Diyarbakır’dan Eyüp Bulut: “Dînimizde haram olan içkinin tanımını yapar mısınız? İçkinin haram kılınmasının hikmetleri nelerdir? İçki içen namaz kılabilir mi? İçki içtikten sonra kırk gün namaz kılınmaz deniyor, doğru mu?”

Azı veya çoğu sarhoşluk veren her içecek dînimizde içki diye adlandırılmaktadır ve her tür içkinin azı da, çoğu da haramdır. İçkiyi haram kılan âyet, bunun gerekçesini de, hikmetini de açıklamıştır: “Ey Îman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, saadete eresiniz. Şüphesiz şeytan, içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?”1

Bu âyette geçen hikmetleri kısaca açmak gerekirse:

İçki; sinir sisteminde, beyin damarlarında, omurilik ve çevre sinirlerinde çok büyük ve çok çabuk yıpratıcı ve olumsuz tesirler yapar. Beyin üzerinde öldürücü darbeleri vardır. Beyin sinirlerini zedeleyerek kısmî felçlere ve muhtelif hastalıklara sebep olur. Göz sinirlerini tahrip ederek gözlerin bozulmasına neden olur. Kalp hücrelerini zedeler ve yorar. Kalp hücrelerinde meydana gelen yorgunluk, “miyokard” denilen kalp adalesinin eskimesine ve yıpranmasına yol açar. Böbrekte yara açar, kanın süzülmesini aksatır. Yaralı böbrek idrardaki zehirleri süzemez hale gelir. Bu zehirli maddeler kana karışır ve “üremi” denilen kan zehirlenmesine yol açar. Damarlarda kireçlenme meydana getirir. Bu ise erken bunamaya sebep olur. Hücreleri uyuşturur, vücudun hastalıklara karşı mukavemetini kırar. Karaciğerin, kan yığılmasıyla önce büyümesine, sonra büzülmesine yol açar.

İçkinin ruh üzerindeki zararları ise çok daha tehlikelidir: Zihin, dikkat, şuur ve irâde üzerinde korkunç dağınıklıklara sebep olur. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Dikkat, şuur ve irâdenin zayıflamasıyla kavgalara, cinâyetlere, aile geçimsizliklerine, nice yuvaların yıkılmasına, nice dostlukların bozulmasına, nice acı trafik kazalarına ve nice âsâyişi ihlâl edici fiillere neden olur.

İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisâdî hayatta kapanmaz yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla berâber, aile ve çocuklarının hakkını da yemiş olmaktadır. Netice itibariyle içki içmek, hayatına kıymet veren, kazancının değerini bilen, kul hakkını gözeten ve sağlığına önem veren akıllı kimselerin yapacağı şey değildir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), “İçki bütün kötülüklerin anasıdır”2 buyurmuştur.

İçkinin uhrevî zararları fizikî ve sosyal bünyemiz üzerinde değil;—Allah affetmediği takdirde—benliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, varlığımız, mâneviyâtımız, ebedî ümitlerimiz, saadetimiz ve sevincimiz üzerinde tam bir yıkım getirir. Çünkü Allah’ın açık nehyine ve yasağına karşı duyarsız kalınmıştır.

İçki büyük günahlardandır. Ancak Allah’ın affı, merhameti ve mağfireti geniştir. Kim günahı terk eder ve Allah’a dönerse, Allah’ın af ve mağfiretinin—inşaallah—onunla olacağına dâir kuvvetli haberler ve müjdeler vardır. Allah bütün günahları bağışlar ve siler.3 Yeter ki kul, Rabb’ine bir adım atsın; Allah kulunu koşarak kucaklar.

Yeter ki kul haramı helâl, helâlı haram saymasın ve hiçbir şeyi ortak koşmayarak O’na dönsün, tevbe etsin; yerle gök arası günahları da olsa, Allah affeder.4

İçkili iken veya sarhoşken namaz kılınmaz. Fakat sarhoş değilken, ne okuduğunu ve ne söylediğini bilmek şartıyla, namaz kılınır. Halk arasında içki alındıktan sonra kırk gün namazın kabul olmayacağı veya içki alanın kırk gün namaz kılamayacağı tarzındaki hüküm doğru değildir.

Sarhoşluk geçtikten sonra pişmanlık duyulabilir, bir daha içki kullanmayacağına dâir Allah’a içtenlikle söz verilebilir, tevbe ve istiğfar yapılabilir ve tabiî ki namaz kılınabilir. Kul ile Allah arasına kim girebilir ki?

Dipnot:
1-Mâide Sûresi, 5/90, 910;
2-Suyûtî, Câmiü’s-Sağîr, 2/12;
3-Zümer Sûresi, 39/53;
4-Riyâzu’s-Sâlihîn, 412..


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Dilek kabul olsun diye…
914
Oya Görmüş: “Dileğim olursa iki rekât fazladan namaz kılacağım diye duâ etmiştim. Dileğim oldu. Fakat 2 rekât namazı her zaman kılamıyorum. Yerine ne yapmam lâzım?” Allah yapamayacağımızı bize e...
Hangi niyetle camiye gidersek, onu buluruz
771
Şırnak/Cizre’den Abdülaziz Bilge: “Cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan 27 kat daha hayırlı olduğu hadis-i şeriflerde bildiriliyor. Sorum şu: Cemaat namazında hissedar olunacak hayır,...
Duâ ile muska arasında ne fark vardır?
2.431
İran Tebriz’den Roghaye Hattari: “Duâ ile muska arasında ne fark vardır?” Duâ kalplerin sadece Allah’a açılması ve kişinin her derdini sadece Allah’a arz etmesidir. Bu, kalp ile veya dil ile yapılabi...
Takva ve fantezilerimiz
863
İsveç’ten okuyucumuz: “1- Bizim burada bazı bacılar var. Başlarını örtmek istiyorlar. Ama burunlarına da hızma taktırmak istiyorlar.  Bunun için burunlarını deldirmeleri gerekiyor. Bunun dinî hükmü ...
Namaz için uyandırmak
8.446
Eskişehir’den okuyucumuz: “Aynı evde kaldığım namaz kılan ve uyanmakta zorlanan birisini sabah namazına kaldırmayınca vebâli var mıdır? Kaldırmak üzerime borç mudur?” Beş vakit namaz birer fert ol...
Namaz konusunda zorlanmak
1.740
Tuncay Aksaç: “Eşim namaza niyetlenirken çok zorlanıyor, çok istemesine rağmen namazını çok zaman kılamıyor. Kur’ân okurken sıkıntı yaşıyor.” Başta kendimiz olmak üzere, aile efradımızın ve ço...
Kıskançlık nedir,ne değildir?
6.667
“Kıskançlık nedir? Ne değildir? Fazîlet midir? Kötü huy mudur? Eşler arasında kıskançlık olmalı mı, olmamalı mı? Hanımın beyini, beyin de hanımını kıskanması fazîlet midir, mutsuzluk sebebi midir? Bir...
Kazası Olan Nafile Kılmalı mı?
356
Istanbul/Eyüp’ten Muammer Baturay: “Namaza geç başladım, mümkün olduğu kadar kaza namazı kılıyorum. Nafile namazları da kılmam gerekli mi?”   Kaza namazları zimmetimizde bulunan ve kılmaya bo...
Gayretullah’a dokunmadan
67
Bir Cezaevinden A. K. rumuzlu okuyucumuz: 1- İşrak namazı nedir? Vakti ne zamandır? Fazileti nedir? 2- Evvabin namazının fazileti nedir? Altı rekâta sünnet dâhil midir? 3- Namazda âyetten başka bir ây...
Müzik ne zaman haramdır?
866
İsmail bey: "Kur’ân’ın şevki ise, ruh düşer heyecana; şevk-i meali verir. İşte bu sırra binaen , şeriat-ı Ahmediye (asm) lehviyatı istemez. Bazı alat-ı lehvi tahrim edip, bir kısmı helâl diye izin ver...