Kabına sığmayan bir cevher: Ruh

Ahmet Dağıstanlı: “Asa-yı Musa’da geçen, ‘Sabit, daim, fıtrî kanunlar gibi ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş ve kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Ve bir seyyale-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir.” cümlesi ruhu anlatıyor. Bazıları ise ruhun Allah’ın nurundan yaratıldığını söylüyor. Bu cümleyi açıklar mısınız?”

RUH CEVHERİNİN SADEFİ

Ruhun ne olduğu Resûlullah Efendimiz’e (asm) sorulmuş; Allah Resulü (asm) soruyu vahye havale etmiş ve Cenâb-ı Hak’tan şu vahiy gelmiştir: “Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh Rabb’imin emrindendir. Size o ilimden ancak az bir şey verilmiştir.”1

Bize ruh bilgisinden az bir şey verildiği bildirildiğine göre, ruhla ilgili ulaşabildiğimiz bilgilerin çok fazla olmadığını başta teslim edelim. Yukarıdaki âyeti tefsir ederken ruhun tanımı üzerinde önemle duran Bedîüzzaman Saîd Nursî (ra), der ki: “Ruh; zihayat, zîşuur, nuranî, vücûd-u haricî giydirilmiş, cami, hakîkattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kânun-u emridir.”2

Tanımdan yürümeye çalışalım: Ruh hayat sahibidir. Ruh şuur sahibidir. Ruh nuranîdir. Ruha vücûd-u haricî giydirilmiştir. Yani, bu ilâhî emre, haricî bir hüviyet ve mahiyet kazandırılmıştır, hususî bir kapsamlılık ve bütünlük verilmiştir.

Burada, “haricî vücut” kavramı içinde meleklerin her birinin ayrı özelliklere sahip olduğunu, cinlerin her birinin müstakil mahiyetinin bulunduğunu ve insanların her birinin hususî birer hüviyete sahip olduğunu anlamak mümkün. Her bir insana dünyaya gelişinde giydirilen, dünyadan gidişinde soyulan ve Kıyamet Günü tekrar giydirileceği vaad olunan vücut gömleğini bu “haricî vücud” kavramı içinde düşünmemelidir. Çünkü bu cismanî vücut ayrı bir lütuftur; dünyaya ve kıyamete mahsus bir gömlektir; ölümle soyulduğunda ruh yine lâtif cildi ve misâlî bedeni içinde dünyadan berzah âlemine ayrılır.3

Buradaki “vücud-u harici” terimi, Asa-yı Musa’da, “ruhun sadefi olan seyyale-i lâtife”, unvanıyla geçmiştir.

RUH CAMİDİR

Bedîüzzaman’ın tanımına göre, ruh camidir; yani, derinlik ve bütünlük sahibidir; geniştir, kapsamlıdır, Cenâb-ı Hakk’ın ekser isimlerine mazhardır, hadsiz lâtîfeleri ve duyguları bünyesinde barındırır, bir küçük âlem gibidir, cismâniyetle birleştiğinde kâinatın bir fihristesi ve özeti mahiyetindedir.4

Yine Üstad Bedîüzzaman’ın tarifinden hareket ettiğimizde görürüz ki: Rûh hakîkattardır; yani varlığı doğrudan Allah’ın emrine dayanır; sebep olan-sebep olunan ilişkisi olmadan her rûh doğrudan doğruya kendi Hâlık-ı Kerîm’inin, kendi Sâni-i Hakîm’inin emir ve irâdesinden gelmiştir. Hayal değildir. Rü’yâ değildir. Efsane değildir. Mitolojik bir unsur değildir. Allah’ın emrine istinad eden hakikî bir vücuda ve varlığa sahiptir.

Keza, ruh, külliyet kesb etmeye müstaiddir; yani, dar kafesine sığmaz o, kabına sığmaz, gömleğini yırtar, toprağını yarar, bütün kâinatı ardına alır, sadece kâinatın Sahibine muhatap ve müteveccih olur, sadece kâinatın Sahibine yönelmekle huzur bulur; Allah’ın mülkünde sınır tanımaz, hudud tanımaz; bir inkişaf etti mi, bir açıldı mı, bir uçtu mu yıldızlar, güneşler, ulvî âlemler ona dar gelir.5

RUH YARATILMIŞTIR

Nihayet ruh, âyetin de bildirdiği gibi, kânun-u emridir; yani Cenâb-ı Hakk’ın emrinden gelmiş bir kânundur, bir namustur, bir mahsus tabiattır; bir büyük hakikatin çekirdeği, nüvesi ve özüdür.

Melekler de ruhanî varlıklardır. Kur’ân’ın, Hazret-i Cebrail (as) için “Ruh”6, “Rûhu’l-Emin”7, “Rûhu’l-Kudüs”8 gibi saygı ve ihtiram ifadeleri kullanmış olması Hazret-i Cebrail’in (as) vazife ve makamının üstünlüğünü göstermekle beraber, mahiyet olarak da ruhanî olduğunu gösterir.

Ruh, Allah’tan bir emirdir. Allah’ın “Âmir”, “Mürîd”,“Muhyî”, “Alîm”, “Kadîr”, “Hakîm”, “Semî’”, “Basîr” gibi isimlerin ve bilemediğimiz birçok Esmâ’nın mazharıdır. Yaratılmış bir hakikattir.9

Ruh, ait olduğu varlığı kimlik ve kişilik olarak niteler. İnsan ruhunun vazifesi Cenâb-ı Allah’a iradesiyle ve şuuruyla kulluk yapmaktır. Cenâb-ı Allah kuluna dilediği kadar yaşama süresi verir, dilediği an kulunun ruhunu teslim alır. Kul Azrail’in eliyle berzah âlemine gittiğinde, istese de, istemese de Cenâb-ı Allah’a teslim olmuş olur.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Refik-i A’lâya yolculuk
4.535
Karamürsel’den Mehmet Peker: “Peygamber Efendimiz’in (asm) son günleri nasıl oldu, cenazesini kim yıkadı, kabre kim taşıdı, techizi, tekfini ve defni nasıl olmuştur?”   Hazret-i Cebrâil Aleyh...
Ruh Rabbimin emrindedir
681
Salih Sütlüoğlu: “Ruh nedir? Mahlûk mudur, yani yaratılmış mıdır, değil midir? Ruhun özü ve hakikati nedir?”   Ruhun ne olduğu Resûlullah Efendimiz’e (asm) sorulmuş; Allah Resulü (asm) soruyu...
Ruhun ispatı yapılır mı?
682
Hasan Bey: “Ruhun ispatı yapılabilir mi?”   Ruh, pozitif bir alanın objesi değildir. Elle tutulmaz, gözle görülmez. Laboratuarda deneyle tespit ve ispat imkânı yoktur. Ağırlığı, boyu, mikta...
Kutlu doğuma binler tebrikler
784
İsmail Bey: “Peygamber Efendimizin (asm) ümmetine ve insanlığa olan şefkatini anlatır mısınız?”   Bugün Sevgili Peygamberimizin (asm) kutlu doğumunun 1439. yıl dönümü. Peygamber Efendimizin (...
Cehennem istenir mi?
865
 Ahmet Bey: ‘Cehennem de olsa beka isterim’ ne demektir?” NEFİS AKIBETİ GÖRMÜYOR! Öncelikle hemen belirtelim: “Cehennem de olsa beka isteyen” elbette nefis değil! Nefis cehennem istemediği gibi, b...
Melekler ölürler mi?
874
C. Said Peker: “Melekler için de ölüm var mıdır? Melekler de ölümü tadacak, yani ölecek midir? Bu konuya bir açıklık getirebilirseniz memnun oluruz. Şimdiden şükranlarımızı sunar, çalışmalarınızda Cen...
Güçlerimizin kumandanı: Kalp
802
Hamdi Göcek: İman için, “dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik” ettik deriz. Neden akıl ile tasdik değil? Kalbin tasdik ettiğini niye akıl tasdik etmiyor? Kalp ile akıl arasında ne fark vardır?”  ...
Akıl ile kalp arasındaki farklar
6.715
Hamdi Bey: İman için, “dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik” ettik deriz. Neden akıl ile tasdik değil? Kalbin tasdik ettiğini niye akıl tasdik etmiyor? Kalp ile akıl arasında ne fark vardır?” KALP İM...
Haram Sevmekler
2.434
İsmail Bey: “Asâ-yı Musa’nın Beşinci Meselesindeki, ‘haram sevmekte bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi vardır’ ne demektir? Açıklar mısınız?”   Her insanda kıskançlı...
Ruhun mahiyeti
806
Halil Bey “Ruh nedir? Ruhun mahiyeti hakkında bilgi verebilir misiniz? Kur’ân, Cebrail için genelde ‘Ruh, Rûh’ul-Kudüs, Rûh’ul-Emin” isimlerini kullanıyor. Cebrail sanki melekten farklı bir varlıkmış ...
İbadetten tad almak
787
Hayat Gümüş: “İbadetlerimden, namazlarımdan bazen tat almıyorum. Bu neden olabilir? İsteksiz kıldığım namazların durumu ve hükmü nedir?”   Genelde ibadette, özelde namazda tek bir noktayı d...
Nur dairesinde neşriyat hizmetleri
524
İzmir’den Hilmi Çekici, Alanya’dan Remzi Çetin: “Hizmetlerimiz içinde neşriyatın yeri ve önemi nedir?” İzmir’den Ömer Öçalan: “Kur’ân’ın asrımızdaki en doğru tevili Risale-i Nur; Risale-i Nur’un en d...
Ruhun cehennemde azap görmesi
1.768
“Cenâb-ı Hak, Hazret-i Âdem’e (as) kendi ruhundan üflediğini beyan ediyor. Bu ne demektir? Allah kendi rûhuna Cehennem’de nasıl azap verecek?”   Kur’ân, elle tutulmayan soyut kavramları işl...
Dünyada iman, âhirette nur!
1.026
İstanbul’dan okuyucumuz: “Tahrim Sûresi 8. âyette geçen, ‘Rabb’imiz! Bize nûrumuzu tamamla!’ cümlesini açıklar mısınız? Nûrun tamamlanması ne demektir?”   Önce ilgili âyet-i kerimenin tam m...
Âlem kitabının mürekkebi
489
İsmail Bey: “Peygamber Efendimiz (asm) kâinatın efendisi, gönüllerin padişahı! On sekiz bin âlem onun yüzü suyu hürmetine yaratılmış. Hiçbir şey yokken Allah Peygamber Efendimizi (asm) sevmiş. Bilindi...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir