İdam-ı ebedî ve Cehennem azabı

Fikret Bey: “Asâ-yı Musa’da, sefahet, haram, itikatsızlık ve fıskta devam edenlerin, tevbe etmemesi hâlinde ya îdâm-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya dâimî ve karanlık haps-i münferid (beka-i ruha inanan ve sefahatte gidenlere) ve şekavet-i ebediye ilâmını alacakları beyan ediliyor. Burada geçen idam-ı ebedî ve haps-i münferid, Kur’ân’da tarif edilen Cehennem ve ateş azabı mıdır? Başka bir azap mıdır?”

 

Öldükten sonraki kabir hayatı, teşekkülünde dünya hayatındaki amellerin etkin olduğu, mahşer öncesinde kurulan ayrı bir bâdiredir. Kabir hayatı haktır ve gerçektir. Peygamber Efendimiz (asm), “Allah, iman edenlere dünya hayatında da, ahiret hayatında da o sâbit sözde sebat ihsân eder. Allah zalimleri şaşırtır. Allah ne dilerse yapar”1 âyetinin kabir hayatı hakkında indiğini beyan buyurur.2

Zeyd bin Sâbit (ra) anlatmıştır: “Peygamber Efendimiz (asm) Neccâr oğullarına ait bir bahçe içinde kendi katırı üzerinde bulunduğu sırada biz de beraberinde idik. Katır birden bire ürktü ve yoldan saptı. Nerede ise Peygamber Efendimizi (asm) yere atacaktı. Orada beş altı tane kabir vardı. Peygamber Efendimiz (asm): ’Bu kabirlerin sahiplerini kim tanıyor?’ diye sordu. Bir adam: ‘Ben tanıyorum!’ dedi. Peygamberimiz (asm): ‘Bunlar ne zaman öldüler?’ buyurdu. O kimse: ‘Müşriklik devrinde öldüler’ Dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (asm): ‘Şüphesiz bunlar kabirleri içinde imtihana tabi tutuluyorlar! Şayet ölülerinizi gömmeği terk etmeniz endişesi bende mevcut olmasaydı, bu kabristandan işitmekte olduğum kabir azabından birazını sizlere de işittirmesini Allah’tan niyaz ederdim’ buyurdu. Sonra yüzünü bize döndürüp: ‘Ateş azabından Allah’a sığınınız!’ buyurdu. Sahabîler (ra): ‘Ateş azabından Allah’a sığınırız!’ dediler. Peygamberimiz (asm): ‘Kabir azabından Allah’a sığınınız!’ buyurdu. Sahabeler (ra): ‘Kabir azabından Allah’a sığınırız!’ dediler. Peygamber Efendimiz (asm): ‘Görünür görünmez fitnelerden Allah’a sığınınız!’ buyurdu. Sahabeler (ra): ‘Görünür görünmez fitnelerden Allah’a sığınırız!‘ dediler. Peygamber Efendimiz (asm): ‘Deccal fitnesinden Allah’a sığınınız!’ buyurdu. Sahabîler (ra): ‘Deccal fitnesinden Allah’a sığınırız!’ dediler.”3

OKU:   Mahkeme-i Kübranın son habercisi: Haşir Risalesi

“Herkes kazandıklarına rehindir”4 âyet-i celilesi mucibince kabir hayatında insan dünyadaki amelinin, düşündüklerinin, inandıklarının, fikirlerinin, yaptıklarının, görgü ve yaşayışının bir yansıması tarzında azap görür veya mükâfat bulur. Çünkü henüz Mahşer kurulmamış, Mahkeme-i Kübra teşekkül etmemiş, umumi diriliş için emir verilmemiştir.

Gerçekte idamın ve sırf yokluğun bulunmadığını, ölümünse bir yok oluş olmadığını5 beyan eden Bedîüzzaman Hazretlerinin; burada bahsettiği “îdâm-ı ebedî”, âhireti inkâr etme ve öldükten sonra yokluğu kabul etme vahametinin kabir hayatına yansımış cezâî şeklinden başka bir şey değildir. Başka bir ifadeyle, âhiret hayatına inanmayan ve ölümü yokluk tevehhüm eden ehl-i inkâr için verilmiş “ameli cinsinden” bir kabir azabıdır. Çünkü öyle bildiği için, cezası olarak da aynını görecektir.6

Saîd Nursî Hazretlerinin, dünya hayatında âhireti tasdik ettiği halde sefâhet ve dalâlette gidenlerin kabir hâli olarak bahsettiği “haps-i ebedî ve bütün dostlardan tecrid demek olan haps-i münferid” de; kabri öyle gören; itikat eden, fakat inandığı gibi amel etmeyenlerin göreceği bir kabir muamelesidir.7

Kur’ân’ın: “Sur üflendiği zaman, kabirlerinden Rab’lerine doğru koşarak çıkarlar!”8 âyeti ve sair yüzlerce ayetle haber verdiği umumi diriliş, büyük hesap, büyük muhakeme, İlâhî yargılama ve daha sonra Cennet ve Cehennem tarzında devam edecek olan “ebedî hayat” ise inanan-inanmayan bütün insanları kapsamakta ve ilgilendirmektedir. Bedîüzzaman Hazretleri, gerçekte idam-ı ebedînin olmadığını, Cehennemin vücudunun bin derece idam-ı ebedîden daha hayırlı olduğunu, hatta Cehennemin kâfirlere de bir nevî merhamet olduğunu; çünkü Cehennemin şerr-i mahz olan adem ve yokluk değil, hayr-ı mahz olan vücuttan ibaret olduğunu kaydeder.9 “Öyle bir ateşten sakınınki, yakıtı insanlarla taşlardır”10 âyetinin tefsirinde ise Saîd Nursî Hazretleri Cehennem ateşinin tabakalarını ayrıntıları ile îzah eder.11

OKU:   Kâfir âhirette marifet sahibi midir?

Cenab-ı Hak, ehl-i imanı kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza buyursun, âmin.

Dipnotlar:

1- İbrâhim Sûresi, 14/27
2- Müslim, 2871
3- Müslim, 2867
4- Tûr Sûresi, 52/21
5- Mektûbât, 13, 221, 278
6- Sözler, s. 131
7- Sözler, s. 131
8- Yâsîn Sûresi, 36/51
9- Asâ-yı Mûsâ, 43; Şuâlar, 207
10- Bakara Sûresi, 2/24
11- İşârâtü’l-İ’câz, s. 181

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir