Hastaların namazı nasıldır?

Abdullah Bey: “Hastaların namazı nasıldır? Hasta olan biri namazını gözle nasıl kılabilir? Tarif eder misiniz?”

 

Namaz farz bir ibadettir. Ancak Cenâb-ı Hak kullarından güçlerinin yettiğini istediğini bildiriyor.1 İslâmiyet’in özünde bu vardır. Güç yetirilemeyecek teklif dinimizde yoktur.2 Bu açıdan kişi, sıhhati elverdiği ölçüde ibadetlerini yapar. Sıhhati müsaade etmediği zamanlarda, gücünün yettiği kadarını yapar, gücünün yetmediğini bırakır. Hastaların nasıl namaz kılacakları konusunda dört mezhep de görüş ve içtihatlarda bulunmuşlar ve dört mezhep de yüce dinimizde “teklîf-i mâlâ yutak” (=güç yetirilemeyen teklif) olmadığı noktasından hareketle hastaların lehine çözümler sunmuşlardır.

Namazda kıyam farz olmasına rağmen; hasta olup kıyamda bulunamayacak kimseler namazlarını oturarak kılarlar. Duvara veya değnek gibi bir desteğe dayanarak ayakta durabilen, bu şekilde kıyamını yapar. Biraz olsun ayakta durabilen kimse, namazına ayakta başlar, gücü kesildiğinde oturarak devam eder. Namazda nasıl oturulacağına gelince; Hanefî Mezhebine göre, oturabiliyorsa teşehhüdde oturduğu gibi oturur. Bu şekilde oturamıyorsa dilediği gibi oturur. Malikî Mezhebine göre, secdeler ve teşehhüt halleri dışında bağdaş kurarak oturur. Hanbelî Mezhebine göre, rükû ve secde hâli dışında bağdaş kurarak oturması sünnettir. Dilediği gibi oturması da caizdir. Şafiî Mezhebine göre ise, oturarak namaz kılan kimsenin secde ve teşehhüt hâli dışında ayaklarını altına sererek oturması sünnettir.

Bu tanımlarda geçtiği şekilde oturmaya gücü yetmeyen kimseler ise, dört mezhebe göre de diledikleri gibi otururlar.

OKU:   Hangi niyetle camiye gidersek, onu buluruz

Oturarak namaz kılan kimse rükû ve secde yapabiliyorsa yapar; yapamıyorsa îmâ ile yapar. Bu durumda secde için yaptığı ima, rükû için yaptığı îmâya göre biraz daha eğimli olur ki bu vaciptir. Ayakta durabildiği halde oturmaya ve rükû ve secde yapmaya muktedir olmayan kimse ise, rükû ve secde için, ayakta iken ima etmelidir. Bu durumda yine secde için, rükû için eğildiğinden biraz fazlaca eğilir.

Ayakta durmaya da, oturmaya da muktedir olmayan kimseler namazlarını mümkünse ayakları kıbleye gelecek şekilde arkası üzerine yatarak kılarlar. Bu durumda yine mümkünse başları altına bir yastık koyarak başlarını hafifçe kaldırırlar ve böylece kıbleye dönmeleri sağlanmış olur. Rükû ve secdeleri ise ima ile yaparlar. Bunlar mümkün değilse, imkânları ölçüsünde önce sağ yanı üzerine döner; bu da mümkün değilse dilediği gibi ima ile kılar.

Yatarak ima ile de namaz kılmaya güç yetiremeyen ve bu şekilde beş vakitten fazla hastalığı devam eden kimselere artık, muktedir olana kadar, Hanefî mezhebine göre namazın farziyeti düşer. Şafiî mezhebi ise kılabiliyorsa göz ile kaş ile ve hatta kalp ile imada bulunarak kılması gerektiğine hükmetmiştir. Buna da güç yetiremeyenler, iyileştikleri zaman kaza ederler.

Göz, kaş ve kalp ile namaz kılmanın hiçbir kuralı ve şartı yoktur. Bulunduğu yerde Allah için namaz kılmaya niyet eder, gözüyle namazın hareketlerini hayalen yapar, kalbiyle Allah’a yönelir.

OKU:   Ben’i geçmek ve biz’e ulaşmak

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir