Zuhr-u âhir namazı

“Cuma namazının bir beldede ayrı yerlerde kılınmasından dolayı namazın kabul olmaması nasıl söz konusu olabilir? Zuhr-u âhir namazını neye dayanarak kılıyoruz?”

 

Peygamber Efendimiz’in (asm) dönemi ile dört Halife devrinde her şehirde bir yerde Cuma namazı kılınıyordu. Zaten Cuma namazı adından da anlaşılacağı üzere, Müslümanları en fazla bir araya toplamayı ve kaynaştırmayı hedefleyen bir namazdır.

Daha sonraki dönemlerde şehirlerin nüfusu (Kendisine Cuma namazı farz olanların sayısı) arttıkça tabiî olarak “bir” cami ihtiyacı karşılamamaya ve yeni camilere ihtiyaç duyulmaya başladı. Fakat bir şehirde ihtiyacın üzerinde cami yapılması halinde Müslümanların dağılacağı, bu durumunda cumanın hikmetine uygun düşmeyeceği temelinden hareketle ihtiyacın üzerindeki camilerde Cuma namazı kılınmasına cevaz verilmedi.
Cevaz ve izin verilmeyen camilerde ise Cuma namazı kılmak sahih bulunmamaktadır. Çünkü sıhhat şartları oluşmamıştır.

Bir şehirde hangi caminin ihtiyaçtan fazla olduğu bilinmediğinde, o şehirde Cuma namazı kılan Müslümanların, ihtiyaç fazlası camide Cuma namazı kılmış olabileceği; dolayısıyla namazlarının sahih olmayabileceği kanaatiyle, Müslümanların Cuma namazını müteakip o günün öğle namazını da kılmaları öngörülmüştür. Hatta sıhhat ölçüsü olarak böyle fazla câamili şehirlerde iftitah tekbirini önce alan-sonra alan ayrımı bunun için yapılmıştır. Yani iftitah tekbirini en geç alan cemaatin kıldığı Cuma namazının sıhhati bunun için tartışılmıştır. İşte her ihtimale karşı müçtehid imamlarca zuhr-u ahir namazına (yani vaktin öğle namazına) bundan dolayı hükmedilmiştir.

OKU:   Sabah namazında kunut duası okumanın hükmü

Fakat günümüzde, şehirlerimizde ve yerleşim birimlerimizde, kendisine Cuma namazı farz olan nüfusun camilere nispetle bir hayli artış gösterdiği, mevcut câmilerin zaten sayıca ihtiyacın bir hayli altında bulunduğu ve hepsine de Cuma namazı kılmak için izin verildiği dikkate alınırsa, böyle şehirlerde ve yerleşim merkezlerinde (Cuma namazı kılmak için izin verilen câmilerde) sıhhat probleminin olmadığı anlaşılmaktadır. Sıhhat şartları oluştuğunda ise kılınan Cuma namazı—Allah’ın izniyle— sahih olacağından, vaktin öğle namazını, yani zuhr-u âhir namazını kılmaya ihtiyaç bulunmamaktadır. Doğrusunu Allah bilir.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir