Meşveretin fazileti ve hükmü­

Ma­lat­ya’dan İh­san Sa­rı: “Meş­ve­re­tin de na­maz gi­bi farz ol­du­ğu söy­le­ni­yor. Bu doğ­ru mu? Meş­ve­ret­siz yap­tı­ğı­mız iş­ler­den ne de­re­ce so­rum­lu­yuz?”

MEŞ­VE­RET, AL­LAH’IN EM­Rİ­DİR

Al­lah meş­ve­ret et­mek­ten müs­tağ­nî­dir. Fa­kat in­sa­nı, me­lek­ler­le ‘meş­ve­ret et­tik­ten’ son­ra ya­rat­tı. Al­lah’ın meş­ve­re­te ih­ti­ya­cı el­bet­te yok­tu. Fa­kat Al­lah kâ­i­na­ta mey­ve o­la­rak ya­ra­ta­ca­ğı bu ye­ni cin­sin ha­ya­tın­da, ö­nem­li bir ka­rar mer­ke­zi o­la­rak meş­ve­re­tin hâ­kim ol­ma­sı­nı is­ti­yor­du.

Bu­nun i­çin de em­ret­mek ye­ri­ne, ilk ör­ne­ği biz­zat Ken­di Zat-ı U­lu­hi­ye­ti ver­di. Ya­ni meş­ve­re­ti em­ret­mek­ten ö­te, biz­zat Ken­di­si bu­na ör­nek­lik et­ti, ön­cü­lük et­ti, fi­i­liy­le kı­la­vuz­luk et­ti.

AL­LAH, İH­Tİ­YA­CI OL­MA­DI­ĞI HAL­DE ME­LEK­LER­LE MEŞ­VE­RET ET­Tİ

İl­gi­li â­yet­ler ay­nen şöy­le­dir:
“Ha­ni, Rab­bin me­lek­le­re, ‘Ben yer­yü­zün­de bir ha­li­fe ya­ra­ta­ca­ğım’ de­miş­ti.

Me­lek­ler:
‘O­ra­da boz­gun­cu­luk ya­pa­cak, kan dö­ke­cek bi­ri­ni mi ya­ra­ta­cak­sın? Oy­sa biz sa­na ham­de­de­rek da­i­ma Se­ni tes­bih ve tak­dis e­di­yo­ruz.’ de­di­ler.

Al­lah da:
‘Ben si­zin bil­me­di­ği­ni­zi bi­li­rim’ de­di.”
Al­lah, ­dem’e bü­tün es­ma­yı öğ­ret­ti. Son­ra on­la­rı me­lek­le­re gös­te­re­rek,
‘E­ğer doğ­ru söy­lü­yor­sa­nız, hay­di ba­na bun­la­rın i­sim­le­ri­ni söy­le­yin’ de­di.

Me­lek­ler:

‘Se­ni bü­tün ek­sik­lik­ler­den ten­zih e­de­riz. Se­nin bi­ze öğ­ret­tik­le­rin­den baş­ka bi­zim hiç­bir bil­gi­miz yok­tur. Şüp­he­siz Sen ­lim ve Ha­kîm’sin’ de­di­ler.1

Be­di­üz­za­man Haz­ret­le­ri de, bu â­yet­ler­le il­gi­li o­la­rak, “..mü­şâ­ve­re [meş­ve­ret] üs­lû­bu­nu in­san­la­ra öğ­ret­mek i­çin­dir. Yok­sa Ce­nâb-ı Hak, mü­şâ­ve­re­den mü­nez­zeh­tir”2 de­mek­te­dir.

KUR’ÂN, MEŞ­VE­RE­Tİ EM­RE­Dİ­YOR

Kur’ân i­ki â­ye­tiy­le meş­ve­re­ti em­re­di­yor. İş­te â­yet­ler:
“Ve em­ru­hum şû­râ bey­ne­hum”
(On­la­rın iş­le­ri şû­râ i­le­dir.)3
“Ve şâ­vir­hum fi’l-emr”
(İş ko­nu­sun­da on­lar­la mü­şa­ve­re et.)4

OKU:   Akrabalar arası ilişkiler ve mahremiyet nasıl olmalı?

Pey­gam­ber E­fen­di­miz (asm) ken­di­si­ne va­hiy ge­lip dur­du­ğu hal­de, hiç ih­ti­ya­cı yok­ken, sırf üm­me­te ör­nek ol­mak i­çin as­ha­bıy­la bir­çok ke­re meş­ve­ret et­ti. Ve meş­ve­ret so­nu­cun­da kar­şı gö­rü­şü uy­gun bul­du.

Me­se­lâ Be­dir Sa­va­şın­da or­du­nun ka­rar­gâ­hı­nı meş­ve­ret so­nu­cun­da be­lir­le­di. U­hud Sa­va­şı­na ka­tıl­ma­ya meş­ve­ret so­nu­cun­da ka­rar ver­di. Hen­dek Sa­va­şı­nın şek­li­ni meş­ve­ret so­nu­cu­na gö­re tes­bit et­ti.

BE­Dİ­ÜZ­ZA­MAN, MEŞ­VE­RE­Tİ TE­SİS ET­Tİ

Be­di­üz­za­man ge­ri­ye bir ha­li­fe bı­rak­ma­dı; i­man ve Kur’ân hiz­me­ti­ni meş­ve­ret te­me­lin­de yü­rü­tü­le­cek bi­çim­de te­sis et­ti.

Me­se­lâ Be­di­üz­za­man, ta­le­be­le­ri­nin hiz­met­te mü­na­ka­şa­sız meş­ve­ret et­me­le­ri­ni is­ti­yor ve “Ka­ra­rı­nı­zı ka­bul e­de­rim.” di­yor.5 Meş­ve­re­tin şahs-ı ma­ne­vi­yi tem­sil et­ti­ği­ni6 i­fa­de e­de­rek, “Me­dar-ı ni­za bir me­se­le var­sa meş­ve­ret e­di­niz”7 di­yor. “Siz, meş­ve­ret­le ne lâ­zım­sa ya­par­sı­nız. Fa­kat ih­ti­yat­la, te­laş­sız, vel­ve­le­ye ver­me­mek lâ­zım!”8 di­ye de i­kaz e­di­yor.

Nakş-ı i’câ­zı gös­ter­mek tar­zın­da bir Kur’ân yaz­ma­ya meş­ve­ret­le ka­rar ve­ri­yor.9
Ör­nek­le­ri art­tır­mak müm­kün­dür.

MEŞ­VE­RE­TİN HÜK­MÜ

İ­man ve Kur’ân hiz­me­tin­de meş­ve­ret, şahs-ı mâ­ne­vî­nin iç­ti­ha­dı hük­mün­de­dir. Ma­lûm, iç­ti­hat­ta i­sa­bet e­den i­ki se­vap a­lır; i­sa­bet et­me­yen iç­ti­hat et­me­si­nin kar­şı­lı­ğı o­la­rak bir se­vap a­lır.

Meş­ve­ret e­den i­se i­sa­bet et­me­se bi­le, hem iç­ti­hat se­va­bı, hem meş­ve­ret se­va­bı ol­mak ü­ze­re i­ki se­vap a­lır. İ­sa­bet et­me­si du­ru­mun­da i­se üç se­vap a­lır.

Mün­fe­rit ha­re­ket­le­ri­miz­de, ya­ni meş­ve­ret­siz iş­le­ri­miz­de ya­nıl­ma ris­ki çok yük­sek­tir. Bu­na bağ­lı o­la­rak me­su­li­yet de çok yük­sek­tir. Fa­kat meş­ve­ret­te ya­nıl­ma ris­ki çok dü­şük­tür. Me­su­li­yet i­se hiç yok­tur!

OKU:   Kurbanın hükmü nedir?

Ri­sa­le-i Nur Ta­le­be­si i­çin Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti farz-ı ayn bir hiz­met­tir. Çün­kü ci­had­dır. Ri­sa­le-i Nur Ta­le­be­si­nin, Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti i­çin ya­pa­ca­ğı meş­ve­ret de farz-ı ayn hük­mün­de­dir.

Dip­not­lar:
1- Ba­ka­ra Sû­re­si: 30, 31.
2- İ­şâ­râ­tü’l-İ’câz, s. 251.
3- Şû­râ Sû­re­si: 38.
4- Âl-i İm­ran Sû­re­si: 155.
5- Şu­â­lar, s. 289, 423.
6- Kas­ta­mo­nu Lâ­hi­ka­sı, s. 95.
7- Kas­ta­mo­nu Lâ­hi­ka­sı, s. 181.
8- E­mir­dağ Lâ­hi­ka­sı, s. 125.
9- Mek­tu­bât, s. 394; Bar­la Lâ­hi­ka­sı, s. 166.

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir