Tevekkül tedbiri gerekli kılar

Hamid rumuzlu okuyucumuz: “Tedbir kazayı ve belâyı def eder mi? Tedbirde ölçü ne olmalıdır? Meselâ evimize bir kilit takmamız normal midir? Yoksa iki kilit, çelik kapı, alarm gibi bilumum tedbirleri aldıktan sonra mı tevekkül etmeye hakkımız vardır?”

 

Tedbiri bir fiilî duâ olarak değerlendirdiğimizde; Allah dilerse şüphesiz kazayı ve belâyı defeder. Fakat bu bir sonuç hükmüdür. Sonuç hakkında hüküm vermek esasen bizim vazifemiz değildir. Bizim vazifemiz önden gerektiği gibi tedbir almak, tedbirden sonra da tevekkül etmektir. Tedbirde eksiklik ve boşluk bırakmamak, ihmalkâr olmamak, vurdumduymaz olmamak, “yazılan başa gelir” sözünün uhdesinde saklı bulunan yanlış tevekkül anlayışına ve tembelliğe kapılmamak bizim vazifemizdir.

Tevekkülü doğru anlamalıyız. Tevekkül düsturunu bize öğreten Kur’ân’dır.

* Hazret-i Yâkub Aleyhisselâm oğulları ile birlikte Mısır’a Bünyamin’i de gönderirken, tedbiri de, tembihi de elden bırakmadı ve oğullarına şöyle dedi:

“Sizi bir felâket kuşatmadıkça onu bana geri getireceğinize dâir Allah adına sağlam bir söz vermeden kardeşinizi sizinle göndermem!” Onlar söz verince de, “Bu söylediklerinize Allah şâhit olsun!” dedi. Sonra dedi ki: “Oğullarım! Şehre bir kapıdan girmeyin! Ayrı ayrı kapılardan girin! Gerçi Allah’ın takdir ettiği bir şeyi ben sizden geri çeviremem! Hüküm ancak Allah’ındır! Ben O’na tevekkül ettim! Tevekkül etmek isteyenler de O’na tevekkül etsinler.” 1

Âyette Hazret-i Yâkub’un (as) oğullarına yaptığı tembihler birer tedbir mahiyetindedir. Gerek Bünyamin’in başına bir iş gelmesini önlemek için, gerekse oğullarının nazar veya başka biçimde zarar görmesini önlemek için Hazret-i Yâkub’un (as) elinde başka çâre yoktu. Olsaydı mutlaka kullanacaktı. O halde Hazret-i Yâkub (as) kendi çapında bütün imkânlarını kullandıktan ve gerekli tedbiri aldıktan sonra Allah’a dayanıp güveniyor, tevekkül ediyor.

* Kavminden bir kısmı Firavun’dan zarar gelir diye korktukları için Hazret-i Mûsâ’ya (as) açıktan inanmak istemedi. Veya inançlarını gizlemek istedi. Oysa Firavunun zorbalığı ve ilahlık iddiası gibi haddini aşmış davranışları karşısında kendilerine gönderilmiş bir Peygamber ile birlikte omuz omuza hareket etmeleri ve Firavunun kötülüklerine mertçe karşı koymaları gerekiyordu. Bu konuda birlikte hareket etmeleri gerekiyordu. Alınacak başka bir tedbir yoktu. Sadece tevekkül ve teslim isteyen zor günlerdi.

Hazret-i Mûsâ (as) onları yalnızca tevekküle ve teslim olmaya çağırdı. Dedi ki:
“Ey kavmim! Eğer Allah’a îmân ettiyseniz ve O’na ihlâs ile teslim olmuş Müslüman’lar iseniz, O’na tevekkül edin.” 2
* Hazret-i Şuâyb Aleyhisselâm kendisine düşen görevin yalnızca tebliğ olduğunu, sonucun Allah’a ait bulunduğunu, yapılacak işlemin dâveti sürdürmek olduğunu bildiriyor ve dâvetine uymayan kavmine şöyle sesleniyordu:

“Ey kavmim, söyleyin bana! Eğer ben Rabb’imden açık bir delil üzere isem ve Rabbim beni kendi katından pek güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa, ben O’na isyan edebilir miyim? Size yasakladıklarıma kendim karşı gelmek istemem! Ben ancak gücümün yettiği kadarıyla sizi ıslâh etmek istiyorum. Muvaffak olmam ise ancak Allah’ın yardımıyladır. O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yönelirim.” 3

* Bir işe karar vermek, o işi bitirmenin yarısıdır. Çünkü karar, niyettir. Karar, aynı zamanda hâl ve fıtrat diliyle yapılan bir duâ demektir. Bir işe karar veren kimse, başarmak ve olabilecek olumsuzlukları bertaraf etmek için önce Allah’a sığınmalı ve güvenmelidir. Cenâb-ı Hak bir işe azm eden ve karar veren kimseler için şu önemli prensibi hatırlatır:

“…İşlerinde onlarla istişâre et! Bir işe karar verip azm ettiğinde ise, Allah’a güven ve tevekkül et. Şüphesiz Allah kendisine tevekkül edenleri sever.” 4

Tevekkülün sebepleri bütünüyle reddetmek demek olmadığını, bilâkis sebepleri Allah’ın kudret elinin bir perdesi bilmek demek olduğunu bildiren Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, sebeplere teşebbüsün ise, bir nevî fiilî duâ hükmünde bulunduğunu, sonucun da yalnız Allah’tan istenmesi gerektiğini; tevekkülün, kendisine düşen tedbirleri gerektiği gibi aldıktan sonra netîceyi Allah’tan bilmek ve yalnız O’na minnettâr olmak demek olduğunu bildirir. 5

Demek tevekkül etmek için, önce biz, bize düşen tedbiri gerektiği gibi, gerektiği kadar ve gücümüz ölçüsünde almakla görevliyiz ve yükümlüyüz. Bize düşen kısımda ihmâlkâr davranamayız, tedbirsiz olamayız, gayretsiz olamayız.

Takdiri ise Allah’a bırakırız.

Bir evi hırsızlara karşı korumak için düşünülebilecek her şey tedbirdir. Anahtarın ve kilidin en iyisi, kapının en sağlamı, en dayanıklısı, alarm vs. gibi ulaşılabilen yeni teknolojik ürünlerin en iyisi, bunları kullanma becerisi… vs. bunların tamamı tedbir sınıfına girer. Tedbir ne kadar iyi olursa, sonuç için o derece makbûliyet şartlarını taşıyan fiilî duâ yapılmış olur. Hangi tür tedbir gerekiyorsa, bize düşen ihmâl etmemektir. Fiilî duâmızın sonucunu ise Allah’a bırakmalıyız.
Yani tedbir bizden, takdir Allah’tandır.

Dipnotlar:
1- Yûsuf Sûresi: 66, 67.
2- Yûnus Sûresi: 84.
3- Hûd Sûresi: 88.
4- Âl-i İmrân Sûresi: 159.
5- Sözler, s. 284.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Fiilî ve kavlî duâyı elden bırakmamak
820
Kırklareli’nden bir okuyucumuz: “Son zamanlarda içim daralıyor. İnançlı olduğum halde içim nedensiz sıkılıyor. 19 Yaşındayım, ÖSS’ye hazırlanıyorum. Ne yapmam gerek?”   Fiilî ve kavlî duâyı...
Kâinatın çekirdeği ve meyvesi
373
Konya’dan okuyucumuz: “Madem Peygamberimiz (asm) kâinatın yaratılmasına sebeptir ve Allah insanlara din olarak İslâm’ı seçmiştir, o halde Peygamberimiz (asm) niye en son Peygamber gönderildi? Niye ilk...
Dertlerin ve sıkıntıların hayır ciheti var mıdır?
6.113
Abdullah Bey: “Bazen insan, dertlerin ve sıkıntıların altında eziliyor. Dertlerin ve sıkıntıların hayır ciheti var mıdır?”   Biz mü’miniz; Allah’a inanıyor ve güveniyoruz. İmanımız bize öyle b...
Bediüzzaman tevekkülü nasıl tarif ediyor?
2.490
“Bediüzzaman tevekkülü nasıl tarif ediyor?” Tevekkül, Tevhid Dîni olan İslâmiyet’in en çok önem verdiği ahlâkî değerlerden birisidir. Kur’ân “Allah’a tevekkül et; Vekîl olarak Allah yeter” buyurur....
Allah´ın takdiri ve tasarrufu…
2.629
Şanlıurfa’dan Muhammed Ünverdi: "İnsanın kaderi değişir mi?" İnsanın kaderi durup dururken değişmez elbet. Fakat insanın duâ ve niyazına göre, amel ve duruşuna göre Cenâb-ı Allah kişiyle ilgili...
Dostlukta bize düşenler
247
Serkan Bey: “Arkadaşımla aram düzelsin diye –kusurlu olmadığım halde- tam bir ay boyunca duâlar ettim. Duâmın kabul olmuş olduğuna inanıp arkadaşımı aradım. Fakat cevap bile vermedi. Açıkçası ne yapma...
Bir sıkıntı bin hayır kapısı açar!
62.607
İsimsiz okuyucumuz: “Çok dertlerim var. Bazen altında ezilecek gibi oluyorum. Bana bir tesellî var mı? Bu sıkıntılarımın benim için hayır ciheti var mı?” Dünyanın hiçbir derdi bizi yıldırmamalı. Çünk...
Hayatı Allah yarattığı gibi, ölümü de Allah yaratıyor...
6.582
Harun Bey: “Ömür ve ecel belirli değil mi? Ömür uzayıp kısalır mı? Ömrün uzayıp kısalması insanın elinde mi? Sigara ömrü kısaltır, sadaka ömrü uzatır gibi sözler ortalıkta dolaşıyor. Eğer bu sözler ...
Duânın en tatlı meyvesi nedir?
335
Gölcük’ten okuyucumuz: “Duâlarda kullanılan, ‘Islâhı mümkünse ıslâh eyle, mümkün değilse Kahhâr ism-i şerifinle kahreyle.’ cümlesi duâ âdâbına uygun mudur? Allah dilerse, O’nun kudreti için ıslâhı müm...
Risâle-i Nur´da zekât
1.116
Trabzon’dan okuyucumuz: “Yirmi İkinci Mektubun İkinci Mebhas’ındaki suâlin ikinci haşiyesinde, ‘Eskiden verdiği kırktan ki, her sene gâliben ve lâakal ribh-i ticarî ve nesl-i hayvanî cihetiyle, o kırk...
Hastalıklar, musibetler ve kader
1.799
Trabzon’dan Fatih Menderes: “Hastalıkları, musîbetleri, doğuştan getirilen sakatlıkları ve sonradan meydana gelen müzminleşmiş yaraları kader açısından nasıl değerlendirebiliriz?” Bizler yalnızca A...
Allah´a tevekkül etmek
707
“Bizi inciten bir insan için, ‘Hasbünallahü ve nime’l-vekil’ desek ve o kişinin başına bir olay gelse hakkına girmiş olur muyuz?”   Allah’ın bize her hususta yeterli olduğunu, bizim güç ve ...
Su-i zan hüsn-ü zan dengesi
582
İzmir’den okuyucumuz: “Alış veriş için gelen müşterilere hırsızlık yapabilir düşüncesi ile tereddütlü bakmamızın mahzurları var mıdır? Dükkânımızdan bir şey kaybolduğu veya eksildiği zaman müşteriden ...
Kendine güven duymak şımarmak mıdır?
1.008
Mete Bozdağ: “Kendine güven duygusunu geliştirirken nefsimiz şımartılmıyor mu? Kendine güven nasıl olmalıdır?”   Ne kendimizi yok sayabiliriz! Ne de kendimizi olduğumuzdan fazla büyütebilir...
Tatlı dil sadakamızı ihmal etmeyelim
636
Serkan KESKİN: “Bir arkadaşımla aram bozuktu. Düzelmesi için açıkçası hatalı olmadığım halde tam bir ay boyunca dualar ettim. 4444 tane Tefriciye de okudum. Duamın kabul olmuş olabileceğine inanıp ark...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir