Allah’ın bizi affettiğini nasıl anlarız?

Keziban Hanım: “Tövbe ettiğimizde Allah’ın bizi affettiğini nasıl anlarız?”

 

1- Bizi tövbe etmeye çağıran bizzat Cenâb-ı Hak’tır. İşte bazı âyetler:

“Hepiniz Allah’a tövbe ediniz ey mü’minler! Tâ ki, kurtuluşa erebilesiniz.” 1

“Bu kitap size gönderildi ki, Rabb’inizden af dileyin. Sonra günahlarınızdan vazgeçmiş olarak O’na dönün. O da sizi takdir edilmiş olan ecelinize kadar güzel bir şekilde yaşatsın. Ve her fazilet sahibine lütuf ve ihsanıyla mükâfâtını versin. Yüz çevirirseniz, muhakkak ki, ben büyük bir günün azabının size gelmesinden korkarım.” 2

“Ey îman edenler! Allah’a tam bir ihlâs ile tövbe edin. Umulur ki Allah günahlarınızı bağışlar. Ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün Allah’ın Peygamberi ve berâberindeki mü’minleri utandırmayacağı gündür.” 3

“Kim günah işler ve tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerin tâ kendisidir.” 4

2- Kur’ân’ın yaşayan müfessiri olan Peygamber Efendimiz (asm) tövbeye çok önem verir, kendisi de günde yüz defa tövbe ederdi. Buyururdu ki:

“Ey insanlar! Allah’a tövbe ediniz ve O’ndan mağfiret isteyiniz. Muhakkak ki ben günde yüz defa tövbe etmekteyim.” 5

“Allah gündüz günahkârları tövbe etsin diye geceleyin elini açar. Gece günahkârı tövbe etsin diye gündüz elini açar. Tâ güneş batıdan doğuncaya kadar bu böyle devam eder.” 6

“Kim, güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse, Allah tövbesini kabul eder.” 7

3- Üstad Bedîüzzaman Hazretleri makbul bir tövbenin formülünü şöyle açıklar: “Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstahak olur.” 8

4- Biz, geçmiş ve gelecek günahları bağışlandığı halde, günde yüz defa tövbe eden bir Peygamberin (asm) ümmetiyiz. Tövbe etmek bizim vazifemiz. Hulus-u kalbimiz ve samimiyetimiz nispetinde tövbemizin kabul edilmesini Rahmet-i İlâhiyeden umarız. Ümit kapısı açıktır ve ümit etmekle emrolunduk. Ümitsizlik bizim dinimizde yoktur.

5- Tövbemizin kabul edildiğini bilmemize gerek yoktur. Esasen hiçbir ibâdetin kabul edildiğini bilmemize imkân da yoktur. Biz Allah rızası için ibâdet yaparız, tövbe yaparız. Cenâb-ı Hak dilerse kabul eder. Takdir kendisinindir.

6- Esasen tövbemizin ve ibâdetlerimizin kabul edildiğini bilmek bizi amelde riyaya ve ucba, yani amelimize güvenmeye götürür. Oysa amele güvenmek tehlikelidir. Amele güvenemeyiz. Biz yalnızca Allah’ın rahmetine, lütfuna ve merhametine güveniriz. Ölünceye kadar tövbe etmek ve tövbemizi bozmadan Allah’a itaat ederek haramlardan uzak durmaya çalışmakla yükümlüyüz. Biz yükümlülüğümüzü Allah’ın yardımıyla yerine getirmeye çalışırız. Allah’ın rahmetini umarız.

6- Tevbe için en mühim adım, niyettir, kararlılıktır, pişmanlıktır, affedilmeyi cidden ummak ve istemektir, Allah’ın rızâsına tâlip olmaktır, bu amaca ulaşmak için harekete geçmektir, yöneliştir, Allah’a müteveccih olmaktır.

7- Çoğu insanın günah için hazır bir çevresi vardır. İnsan tek başına günahlarından ne kadar da pişmanlık duysa, bu çevreyi aşmadıkça pişmanlığını tövbeye ve istiğfara dönüştüremez. Çünkü çevresini inandırmak gibi bir mükellefiyetinin olduğunu zanneder. Oysa böyle bir mükellefiyeti yoktur. Bununla beraber çevresi de adamın gerçekten pişmanlığına inanmadığı gibi; “Sen ha!… İnanmam!…” gibi sözlerle kişi ile tövbesi arasında kocaman bir dağ oluşturabiliyor ve bu engelden kişinin aşabilmesi hemen hemen imkânsız hale gelebiliyor. Bu açıdan, Allah’tan (cc) günahlarının bağışlanmasını, tövbesinin kabûlünü ve mağfiret edilmesini isteyen insan, kendisini günaha sürükleyen böyle bir çevreyi terk etmelidir.

8- Tevbe için bir diğer önemli adım da; tövbeye muvaffak olmuş ve amel-i salihte yoğunlaşmış bir “topluluk” içerisine dâhil olmak; bu toplulukla beraber ibâdet ve itaatte bulunmak ve bu “cemaati” terk etmemek; eski çevreye de aslâ dönmemektir.

9- Bizim, dünyanın kirinden, günahından, ufûnetinden, haramından ve mâlâyânî işlerinden kendimizi çekip alarak; Allah’ın adının anıldığı, tefekkür halinin yaşandığı, kalp ve aklımızın arındığı derslere “yönelişimiz” Allah katında makbule şâyân bulunuyor. Bu çerçevede, bizi günaha çeken çevreyi bırakıp; bizi ibâdet ve itaate yönlendiren câmia ile birlikteliğimize hız vermek hâlis tevbe için önemli bir adım teşkil etmektedir. Kötü alışkanlıklarımızı bırakma kudretini de yine, bu takva sahibi toplulukla birlikteliğimizde bulabiliriz.

