Mi´râcınıza binler tebrikler

Recep ayının son günlerindeyiz. Yirmi yedi gündür üç ayların ilk merdivenindeyiz. Bizi karşılayan bu gece Mi’râc gecesi. İnşaallah yükselişteyiz. Bu gece, yükselişimiz zirveye ulaşacak. Çünkü bu gece, âlemlerin Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm), yükselişin zirvesinde biz ümmetini kucakladı. Çünkü bu gece, Yüce Yaratıcımız bizi, iman eder oldukça, günahımıza bakmadan Cennetle müjdeledi. “Lâ ilâhe illallah” diyen her kimsenin günahkâr olsa da Cennete gireceği, bu gece müjdelendi.1

“Günahkâr olsa da” diyorum; çünkü bu kelime dizini hem vahiy sözünün bir parçası, hem de kulağıma hoş geliyor. Çünkü ben de günahkârım ve ben de Cenneti istiyorum. Oysa bu kelime ucuz bir kelime değil.

Hazret-i Ömer (ra), Ebû Hüreyre’den (ra) bu müjdeyi duyunca Ebû Hüreyre’ye (ra) bir tokat patlattı. “Sen ne diyorsun?” diye. Oysa Ebû Hüreyre (ra) Peygamber Efendimiz (asm) tarafından bu müjdeyi herkese tebliğ etmeye memur edilmişti. Peygamber Efendimiz (asm) bu tebliğe delil olarak da mübarek nalinlerini vermişti.

Bu haberi duyunca Ebû Zer (ra) de şaşırdı. Ve üst üste sordu:

“Ya Resulallah! Günahkâr olsa da mı Cennete girer?”

Peygamber Efendimiz (asm) her defasında:

“Evet!” buyurdu, “Günahkâr olsa da Cennete girer.”

Hz. Peygamber (asm) dördüncü keresinde ilâve etti:

“Ebu Zerr patlasa da Cennete girer.”2

Bu Cennet haberini duyunca şaşıranlardan birisi de Hazret-i Muaz’dır (ra). Hazret-i Muaz (ra) Peygamber Efendimiz’e (asm):

OKU:   Leyle-i Regâibiniz mübârek olsun

“Ya Resulallah! Bunu insanlara haber vereyim de sevinsinler mi?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz (asm) bu defa bir endişesini dile getirdi:

“Haber ver! Ama korkarım ki, buna güvenip ibadeti ihmal ederler!”3

Hazret-i Muâz (ra) da aynı endişeyi taşıdığı için bu haberi ömrünün sonuna kadar gizledi. Fakat ölüm gelip çattığında, vahiy sahibinin bir müjdesini gizlemiş olma günahından korktuğu için bu haberi insanlara söyledi.

Eminim sizler de şaşırdınız. Günahkâr da olsak Cennete girme müjdesi eşsiz bir haber elbette!

Öyleyse gelin, Allah’ın rahmetini celb edelim bu gece. Duâmızla, niyazımızla, namazımızla, gözyaşımızla, yakarışımızla… Allah’ın Cehenneminden Allah’ın rahmetine sığınalım ve Allah’tan Cennetini isteyelim. Cenâb-ı Allah’tan, bize ömrümüz oldukça Cennet ameli nasip etmesini, Cehennem amelinden uzak kılmasını dileyelim.

Her ne kadar yukarıdaki müjdeleri duyurmuşsak da, her dakika binlerce günahın bizleri karşıladığı, her saniye imanımızın çalınma riskiyle karşı karşıya kaldığı, en azından imanımızın her an zafiyete uğrama tehlikesi yaşadığı asrımızda, bizler “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” kelimesini sözde bırakmayalım, tahkikî imana çevirelim. Onun için bu geceden tezi yok; kendimize sıkı bir Risâle-i Nur okuma programı yapalım ve hemen kolları sıvayalım, işe koyulalım.

Bildiğiniz gibi Risâle-i Nur, “Lâ ilâhe İllallah Muhammedün Resûlullah” kelimesini asrımızda sözde bırakmayıp tahkikî imana çeviren rahmet havuzunun adıdır, bir iman ummanıdır. Bu havuzun suyundan bolca içelim. Tahkikî imandaki her bir derece adımımız—yarım yamalak da olsa—inşallah mi’râcımız olsun.

OKU:   Allah bizi huzurundan ayırmak istemiyor!

Bu gece, namazı çokça kılalım. Kaza namazını bolca kılalım. Bu geceden sonra namaza devam etmemiz, bu gece kendi vicdanımızdaki taahhüdümüz olsun.

Bu geceye mahsus şöyle bir ibadet rivayet edilir:

Bu gece, vakti müsâit olanların, diğer ibadet ve zikirlerinin yanında, iki rekât nafile namaz kılması; her rekâtında Fatiha’dan sonra onar İhlâs-ı Şerif okuması; namaz bittikten sonra dört defa Fatiha-i Şerife okuyarak, yüz defa “Sübhanallahi velhamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azim” (Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Bütün hamd ve sena, minnet ve şükür Allah’a mahsustur. Allah en büyüktür. Günahlardan kaçınma ve iyiliklere kuvvet verme ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır) okuması; ardından yüz defa istiğfar etmesi, yani gönülden ve gözyaşlarıyla, günahlarının bağışlanması ricasıyla, yüz defa “Estağfirullahe’l-azîm” demesi; ardından Peygamber Efendimize (asm) yüz defa salâvat-ı şerife getirmesi; bundan sonra da elini açıp Cenâb-ı Allah’a duâ etmesi; bu sırada, başta Cennet olmak üzere isteyeceği her şeyi Cenâb-ı Allah’tan istemesi tavsiye edilmiştir.

Bu gece duânızda unutulmamayı dilerken, bu gece insanlığı kucaklayan rahmet nedeniyle cümlenizi ve cümle âlem-i İslâm’ı tebrik ediyorum.

Mi’râcınıza binler tebrikler.

Dipnotlar:

1- Ebu Davud, Cenaiz, 20;

2- Buhârî, Tevhid 33; Müslim, İman 153, (94); Tirmizî, İman 18, (2646).

3- Riyazussalihin, 414

Benzer konuda makaleler:

OKU:   Feyiz günleri: Üç Aylar

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir