İ. S. rumuzlu okuyucumuz: “Arkadaşlık, dostluk ve kardeşlik kavramları arasında ne farklar vardır? Dinimizin önerdiği yapı hangisidir?”

MANA OLARAK ARKADAŞLIK, DOSTLUK VE KARDEŞLİK

Bediüzzaman’ın ifadesiyle, insanın medenî bir tabiatı vardır.1 İnsanın sosyal hayatta belirli derecelerde samimiyet kurduğu, düşüncesi ve karakteri ile uyuştuğu, iş, aş, duygu ve anlayış birliği bakımından yakınlaştığı ve güvendiği kişilere arkadaş veya dost denmiştir. Arkadaşlıkta veya dostlukta nesep bağı şartı yoktur.

Eski Türklerin savaşta düşmana ok atarken bir büyük taşa veya kayaya yaslandıkları, böylece düşmana karşı arka cephelerini tahkim ettikleri, zamanla bu taşa “arka-taş” dedikleri söylenir. Arka-taşın, zamanla arkadaş kelimesine dönüşerek tarihî seyri içinde her türlü beşerî dostluklar için, “arka çıkan yardımcı” anlamında kullanılageldiği görülmektedir.

Arkadaşların sevinçte, tasada, gayede, dâvâda, anlayışta, düşüncede, zevkte, tarzda, samimiyette, güvende, duygudaşlıkta, yardımlaşmada, dayanışmada, sırda, sevgide ve saygıda birbirlerine bağlılık ve yakınlık oluşturmaları haline ise dostluk denmiştir.

Dostluğun bir adım ötesine; din için, Allah için ve ahiret için olanına da kardeşlik deniyor.

DİNİMİZİN BENİMSEDİĞİ YAPI

Dinimizin benimsediği yapıya gelince… Ahlâkın yaşanması şartıyla dinimiz bu üçünden hiçbirini dışlamaz. Fakat mü’minler arasında kardeşliği daha faziletli bulur.

Meselâ Kur’ân mü’minleri kardeş ilân ediyor: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”2

Keza Kur’ân mü’minleri birbirinin velisi, yardımcısı, destekçisi sayıyor: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler (yardımcılarıdırlar).”3 “Ey mü’minler! Din kardeşlerinizden başkasını (kâfir ve münafıkları) dost edinmeyin: Onlar size fenalık yapmakta, fesad çıkarmakta kusur etmezler ve sıkıntıya girmenizi arzu ederler. Onların size karşı olan kin ve düşmanlıkları konuşmalarından anlaşılmıştır. Kalplerinde gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür.”4

Bediüzzaman, iman sırrının getirdiği bağın, hakikî kardeşlik bağı olduğunu kaydediyor.5

NE ACI TABLO!

Fakat ne vahim bir durum ve ne acı bir tablodur ki, iki yüz yıldan fazla bir zamandan beri âlem-i İslâm çapında mü’minler kardeş olduklarını unuttular!

Önce aşiretçilik, asabiyetçilik, kavmiyetçilik, menfi milliyetçilik din kardeşliğini gevşetti, kudsî bağları kırdı ve kopardı. Ardından fırsat bulan tağutî rejimler, deccalist zihniyetler, sakametli istibdat din kardeşliğini öldürdü!

Şimdilerde Müslüman Müslüman’ı boğazlıyor! Bir buçuk milyarı aşkın Müslüman sessiz duâ ediyor. Çünkü ortada artık muhatap da kalmamış: Fitne, fesat, kargaşa, kaos! Fitne ve kaosun, din kardeşliği yerine ihdas ettiği değerlere bakın: Husûmet, adavet, kin, kan, barut, ateş, gözyaşı, ölüm!

Müslüman Müslüman’a çare olamıyor! Şu zaafiyete bakın! Çareyi gene gayr-i Müslim’in barutunda, ateşinde, harp cephesinde arıyor! Aman ya Rabbi! Âhirzaman insanın gözlerini karartıyor!

OYSA PEYGAMBERİMİZ (ASM) DİYORDU Kİ:

“Mü’min, mü’min için parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir.”6

“Birbirlerini sevmekte, acımakta, esirgemekte mü’minler, uzuvlarından biri hastalanınca diğerleri uykusuzluk ve ateş içinde kalarak onun acısına ortak olan bir vücut gibidir.”7

“Birbirinize karşı buğz etmeyin, münasebetlerinizi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinizi düşmana teslim etmeyin, çekememezlik yapmayın. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun! Bir Müslüman’ın, kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl olmaz!”8

DUA
Ya Rabbî! Ya Hâlıkî! Ya Malikî! Ya İlâhî! Şu kanlı fitne bitsin! Şu göz yaşartan fesat son bulsun! Şu husûmet, şu adavet, şu kin, şu kan, şu ateş, şu kaos sebep olan zalimleri, fasıkları ve kâfirleri yaksın ve yıksın! Müslüman’ı yıkmasın, Müslüman’ı yakmasın! Âmin!

Dipnotlar:
1- Münâzarât, s. 137.
2- Hucurat Sûresi: 10.
3- Tevbe Sûresi: 71.
4- Âl-i İmran Sûresi: 118.
5- Lem’alar, s. 220.
6- Buhârî; Kİtab-ul-Edeb, Müslim; Kitabu’l-Birr ve’s-Sila, 2585, Tirmizî: Zahd ve Neseî: İman. İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn, 2/46.
7- Buhâri; Kitab’ul-Edeb, Müslim; Kitab’ul-Birr ve Sıla, 2586, Ahmed; 4/270. İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn, 2/47.
8- Ramuzu’l-Ehadis, s. 466.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Suyumuzdaki ağız tadı
25
Emine Hanım: “Sünnet olan su içme tarzı nasıldır? Geçenlerde bir hoca ayakta içilen suyu hemen çıkarın, ondan hayır gelmez dedi. Doğru mudur?” (daha&helliip;)
Ahirete giriş projesi: Ölüm!
33
Yahya Bey: “Ölüm nasıl geliyor? Bunda tesadüf yok mudur? Ölümü hatırlamanın ve korkmanın dinimizdeki yeri nedir?” (daha&helliip;)
Bugün Arefe Günü
12
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülke lâ şerîke lek.” “Buyur Allah’ım. Emrini dinlemeye hazırım. Emrine boynum kıldan ince. Emrine ve f...
Bediüzzaman neden hacca gitmedi?
169
Aykut Altan: “Üstad Saîd Nursî Hazretleri Şâfiî’dir. Şâfiî mezhebinde hacca gitmek için maddî imkânların şart olmadığı, sıhhati olanın ilk fırsatta gitmesi gerektiği söyleniyor. O halde Üstadın hacca ...
Allah’ın konuşması
12
  Nuray Hanım: “Allah’ın konuşmasının ve ilhamların keyfiyeti nasıldır? İlhamlar sevk-i İlâhî midir? Âyetü’l-Kübrâ’da geçen insan ilhâmı, hayvan ilhâmı ve melek ilhâmını örneklerle açıklar mısınız?” ...
Resûl ile nebî farkı
14
Diyarbakır’dan Hilmi Ödemiş: “Hazret-i Harun ile Hazret-i Yahya’ya kitap gönderilmiş mi? Kur’ân’da onlara kitap gönderilmiş gibi hitap ediliyor. Kur’ân’da resûl ile nebînin farkı nedir?” (daha&hellii...
İstiâze cümlesi
27
İlknur Hanım: “Eûzü çekerken bazı yerde “Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’şşeytânirracîm” diyorlar. Buradaki farklılık ve ilâve nereden kaynaklanıyor?” (daha&helliip;)...
İnanç çizgisinde isâbet
12
Mu'tezile mezhebinin Üstad Bedîüzzaman'ca eleştirilen görüşleri nelerdir? (daha&helliip;)
Namaz hakkında
18
İbrahim Bey: “Sabah namazında uyanmak ve namazı zamanında kılmak için ne yapmalıyım?” (daha&helliip;)
Allah işitir
12
Suna Şener: “Allahu Teâlâ bizim içimizden geçirdiğimiz, kalbimizden yaptığımız duâları işitir mi?” (daha&helliip;)