Dipnotlar:
1- Nûr Sûresi: 31;
2- Hûd Sûresi: 3;
3- Tahrim Sûresi: 8;
4- Hucurat Sûresi: 11;
5- Riyâzu’s-Sâlihîn, 14;
6- Riyâzu’s-Sâlihîn, 16;
7- Riyâzu’s-Sâlihîn, 17;
8- Lem’alar, s. 91.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Bu zamanda kurtuluş yolu
742
İsim belirtmeyen okuyucumuz: “Büyük günahlar kaç tanedir? Yedi midir? Hangileridir? Büyük günah işleyen bağışlanır mı?” Helâl dairesi geniştir Günah, Allah’ın yapmamızı yasakladığı davranıştır. Ha...
Bir Kur’ân kavramı: Tevbe-i nasûh
578
Muharrem Okur: “Tevbe-i Nasuh ne demektir? Nasıl bir kavramdır? Şartları nelerdir?”   GÜNAHI GÜNAH DİYE BIRAKMAK Tevbe-i Nasuh, Kur’ân’a ait bir kavramdır. Ciddî, halis ve safi olarak, hulû...
“Settarü’l-Uyub” ismi ve günahlarda şahsîlik ilkesi...
2.880
Mustafa Bey: “İşlenen bir haramı anlatmak dinimizce caiz midir veya gerekli midir? Kişi günahını gizlemesi mi gerekir? Yani kul kendi vicdanında mı tövbeye sarılmalıdır? Yoksa kul, ‘Ben şöyle bir suç ...
Niyetin keyfiyeti
809
Gemlik’ten Kadir Bey: “Sahura kalkmış, ama unuttuğu için niyetlenmemiş bir kişi orucunu açsa kefaret gerekir mi?” İslâmiyet’te niyet resmî bir tören değil, dilin birkaç cümlesine indirgenmiş bir eyl...
Allah kalbimize ve niyetimize bakar
500
Cemil Bey: “İşlerken hükmünü bilmediğimiz, işledikten sonra günah olduğunu öğrendiğimiz bir işte sorumluluğumuz ne olur?”   Hukukta bilmemek özür sayılmaz. Suç işleyen cezasını çeker. F...
Namazla ilgili uygulama soruları
1.108
Ömer Bey: “1- Namaz için en doğru niyet nasıldır? 2- Cemaatle kılınan namazlarda cemaattekiler de Fatiha veya zamm-ı sûre okumalı mı (ikindi, öğle namazlarının farzında özellikle), bu konunun mezheple...
Gözyaşı neler söyler?
5.226
Elif Danışmaz: “Malûm, hatasız kul olmaz. Her insan her dakika her saniye günahlarla iç içedir. Rabbimiz günahlarımızı tövbe ettiğimizde dilerse affeder. Başımıza istenmedik durumlar, musîbetler gelir...
Nefsimi nasıl yenebilirim?
17.263
İS rumuzlu okuyucumuz: “Nefsime karşı neler yapmalıyım ki onu yenebileyim. Biliyorum tamamen yenemem, ama biraz da olsun ona hâkim olmanın yolları yok mu?” Nefisle mücadelemiz ölünceye kadar sürer. Ö...
Duada niyet
858
“Kimi insanlar var; duasının neticesini diledikleri gibi görmek istiyorlar. Görmeyince de küsüyorlar. Bu insanlara duayı nasıl anlatalım?   Dua sırf Allah rızası için yapılır. Dua vesilesiy...
İnsanların `affettim´ demesi doğru mudur?
435
Sertaç Bey: “İnsanlar arasında sıkça ‘Affettim’ kelimesi çok kullanılıyor. Affetmek Allah’a (c.c) mahsus değil mi? Bizler bunun yerine ‘Hakkımı helâl ederim’ dememiz gerekmez mi? Affetme yetkisine sah...
Zekâtın kazası olur mu?
1.210
İsmi mahfuz okuyucumuz: “Zekâtın kazası olur mu? Mallarımızın bir vesile ile elimizden çıkması, zenginlik anında veremediğimiz zekâtlarımız yerine zekât sayılır mı? Yoksa kendi isteğimizle verdiğimiz ...
Allah kalbimizden yaptığımız duâları işitir mi?
943
Suna Şener: “Allahu Teâlâ bizim içimizden geçirdiğimiz, kalbimizden yaptığımız duâları işitir mi? Bediüzzaman bunu nasıl işlemiştir?”   ALLAH ARACISIZ İŞİTİR Cenâb-ı Allah, Semi’dir. Yani ...
Dilimiz dönmese bile doğru niyetimiz yeter!
1.473
Hanım okuyucumuz: “Kur’ân okumasını bilmeyen birisinin, başka birisine parayla Kur’ân okutmasının hükmü nedir? Bir nevî yardımlaşma olmuyor mu?”   Yüce Dînimiz yardımlaşmayı teşvik eder. B...
Allah´ın sınırları
667
Mehmet Şenyiğit: “Had cezası ne demektir? Kur’ân’da var mıdır? Bu konuda genişçe açıklama yapar mısınız?” İnsan eşref-i mahlûkattır. Şerefli yaratılmıştır ve yeryüzünün halifesi kılınmıştır. Şe...
Niyet ve iman bütünlüğü
1.043
Said Şener: “1- Niyet sevabı günaha, günahı sevaba nasıl çevirir? Bunu örnekle açıklar mısınız? 2- Îmânda ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn dereceleri nelerdir?” Niyet ile îmân birbirin...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

2 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir