Cemaati sıkıntılarda kaderin hissesi nedir?

Refik bey: “Cemaati sıkıntılarda kaderin hissesi nedir? İşi kadere vererek sorumluluğu atmak olur mu?”

KUSUR NEFSİME AİTTİR

İşi kadere vermek sorumluluktan kaçış olur.

Sorumluluğu başkasına yıkmak da meşrû değildir. Sorumlu ne kader, ne başkası! Sorumlu benim nefs-i emmaremdir demem en doğrusu!

Öyle ya, nefsim varken başkasını neden mes’ul bileyim ki? Çünkü her ikisinden de nefs-i emmaremi tebrie etme ve temize çıkarma manası çıkar ki, bu bir vahamettir. Çünkü nefs-i emmarem cümleden ednadır.

Vazife ve dâvâ ise nefsimden âlâdır!

Şahs-ı manevinin gidişatına ayak uyduramamış isem eğer –ben kendi şahsımı kast ediyorum- kusur bendedir derim, demeliyim. Bundan şahs-ı maneviyi mes’ul bilemem!

Kaldı şeytan!

Şeytanın öyle bir gizli örgütü var ki, bizim dünyamızda CIA gibi, Soros gibi fitne işinde uzmandır!

Şeytanın mes’uliyeti varsa da, onun hesabı kitabı ayrıdır.  Ben Nur Talebesiysem eğer, suçu kusuru şeytana vererek veya kardeşime yıkarak ya da kadere atarak, kendi nefsimi kusurdan takdis edemem!

O zaman kusur bendedir!

NEFSİMİ İTHAM ETMELİYİM

Yani şöyle düşünmeliyim: Bu sıkıntıda benim kusurum nedir?  İnatçı mıyım, garazkâr mıyım, tarafgir miyim, haris miyim, hasud muyum, iradesiz miyim, düşüncesiz miyim, faziletfüruş muyum, kendimi beğenmiş miyim? Bunlardan biri ya da bir kaçı olabilir. Eğer kendi içime dönersem ve kendimi yargılarsam kusurumun ne olduğunu anlarım.

Çünkü Üstadım diyor ki: “Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden şeytanın şerrinden kurtulur.”1 Yok, eğer hep kusuru başkasında ararsam ve kendi nefsimi kusurdan tenzih edersem,  başka tokat aramama ne hacet? Bu halin kendisi benim için ayn-ı tokat değil mi?

NEFSİMİ KINAMAM İÇİN DUÂYA İHTİYACIM VAR

Öyleyse benim özellikle, kardeşlerimi değil, nefsimi kınamam lâzım!

Hadiseler eksik olmaz. İmtihanların arkası kesilmez. Elekler bitmez!

Bunun için kardeşlerimden duâ istemeliyim.

Her imtihanda istikamette kalabilmek, her elekte makbul yerde olabilmek, her çalkantıda doğru yerde durabilmek gerçekten bir lütf-u İlâhî…

Eğer eğrilirsem sadece kendim eğrileyim, başkasına kötü model olmayayım.

Bunun için de kardeşlerimden duâ almalıyım.

ŞİDDETLİ ELEKLERDEN GEÇİYORUM

Üstad Hazretlerinin, herkesi titreten şu sözü kulaklarıma değil, yüreğime küpe olmalı:

“Siz bu şiddetli imtihana girmek ve inceden inceye sizi kaç defa altın mı, bakır mı diye mehenge vurmak ve her cihette sizi insafsızca tecrübe etmek ve “Nefislerinizin hisseleri ve desiseleri var mı, yok mu?” üç dört eleklerle elenmek; hâlisâne, sırf hak ve hakikat namına olan hizmetinize pek çok lüzumu vardı ki, kader-i İlâhî ve inâyet-i Rabbâniye müsaade ediyor.”2 Ben şimdi mahşere bakıyorum: Elimdeki nimetin değeri nispetinde sorumluluğumun yüksek olduğunun farkında değil miyim yoksa, diyorum ve titriyorum! Sorumluluğum nispetinde mahşerde hesabım, sorgum ve yargı şiddetim artacak!

Kur’ân, “Biz resul göndermedikçe azap etmeyiz”3 buyuruyor.

Bu âyetin mefhum-u muhalifi: “Biz resul gönderirsek azap ederiz.” demektir.

Çünkü resulün tebliği ile birlikte sahip olduğunuz nimet, katlandıkça katlanıyor! İman, ihlâs, istikamet, sadâkat, uhuvvet, tevazu, nezahet, afv, safh, müsbet hareket, mahviyet, tesanüt, ittihad, ittifak, muhabbet, isar, fenafil’l-ihvan gibi pırlanta Kur’ân faziletlerini ehil bir irşad kutbundan ders almışım!

Keza küfre ve zulme edna bir meylin zararını, kinin, garazın, ucbun, yeisin, riyanın, gıybetin, hazz-ı nefsin, enaniyetin, menfi ihtilafın, adavetin, tenkidin,  hubb-u cahın, teveccüh-ü âmmenin rezaletlerini bir Ferid-i Devrandan öğrenmişim!

Haliyle, imtihanım şiddetli, eleklerim insafsız olacak!

Ben duanıza muhtacım!

Dipnotlar:
1- Lem’alar, s. 91.
2- Şuâlar, s. 448; Tarihçe-i Hayat, s. 519.
3- İsra Sûresi: 15.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

İcmâ, istişâre ve yönetim sorumluluğu
943
İstanbul/Güngören’den Fırat Çelik: “Demokrasiyi İslâm için bir araç mı yoksa amaç olarak mı algılamalıyız? Yani beşerin eseri olan bir sistemi nasıl kabul edebiliriz? ‘Allah’ın indirdikleriyle hükmetm...
İnsanlığın imtihanı: Haiti Depremi
680
Salih Sütçüoğlu: “Haiti depremini kaderin hükmü, rahmet ve İlâhî adalet açısından değerlendirir misiniz? Ölenlerin ve mağdur olanların ahirette durumu nedir?” Öncelikle bu büyük felâket nedeniyle Ha...
Hak ve sorumluluklarımızı bilmek
1.281
Erdem Bey: “Kul hakkı nedir? Kul hakkı mahşerde nasıl giderilecek? Kulun, ‘Benim hakkımı yedi. İlla da Cehennem’de yak’ demeye yetkisi var mı? Kul hakkının affı ve tövbesi nasıl olur?”   İslâ...
Rezzak ismi üzerine
452
Abdullah Bey: “Allah’ın Rezzak ismi hakkında Risâle-i Nur’da ne gibi açıklamalar vardır?”   Allah’ın Rezzak olması, kullarına maddî-manevî rızk verici olması demektir. Cenâb-ı Allah can ve y...
Kaderi nasıl algılamamız gerekiyor?
1.454
Kadriye Hanım: “Kaderi nasıl algılamamız gerekiyor? Bir insanın yazısı küfürden yazılmışsa, âhirette neden azap görecek? Mârifetnâme’de İbrahim Hakkı Hazretleri: ‘Kaza ve kader hak olduğuna ve mutlaka...
Namazın vazgeçilmez bir sünneti: Tesbihat
1.882
Yağcı rumuzuyla soran okuyucumuz: “Namazdan sonra okunacak tesbihat nedir? Hükmü ve anlamı nedir?”   Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım fark etmez; namazdan sonra t...
Allahü Teâlâ bir insanın küfrünü neden istesin?
484
İsmail CAN: Hz. Mevlânâ, “Küfrümüz kaderden ise razıyız, bizden ise razı değiliz (tevbe ederiz)” diyor. Allahü Teâlâ vaad ve vaidinden dönmediğine göre ve bu dünyaya imtihan için gönderdiğine göre bir...
Kaderi anlayalım
1.016
Fatma Şengün: “Kader meselesini açar mısınız? Meselâ ben bir insanı öldürdüm; bu benim ve onun kaderimizde mi vardı, yoksa ben mi istedim? Bu meselede suçlu kimdir?”   Bedîüzzaman Hazretler...
“Ey göz, güzel bak!´´
547
Ankara’dan okuyucumuz: “Güzelliği neye göre tanımlayacağız? Gözün bakmakla mükellef olduğu ve bakmaktan sorumlu olduğu güzellikler nelerdir?”   Güzel, nefs-i emmârenin hoşlandığı ve mânâ-yı is...
Kaderi nasıl anlayalım?
607
Tarimu rumuzlu okuyucumuz: “Sizin bir hurma ağacını kesmeniz de, kesmeyip bırakmanız da Allah’ın izniyledir.” (Haşir Sûresi: 5) âyetine göre, insandaki cüz’î irade kavramı ortadan kalkmıyor mu? Çünkü ...
Duâmız ve kaderimiz
572
Aydın Zaloğlu: “Kaza ve kader inancında duânın yeri nedir?” DUÂ VE KADER İNANCI BİRBİRİYLE ÇELİŞMEZ İmanın altı esasından birisi kadere imandır. Kadere iman, her şeyin Cenâb-ı Hakk’ın bizzat ilmiyle...
Akıl ve sorumluluk
899
Kahraman rumuzlu okuyucumuz: “Akıl, mantık ve şuur kavramlarını açıklar mısınız? Hangi durumlarda teklif yoktur?” AKIL, MANTIK VE ŞUUR Akıl; sözlükte, iyiyi kötüden, faydayı zarardan, menfaati maz...
Her ölüm ecel ile gelir
7.145
Tahsin Bey: “Üstad Bediüzzaman Hazretleri 13. Söz’de katil ve maktul hakkında: “Ecel birdir, değişmez. O maktul, her halde, ecel geldiğinden daha ziyade kalmayacaktı; o katil ise, o kaza-i İlâhiyeye v...
Ahirzaman ve Nefis
2.203
Ankara’dan A.V.: “Peygamberimiz (asm) ‘Ahirzamanda hiç kimse nefsine hâkim olamaz!’ buyuruyor. Böyle fetret derecesinde dehşetli ve tehlikesi çok olan bir zamanda olmamızın acaba bir müjde tarafı var ...
Kader kaleminin cızırtısı
694
Konya’dan okuyucumuz: “Buhari’deki bir rivayete göre Peygamber Efendimiz (asm) miraçta kader ve kader kaleminin cızırtısını işitiyor. Kader ve kaza daha önce yazılmamış mıydı? Bu rivayeti değerlendiri...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir