Allah namına almak ve vermek

İstanbul’dan Ömer Özer: “1. Söz’de geçen ‘Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız..’ cümlesini açıklar mısınız? Acaba Üstad hazretleri burada besmeleyi mi kastediyor? Bir kişinin Allah namına verip vermediğini nasıl anlarız?”

Kâinatın sahibi, bizim Sahibimiz, Sânî’imiz, Rabb’imiz, Hâlık’ımız, Râzık’ımız Allah’tır. Gökte ve yerde ne varsa Allah’ın adını anar, Allah’ın adı ile başlar, Allah’ın adı ile işler. Allah’ın adı ile hareket eder. İnsanoğlununkiler dışında hiçbir varlığın davranışlarında, hareketlerinde, işleyişinde hata, kusur, ihmalkârlık ve itaatsizlik görülmez, hiçbir şey vazifesini terk etmez. Her şey saat gibi yorulmadan, bıkmadan, hata yapmadan kendisine yaratılışta verilen fıtrî vazifesine koşar, koşar, koşar. İşte bu koşu, Allah’ın adıyla başlar, Allah’ın adıyla devam eder, Allah’ın adıyla sona erer. Bunu bize Kur’ân bildirir. Kur’ân buyurur ki:

* “Yedi gökle yer ve onların içinde bulunan herşey Allah’ı tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, Allah’a hamd edip O’nu tesbih etmesin. Lâkin siz onların tesbihini anlamazsınız. Şüphesiz O Halim’dir, Gafûr’dur.”1

* “Gökgürültüsü hamd ederek, melekler de Allah korkusuyla O’nu tesbih eder.”2

* “Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder.”3

* “Göklerde ne var, yerde ne varsa, her şeyin hakikî sahibi olan, her türlü noksandan münezzeh bulunan, kudreti her şeye galip olan ve hikmeti her şeyi kuşatan Allah’ı tesbih eder.”4

OKU:   Vermek istemeseydi istemek verir miydi?

* “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder. Her şeyin mülkü O’nundur. Her türlü hamd O’na mahsustur. O her şeye hakkıyla kadirdir.”5

“Bismillah” kelimesi Allah’ın adını zikirdir. Her şeyin Allah’ın adını zikrettiği gerçeğiyle, bizim her işin başında neden “Bismillah” dememiz gerektiğini Birinci Söz’de harika bir şekilde izah eden Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî hazretleri, varlıkların Allah’ın adını nasıl andıklarını geniş örneklerle nazara vererek, tesbihi ifade eden âyetleri tefsir eder. Her şeyin Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket ettiğini, zerrecikler gibi tohumların ve çekirdeklerin başlarında koca ağaçları bunun için taşıdığını, dağ gibi yükleri bu güç ve kudretle kaldırdığını beyan eden Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, meselâ her bir ağacın “Bismillah” dediğini, Rahmet hazinelerinin meyvelerinden ellerini bu güçle doldurduğunu ve bizlere bu kudretle tablacılık ettiğini; her bir bahçenin “Bismillah” dediğini, bu kudretle Kudret mutfağından bir kazan olduğunu, böylece çeşit çeşit pek çok muhtelif lezzetli yiyeceklerin içinde beraber pişirildiğini; her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanların “Bismillah” dediklerini, bu güçle Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olduklarını ve bizlere Rezzak namına en latîf, en nazîf ve hayat kaynağı gibi bir gıdâyı takdim ettiklerini; her bir bitki, ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarlarının “Bismillah” dediklerini, yani Allah nâmına, Rahman namına dediklerini, sert olan taş ve toprağı bu kudretle delip geçtiklerini kaydeder.

OKU:   İçimizdeki iki kişi!

“Madem” der Bedîüzzaman, “her şey manen Bismillah der, Allah namına, Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi ‘Bismillah’ demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.”6

Allah namına almak ve vermek, Allah için alıp vermektir. Bunu, alırken ve verirken Allah’ın adını anarak ifade ederiz. Yani “Bismillahirrahmanirrahîm” deriz. Bunu içimizden söyleriz.

Alırken, bize verenin Allah namına verdiğini kabul ederiz. Bilmiyorsak-–ki başkasının iç dünyasını bilmek imkânı genelde yoktur—Allah’a inananlar hususunda hüsn-ü zan yaparız. Başkalarından veya tanımadığımız birilerinden almaya mecbur olduğumuzda da, biz alırken “Bismillah” deriz.

Resûlullah Efendimiz’e (asm): “Bize et getiriyorlar; keserken besmele çekip çekmediklerini bilmiyoruz. Bunu yiyelim mi? Yemeyelim mi?” diye sorulmuş; Allah Resûlü (asm): “Allah’ın adını anın ve yiyin!” buyurmuştur.7

Duâ

Ey adını ananın adını anan! Ey hatırlayanı hatırlayan! Ey unutanı unutan! Ey şükredene artıran! Ey merhamet etmeyene merhamet etmeyen! Ey kendini beğeneni zelil kılan! Ey hiç kimseye zulmetmeyen! Ey zalime zillet veren! Ey Müzill-i Cebbar! Bizi düşürme! Bizi alçaltma! Bizi zelil kılma! Bize zillet verme! Dünyada ve ahirette bize hasenat ihsan et! Bizi Cehennem azabından koru! Âmin!

Dipnotlar:

1- İsrâ Sûresi: 44,
2- Ra’d Sûresi: 13,
3- Haşir Sûresi: 24,
4- Cuma Sûresi: 1,
5- Tegâbün Sûresi: 1,
6- Sözler, s. 12, 13,
7- Buhârî, Tevhîd, 13

OKU:   Kalın cehalet perdelerini kim yırtacak?

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir