi ihlâsta ve hakta bilmemiz gerektiğini bildiriyor. Bu düstura göre, kardeşlerimizin nefislerini şerefte, makamda, halkın teveccühünde, hattâ maddî menfaat gibi nefsimizin hoşuna gidecek şeylerde nefsimize tercih etmeliyiz.

Aksi olursa, yani kendi nefsimizi şerefte, makamda, halkın beğenisinde veya maddî menfaatlerde tercih edersek orada adâvet başlar, husûmet başlar, kin başlar, nefret başlar, fitne başlar, fesât başlar. Kendi nefsimizi tercih etmemizin normal ve tabiî sonucu budur çünkü. O zaman da bütün bunlardan şikâyet etmeye hakkımız olmaz. Kardeşler arasında neden adâvet var, sorusu boşlukta kalır. Bütün barış çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûm olur. Çünkü Üçüncü Düstur tersine işletilmektedir.

Dördüncü Düsturda Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, en zor prensipleri vazediyor. Buna göre kardeşlerimizin meziyetlerini şahıslarımızda göreceğiz, fazîletlerini ve üstünlüklerini kendimizde bileceğiz ve kardeşlerimizin şerefleriyle iftihar duyacağız.

Biz ise kendi kişisel beğenilerimizi ön plâna çıkarıyoruz, hatırsız nefsimizin yanımızdaki hatırından dolayı bu prensibi tersine işletiyoruz ve bu prensibin uygulanırlığını ortadan kaldırıyoruz. İşte düşmanlık da, adâvet de, husûmet de buradan sonra sökün edip geliyor. Biz muhabbete liyâkat göstermeyince, adâvet, husûmet, ihtilâf ve ikilik bir İlâhî tokat olarak geliyor. Kaynaşma ve kardeşlik sünnetini böylece rafa kaldırmış oluyoruz. Şüphesiz bunun âhirette vebali ve günahı vardır!

Bizim bu düsturda tersine işlettiğimiz bir prensip de, “fenâ fi’l-ihvân” prensibidir. 1 Eğer sırf bu prensibi işletsek emin olun aramızda hiçbir dert, hiçbir münâkaşa, hiçbir husûmet ve hiçbir fitne kalmayacak! Çünkü zaten kardeşimizde fenâ olmuşuz! Bunun gereği olarak kardeşimizin meziyetini meziyetimiz saymışız, kardeşimizin kusurunu ve hatâsını da kusurumuz ve hatâmız bilmişiz. Tefânî sırrı budur! Burada eleştirmek ve suçlamak yoktur. Eleştirmek ve suçlamak olmayınca fıtrî olarak adâvet de olmayacaktır, kin de olmayacaktır, garaz da olmayacaktır! Çünkü şeytan fırsat bulup kardeşler arasına giremeyecektir!

Oysa bu sırrı tersine işlettiğimizde, yani ya yalnız nefsimizle fânî olduğumuzda, ya da yalnız sevdiğimiz ve tercih ettiğimiz kardeşlerimizle fânî olduğumuzda, diğer bir grup kardeş dışarıda kalmaktadır! Ne var ki buna da hakkımız ve haddimiz bulunmamaktadır. Bir grup kardeşi dışarıda bırakmayı ihlâs prensipleri ile izah etmek mümkün değildir.

Dışarıda bıraktığımız bu bir kısım kardeşlere karşı tefânî sırrını işletmemekteyiz. İşte burada da kin ve garaz, adâvet ve husûmet, nefret ve ihtilâf yol bulup girebilmektedir.

Kardeşler arasında İhlâs Risâlesini hakem kılmaya şiddetle ihtiyacımız vardır.

Dipnotlar:
1- Lem’alar, 167

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Allah için olmak ne demektir?
130
Habib Bey: “Üstad Hazretleri “Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız.” diyor. Neden Allah için olmalıyız? Allah’ın buna ne ihtiyacı vardır?”Akrabalara iyilik etmeyi nasıl anl...
Nur Mesleğinin Rüknü : İhlâs Risâlesi
2.480
Abdullah Bey: “Bazen olmadık zamanlarda ortaya çıkan ve hizmetlerimize doğrudan zarar veren kini, öfkeyi, tarafgirliklerin doğurduğu soğuklukları kardeşler arasında nasıl öldürebiliriz?” İçtikçe iç...
Îsâr hasleti
432
Hasan Bey: “İhlâs Risâlesinin Üçüncü Düsturunda, “Eğer ‘ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim’ arzûnuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mabeyninizdeki sırr-ı ihlâsa ...
Amelde çetin bir değer ölçüsü: İhlâs
145
Murat Hekim: “İhlâs, Muhlis ve Muhlas kelimeleri ne demektir? Aralarında ne gibi farklar vardır?” Önce İhlâs İhlâs amelde samimiyeti, dinde ciddiyeti, Allah korkusunun kişinin ruhunda meydana geti...
Bir zerre ihlâsın üstünlüğü
1.029
Harun Yurttaş: “Okuduğum kitaplardaki âlimlerin hayatlarına bakıyorum, nerdeyse hepsi birbirine benzer durumda. Sürekli ibadet-ü taat, riyazat, dünya ve dünya işlerini terk eyleme, bazılarında evlenme...
Gerektiğinde 3 günden fazla küs kalınır mı?
5.452
Ahmet Ser: “13 Söz’de Üstadımız diyor ki: ‘Eğer barışmak olmazsa, iki taraf da daima korku ve intikam azabını çekerler. Onun içindir ki, “üç günden fazla bir mü’min diğer bir mü’mine küsmemek”1 İslâmi...
Mesleğimizin esasları ve İhlâs Risalesi
871
Celal Sağır: “İhlâs Risalesinde geçen, ‘Cadde-i Kübrâ-yı Kur’âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.’1 Cümlesini açar m...
Kayayı yerinden oynatan ihlâs
2.254
Bu rumuzlu okuyucumuz: “Allah için yaşamanın âhirette büyük sevap kazandıracağı ve Allah’ın rızasına vesile olacağı malûm. Dünyada da bunun ecir ve mükâfatını görür müyüz? Bunun dünyevî kerameti olur ...
Ahiret kazancında ortaklık
965
Recep Albayrak: “İhlâs Risalesi’nde geçen iştirâk-i a’mâl-i uhrevî hakikati ve bu hakikat için verilen ‘iştirak-i emvâl’ örneğinde zararlardan bahsediliyor. Burayı açar mısınız?” İŞTİRÂK-İ AMÂL BER...
Bediüzzaman’dan önemli bir kardeşlik formülü
2.243
İsmi mahfuz okuyucumuz: “Kendimizi eleştireceğimiz yerde, birbirimizi daha çok eleştiriyoruz. Af ikinci plâna atılıveriyor. Bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mıdır? Mü’minin hatası karşısında uhuvv...
Talak üzerine
1.635
“Karı koca kavga esnasında, koca karısına “Defol git!” veya “Git babanın evine!” gibi sözler söylerse nikâh gider mi? Benzeri sözler müteaddit zamanlarda kavga esnasında tekrarlanırsa talak vâki olur ...
Şeytan niyetimizi bilir mi?
572
Osman Bey: “Şeytan niyetimizi bilir mi? Bilemezse bizi nasıl kandırır?” Şeytan niyetlerimizin tamamını değil, bir tanesini bile bilmez. Fakat şeytan bizim huyumuzu, suyumuzu, yapımızı, tabiatımızı, n...
Nurdaki ihlâsı bozmamak için
1.037
H. Aksoy: “İhlâs Risâlesinin Üçüncü Düsturunda, “Eğer ‘ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim’ arzûnuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mabeyninizdeki sırr-ı ihlâsa z...
Öfkeyle boşama gerçekleşmez
34.301
“İslâmda tahlil meselesi nedir? Erkek eşine üç kez “boş ol” derse, eşiyle yeniden evlenmesi için şart nedir? Yeni bir nikâh için kadın başka bir erkekle mi evlenmeli?” İslâm Hukûkunda eşler arası çek...
Kızgınlık anında “Boş ol!” demek
1.799
“Eşim kızgınlık anında bir kez ‘boş ol’ dedi. Sonra geçti. Tekrar bir araya gelirken nikâh gerekir mi? Evliliğe devam etmek doğru mu?” “Boş ol!” demek kızgınlık geçirici bir küfür eylemi değildir. Be...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir