Kıyamet ve ebedî saadet

İsveç’ten okuyucumuz: “Kıyametten sonra insanlık için saadet var mıdır? Risale-i Nur’da bu konuda neler söylüyor?”

ŞAHSIMIZIN KIYAMETİ ÖLÜMDÜR

Kıyametten sonra insanlığı ebedî bir saadet beklediğini Kur’ân-ı Kerîm bin dört yüz yıldan beri âleme ilân ediyor. Bu yüzden kıyametten değil; Kur’ân’ın müjde ettiği ebedî saadete hazırlanmayı ihmal etmekten korkmalıyız.

Kıyamet kâinat için mukadderdir; gelecektir. Ölüm de bizim şahsımız için mukadderdir; o da gelecektir. Esasen biz yaşarken kıyameti görmeyebiliriz; fakat ölümü göreceğimizde şüphe yoktur. Nasrettin Hoca merhumun ifadesiyle, bizim büyük kıyametimiz, kendi şahsımızın ölümünden ibarettir. Öyleyse, ölüm muhakkak olduğuna göre, ölümden sonra geleceği müjdelenen ebedî saadeti hak edecek bir şeyler yapmayı ihmal etmeyelim.

EBEDÎ SAADET VARDIR

Bediüzzaman, ebedî saadetin geleceğini ve gerekçesini on maddede açıklıyor. Kısaca özetleyelim:

1- Ebedî saadet olmazsa, bu kâinatta her aklın teslim ettiği esaslı nizam ve baş döndürücü sistem, yalancı bir şekilden ve hayalî bir gölgeden ibaret kalır. Nizamı nizam eden, sisteme sistem ruhu veren, sistemin hemen arkasından gelecek ebedî saadettir. Öyleyse âlemdeki bu sonsuz düzen ve eşsiz ahenk, ebedî saadetten haber vermektedir.1

2- Bediüzzaman meseleye faydalılık prensibi cihetinden de bakar. Öyle ki, kâinatta her şeyde tam bir hikmet ve tam bir fayda gözüküyor. Her şeyde gözüken bu eksiksiz fayda ve işe yararlılık âhirete dönüktür; ebedî saadetten haber veriyor.

OKU:   Zülkarneyn kimdir?

3- a) Kâinattaki hadsiz israfsızlık ve hiçbir şeyin gayesiz olmaması;

b) Cenâb-ı Hakk’ın her şeyi yaratırken tercih ettiği en kısa yol, en yakın cihet, en hafif suret ve en güzel biçim;

c) Allah’ın her bir şeye en az yüz vazife yüklemesi ve bin meyve ve gaye takması ebedî saadetin geleceğine delildir. Çünkü dönmemek üzere ölüm ve geri gelmemek üzere yok oluş, her şeyi israf eder, her şeyi boş yapar. Kâinatta böyle dehşetli bir israfa yer yoktur.

4- Kâinatta hemen her şeyin her zaman değişmesi, yenilenmesi, tazelenmesi, eski bedenlerin atılması ve ölüme mazhar edilmesi; ölüme benzeyen uykular, kıyamete benzeyen zelzeleler, sarsıntılar, yıkımlar ve yeniden yapılanmalar büyük Kıyametten ve ebedî saadetten haber veriyor.

5- İnsanın fıtratına yerleştirilmiş sınırsız istidatlar ve hadsiz kabiliyetler, o kabiliyetlerden doğan sayısız meyiller ve yönelişler, bu meyillerin getirdiği hesapsız emeller, bu emellerin yol açtığı sınırsız fikirler, istekler, arzular, iştihalar, düşünceler ve duygular şu şahadet âleminin hemen arkasında bulunan ebedî saadete ellerini uzatmış, gözlerini dikmiş ve o tarafa yönelmiştir. Fıtrat hiçbir zaman yalan söylememiştir. Bu sarsılmaz “ebedî mutluluk meyli” ebedî saadetin varlığına işaret etmektedir.2

6- Allah’ın hadsiz rahmeti, büyük merhameti ve geniş şefkati ebedî saadeti haber veriyor. Çünkü nimeti nimet eden nimetin devamlılığıdır. Bu da ebedî saadetle mümkündür. Çünkü bütün nimetlerin başı, gayesi ve neticesi ebedî saadettir. Eğer ölümden sonra âhiret biçiminde yeni bir hayat olmayacaksa, eğer kıyametin kopuşundan sonra yeni bir diriliş ve yeni bir âlem söz konusu edilmeyecekse bütün nimetler boş ve boşuna olur. Bütün nimetlerin boş olması ise, kâinatı kuşatan sonsuz rahmetin varlığına zıttır.

OKU:   Dâbbetü´l-Arz

EBEDÎ SAADETİN MÜJDECİLERİ: RAHMET, VİCDAN VE KUR’ÂN

7- Şu kâinatta herkese gözüken İlâhî lütuflar, merhametler, ihsanlar ve ikramlar hakikî rahmeti gösterir. Hakikî rahmet ise ebedî saadeti haber verir.

8- İnsan uyanık vicdanının fısıltısını dinlese sonsuz bir mutluluğu ne kadar derinden istediğini işitecektir. Çünkü o vicdana kâinat bile verilse, ebedî mutluluk ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek bu vicdanî cezbe ve fıtrî istek, hakikî bir gayenin ve cazibedar bir hakikatin çekmesi ve ağır basması ile olur. Bu hakikat da ebedî saadettir.

9- Hazret-i Muhammed’in (asm) sözleri ve verdiği haberler ebedî saadetin müjdecisidir. Onun (asm) yaşayışı, hadisleri ve sünneti ebedî saadete karşı birer penceredir. Onun (asm) Allah’ın birliğinden başka en büyük dâvâsı haşir ve ebedî saadette düğümlenmiştir.

10- Kur’ân’ın kesin haberleri de nihayet ebedî saadetin en hakikî müjdecisi ve cismanî haşrin anahtarıdır. Nitekim Kur’ân âhiret ve yeniden yaratılış hakkında çok delil sunar.

Meselâ: “Kendi yaratılışını unuttu da, bize temsil getirmeye kalktı. ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ dedi. Sen, de ki: ‘Onu ilk önce kim yaratmış ise tekrar O diriltecek. O her şeyin yaratılışını hakkıyla bilendir.’”3, “Size ne oluyor ki, Allah’ın büyüklüğünü düşünmüyorsunuz? Hâlbuki O sizi halden hale sokarak yarattı.”4 ve “Rabbin ise, kullarına haksızlık yapacak değildir.”5 âyetleri ebedî saadeti gösterecek dürbünleri insanoğlunun dikkatine sunmuştur.6

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 479.
2- Sözler, s. 481.
3- Yâsîn Sûresi, 36/78, 79.
4- Nuh Sûresi, 71/13, 14.
5- Fussilet Sûresi, 41/64.
6- Sözler, s. 482.

OKU:   Güneş batıdan doğunca

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir