Tahdis-i nimet ve şükran-ı nimet kavramları

Tokat’tan Nuri Kapusuz: “Tahdis-i nimeti şükran-ı nimetten ayıran şey nedir?

 

TAHDİS-İ NİMET VE ŞÜKRAN-I NİMET

Tahdis-i nimet: Nimeti anlatmak, nimetin nereden ve kimden geldiğini gizlemekten sakınmak, nimeti vereni ve göndereni unutmamak, nimetin Cenâb-ı Allah’tan geldiğini ketmetmeyip ilân etmek, Cenâb-ı Allah’ın lütfu olan nimeti kendi eseri gibi görmekten ve göstermekten kaçınmak gibi manalara gelir.

Şükran-ı nimet: Nimeti verene teşekkür etmek, Cenâb-ı Allah’a şükretmek, Cenâb-ı Mün’im-i Hakikiyi bilmek, Cenâb-ı Hakk’ın sayısız benzersiz nimetler verdiğini ikrar etmek ve yalnız Cenâb-ı Hakk’a minnettar olmak gibi manalara gelir.

Tahdis-i nimet, şükran-ı nimeti de içinde barındırıyor. Yani nimetleri verenin Cenâb-ı Allah olduğunu bilmek, bildirmek, söylemek ve ilân etmek demek olan tahdis-i nimet, aynı zamanda nimeti verene teşekkür etmek demektir. Bir nevi şükürdür.

Bir de küfran-ı nimet vardır ki, şükran-ı nimetin tam zıddıdır. Cenâb-ı Allah’ın nimet verici olduğunu gizlemek, örtmek ve yalanlamak demektir. Buna nankörlük de denmiştir.

KUR’ÂN’DA TAHDİS-İ NİMET

Tahdis-i nimet bir Kur’ân emridir.

Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e (asm) şöyle emretmiştir: “Bununla beraber Rabbinin nimetini tahdis et! (söyle).”1

Bu âyette tahdis edilmesi emredilen nimetin Kur’ân yahut peygamberlik olduğu söylenmiştir.

Hazret-i Hüseyin (ra) bu âyeti şöyle tefsir etmiştir: “Bir hayır işlediğin zaman, başkalarının bunu örnek almasını istersen, bunu insanlara söyle. Tâ ki hayırda yarışsınlar. Fakat riyakârlıktan kaçın.”

Şükran-ı nimette gurur ve riya tehlikesi yoktur. Oysa tahdis-i nimet şekil itibariyle riyakârlığa ve gurura yatkın bir konumdadır. Çünkü şükrü ve şükranı içinde hissedebilirsin. Bunu insanlara söylemen gerekmiyor. Fakat tahdis bu nimeti başkalarına söylemeni gerektiriyor. Bunu söylemekte ise gurur ve fahr tehlikesi vardır.

Fakat Kur’ân “söyle” diye emrediyor.

Bu durumda Allah’ın nimetine mazhar olanlara şükürden başka zor bir görev daha düşüyor:

1- Bunu insanlara söyleyeceksin. Ama gurura ve fahre girmeyeceksin.

2- Eğer gururdan ve fahrden kendini kurtaramayacaksan ve söylemekle o nimeti temelluk etmekten, yani nimeti kendine ait kılmaktan, yani nimeti vereni unutmaktan korkarsan söylememeyi tercih edeceksin.

TAHDİSİ GURURDAN AYIRAN ÖLÇÜLER

Bir nimet verilmişse tahdis edilmeli, nimetin ve nimeti verenin büyüklüğü söylenmeli; fakat gurura düşmekten şiddetle kaçınmalıdır. Eğer tevazu gösteriyorum diye tahdis etmekten kaçınılırsa, bu defa da küfran-ı nimete düşmek tehlikesi vardır. Yani Allah’ın verdiği bir nimetin büyüklüğü söylenmeli, fakat temelluk edilmemeli, onu mülkiyetine geçirircesine sahiplenmemelidir. “Mün’im-i Hakiki’nin eser-i in’amı.”2 olduğu açıkça söylenmelidir.

Meselâ gurur verici güzel bir elbiseyi biri sana giydirse ve o elbiseyi giyince güzelleşsen; sana “Maşallah! Çok güzelsin! Çok güzelleştin!” deseler, senin böyle bir durumda üç halin ortaya çıkar:

1- Tevazu gösteriyorum diye bu güzelliği inkâr etmek. Yani “Hâşâ! Ben neyim, ben bir hiçim! Nerede güzellik?” demek. Oysa bu tevazu olmaz, küfran-ı nimet olur. Çünkü elbise sende bir güzellik meydana getirmiştir. Bunu inkâr etmek, nimetin güzelliğini inkâr etmek demek olur.

2- Gururlanmak ve övünmek. Yani, “Evet, ben çok güzelim, benim gibi güzel nerede var? Benim gibi birini gösteriniz!” demek. Buna da hakkın yoktur.

3- Gururdan ve fahrden sakınmak şartıyla tahdis-i nimet etmek.

Yani: “Evet, ben güzelleştim. Fakat güzellik elbisenindir, dolayısıyla onu bana giydirenindir, benim değildir.” demek.

Bu üçüncüsünde elbisenin ve elbiseyi sana giydirenin güzelliğini teslim ediyorsun. Fakat bu güzelliğin sana ait olmadığını söylüyorsun. İşte Kur’ân’ın kabulü olan tahdis-i nimet budur. Bu aynı zamanda şükran-ı nimet de demektir.

Üstad Hazretleri tahdis-i nimeti bu şekilde açıkladıktan sonra şöyle haykırıyor:

“Ben de, sesim yetişse bütün küre-i arza bağırarak derim ki: Sözler güzeldirler, hakikattirler. Fakat benim değildirler; Kur’ân-ı Kerîm’in hakaikından telemmu etmiş şuâlardır.”3

Dipnotlar:
1- Duhâ Sûresi, 11.
2- Mektubat, s. 436.
3- Mektubat, s. 437.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Cennet köşkünde
754
 Cennet rumuzlu okuyucumuz: “Cennetten, cennete giren kişilerin mutluluklarından ve cennet nimetlerinden bahseder misiniz.” Bediüzzaman’ın ifadesiyle: “Cennete dâir, Cennetten daha güzel, hûril...
Yemek seçmek nimete hürmetsizlik sayılır mı?
584
Seydişehir’den Tûbâ Sarı: “Yemek seçmek nimete hürmetsizlik sayılır mı?”   Nimete hürmetsizlik, nimeti şükürsüz ve nankörce kullanmak ve israf etmekle söz konusu olur. Yemek seçmek ise, ...
Yemek seçmek nimete hürmetsizlik sayılır mı
472
Tûbâ Hanım: “Yemek seçmek nimete hürmetsizlik sayılır mı?”   Nimete hürmetsizlik, nimeti şükürsüz ve nankör kullanmak ve israf etmekle, saçıp savurmakla söz konusu olur. Yemek seçmek is...
Açlık ve iştiha şükürden sayılır mı?
205
Mehmet Bey: “Açlık ve iştah tama mıdır, şükürden midir? Şükürden sayılırsa şartları var mıdır?” Şükür ve Tama Nedir Tama, bir nimete karşı duyulan abartılı açlıktır. Doyduğu halde doymamaktır. Göz...
Allah verdiği nimetlerden sorumlu tutar
575
Ramazan Bey: *“Müslüman bir ülkede doğan ile gayr-i Müslim bir ülkede doğanın Allah katındaki sorumluluk durumu nasıldır?”   Allah verdiği nimetlerden sorumlu tutar, vermediği nimetlerden s...
Bir şükür kaynağı: Nefes alıp verişimiz
1.326
İzmir/Pınarbaşı’ndan Caner Çiçekçi: “İnsan nasıl nefes alıyor? Nefes alıp verirken oksijen alıp karbondioksit verdiğini biliyoruz. Fakat nasıl oluyor da insan oksijeni karbondioksite dönüştürüyor? Ve ...
Ramazan orucu ve şükür
1.044
Ramazan orucu ile şükür arasında nasıl bir ilişki vardır? İnsan, nimetin kıymetini yokluğunda daha iyi kavrar. Mübârek Ramazanın orucu ile Allah’ın nimetlerinden kısmen, yani belirli bir süre el ...
Hastalığı hafifletmenin yolu
396
İstanbul’dan Hamdi Gocek: 1) “Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlaka onu yapmak mecburiyeti hissederse, bari şöyle söylesin: ‘Rabbim! Hakkımda hayat hayırl...
Bitmeyen gündemimiz: Hamd ve Şükür
6.610
Kenan KILIÇASLAN: “Hamd etmek ve Şükretmek lafızları arasında nasıl bir fark vardır? Hamd ile Şükrün, derinliğine izahını yapar mısınız? Hangisinin daha geniş, hangisinin daha hususi kaldığının açılım...
Zekât ve şefkat
466
Remzi Bey: “Zekât emrinin toplum fertleri arasında meydana getirdiği olumlu davranışlar üzerinde durur musunuz? Toplumun alt ve üst sınıflarını birbirine yaklaştırması ve aralarında sevgi bağları tesi...
Orucumuz ve şükür borcumuz
660
Salih Bey: “Orucun şükre bakan yönü nelerdir?” Biz her şey için Yüce Allah’a karşı şükür borçluyuz. Öyle ki, her isteğimiz karşılanıyor. Her ihtiyacımız görülüyor. Her derdimiz derman buluyor. Her...
İktisat nedir? Ne değildir?
596
Nuray Arslan: “İktisat nedir? İktisat etmek neden güzeldir?”   İktisat, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin risâlelerinden birinin adıdır. Üniversitelerimizde de birer alan adıdır iktisat. ...
Tükenmez hazine: Kanaat
1.855
Abdullah Bey: “Kanaat etmek ne demektir? Faziletleri nelerdir?” SÖZLÜKTE KANAAT Kanaat sözlükte, elindekini yeterli bulma, kazancı ile yetinme, neticeye razı olma, hakkıyla çalıştıktan sona eline ...
Musibetler ve kader inancı
855
Fatih Bey: “Hastalıkları, doğuştan sakatlıkları kader açısından değerlendirir misiniz?” Hastalıkların, doğuştan getirilen sakatlıkların, sonradan meydana gelen özürlerin ve muhtelif yaratılış e...
Bayramın kıymetini bilelim
1.863
Kurban Bayramına ulaştık elhamdülillah. Müslümanlar, insanlığa barış mesajları verecekler. Bizi barış ve sevgi bayramına eriştiren Rabb’imize sonsuz hamd ü senalar olsun.   Bayrama erişmek, Cen...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir