Risale-i Nur çıplak hakikatin sesidir

Fikret Çalışkan: “Aşağıdaki metinde “adaletnâme-i şeriat” ve “tarih celp namesi” terimleri özellikle mi kullanılmış, anlatılmak istenen fikre nasıl bağlantı yapılabilir?

 

“Gazetelerde neşrettiğim umum makalâtımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi cânibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletnâme-i şeriatla dâvet olunsam; neşrettiğim hakaiki aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa, o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim. Şayet müstakbel tarafından üç yüz sene sonraki tenkidât-ı ukalâ mahkemesinden tarih celp namesiyle celp olunsam, yine bu hakikatleri, tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim.”1

HAKİKATİN SOLMAZ RENGİ

Bu metin Bediüzzaman Said Nursî’nin 31 Mart’tan sonra çıkarıldığı mahkemeye verdiği müdafaanameden bir parçadır. Mahkeme 31 Mart olayında dahli olduğu şüphesiyle birçok zevatı tutuklamış, bir kısmını mahkeme bahçesine asmıştır. Asılmış olanların cansız bedenleri darağacında sallanmakta, mahkeme penceresinden gözükmektedir.

Bediüzzaman orada on bir buçuk maddelik bir savunma yapıyor. Savunmasında gazetelerde yazdığı makalelerinin arkasında duran Bediüzzaman, zikrettiği bütün hakikatlerin son derece gerçekçi olduğunu, öyle ki bin sene öncesinin Asr-ı Saadet mahkemesinden çağırılsa gidip bu gün gazetelerde yazdığı hakikatleri aynen orada zikredeceğini; istikbalin akıl mahkemesinden çağırılsa, oraya da gidip bu hakikatleri aynen orada da savunacağını söylüyor.

Bediüzzaman’ın bu cümlesi, makalelerinin çıplak hakikatten ibaret olduğunun ifadesidir. Bu temel özellik Bediüzzaman’ın bütün eserlerinde de söz konusudur. Esasen Said Nursî’yi Bediüzzaman yapan temel niteliklerden birisi de bütün Külliyatı’nın çıplak hakikati ifade ediyor oluşudur.

Nitekim o aynı yıllarda Ayasofya Camii’nde bir konuşmasına da şöyle başlıyor: “Kabr-i kalpten hakaik çıplak çıktı. Namahrem olan kimseler nazar etmesin.”2

ÇIPLAK HAKİKAT SAFTIR, SAMİMİDİR

Bediüzzaman 31 Mart Mahkemesi’nden beraat alarak aklanmış ve mahkeme heyetine teşekkür dahi etmeyerek, Çemberlitaş’tan Sultanahmet’e kadar arkasında kalabalık bir insan kitlesi ile birlikte “Zalimler için yaşasın Cehennem!” diye haykırarak yürümüştür.

Asr-ı Saadette şeriat mahkemesi vardır. İstikbalde de aklın hâkim olduğu yargıçlar vardır. Bunlar geçmişte söz söyleyenleri yargılarlar. Küçük bir hatayı bile abartarak ortaya çıkarıp eser sahibini yerden yere vurmaktan ilmî enaniyetleri namına gurur duyarlar.

İster geçmişin şeriat mahkemesi olsun, isterse geleceğin ilmî enaniyet sahibi ukalaları olsun, Bediüzzaman söylediği sözlerinin hakikat değerinden emindir. Çünkü Bediüzzaman’da çıplak hakikat vardır. Çıplak hakikat saf gerçeklerden ibarettir. Yalanla, cerbezeyle, hayal ile, süslü kelimelerle giydirilmemiştir. Makam ve rütbe sahiplerine temennalarla, dalkavuklukla, zamanın ilcaatına göre, konjonktüre göre farklı tüllerle perdelenmemiştir. Çıplak hakikat saftır, samimidir, gözü karadır, pervasızdır, eğilip bükülmesi yoktur, hakkın hatırı için vardır, bedelden gözü korkmaz.

RİSALE-İ NUR’UN GENEL KARAKTERİ

Bu cümle Bediüzzaman’ın bütün sözlerinin, yani Risale-i Nur Külliyatı’nın genel karakteri hakkında da bilgi veriyor. Öyle ki:

1- Risale-i Nur Külliyatı baştan sona çıplak hakikatler serisidir. Bütün cümleleri saf hakikat balına banmıştır. Lâfı hayal ile, mübalâğa ile, gölge ile giydirmez. Dolayısıyla firesi yoktur. Yani Risale-i Nur’un cümlelerinde hakikati ifade etmeyen boş bir kelime yoktur.

2- Risale-i Nur Külliyatı konjonktürel değil, evrensel bir dile sahiptir. Risale-i Nur’un cümlelerinin –ister imanî bahisler, ister lâhika mektupları ve içtimaî konular, ister mahkeme müdafaaları olsun- her zamanda ve her toplumda bir karşılığı ve geçerliliği vardır. Meselâ yüz sene önce Osmanlı toplumunda söylenmiş hakikatler bu gün demokrasi döneminde tazeliğini ve güncelliğini aynen korumaktadır. Hatta yüz sene önceki eserleri, siyaset-bilimcileri ve sosyologları şaşırtan bu güne göre çok ileri teşhislerle doludur.

3- Risale-i Nur zalime karşı şiddetli, günahkâra karşı müşfik bir dil kullanır. Bu –hâşâ- günahı teşvik için değil, günahın kirliliğini ve ibadetin güzelliklerini göstermek ve mü’mini günah kirlerinden arındırmak içindir. Zalimler için yaşasın Cehennem derken, günahkârı öyle okşar ki, okuyan kimse kendini tövbenin kucağında bulur.

4- Risale-i Nur Külliyatı, doğrudan Kur’ân’ın bu asırdan kıyamete kadar olan mesajlarını taşıdığından, hakkın bir zerre de olsa hatırını hiçbir hatıra feda etmez, bir dane-i hakikati bin ton hayalata tercih eder, hakikatleri eğip bükmeden söyler, pervasızdır.

Dipnotlar:
1- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 145.
2- a.g.e, s. 118.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

666 Rakamının esrarı nedir?
2.784
Ali Karakaş: “666 Rakamının esrarı nedir?” Âyetül-Kübra Risalesinin cifrî ve ebcedî makamı 666’dır. Üstad Hazretleri bundan şöyle bir lâtif manaya işaret ediyor: Bu rakam Kur’ân’ın âyet sayısı olan 6...
İman tazelemenin önemi
748
Mesaj rumuzlu okuyucumuz: “İman tazelemenin önemi nedir? İman kalpten nasıl gider?”   İMAN NEDİR? İman Allah’a kalpten intisap ve bağlılıktan ibarettir. Bizi Yaradan’ımıza bağlayan en güçlü ba...
Risale-i Nur, Ehl-i Beyt-i Risâletin dairesidir
2.587
Tahsin Bey: “Yedinci Şuâ’nın sonunda, ‘bu günlerde manevî bir muhaverede…’ diye başlayan bir cümle var. Bu cümleyi açar mısınız? Nasıl bir muhaveredir?” BEDİÜZZAMAN, PEYGAMBERİMİZİN (ASM) İLMİNE VA...
Risâle-i Nûr okuyanın imanla kabre gireceğine dair
2.580
Adana’dan Ali Kanıbir: “Îmân ile hayatımız nasıl bütünlük kazanacak? Amele yansımayan bir iman kurtuluş vesikası olabilir mi? Risâle-i Nûr okuyanın imansız kabre girmeyeceği müjdesini açıklar mısını...
Bediüzzaman sizlerle konuşuyor
161
Ali Karakaş: “Üstad Hazretleri “Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temaşa eden Said’ler, Hamza’lar, Ömer’...
Risale-i Nur ve Yâsin
518
Tokat’tan Sâliha Hanım: “Bazı cemaatler kendi aralarında kırk bir Yâsîn okumak için toplanıyorlar. Bizim de Risâle-i Nûr dersleriyle birlikte belirli günlerde Yâsîn okumayı sürdürmemiz uygun olur mu...
Boşanma hakkında
1.656
Erhan Bey: “Erkek boşanmayı istemiyor, fakat kadın boşanmak için mahkemeye başvuruyor ve mahkeme eşleri boşuyor. Bu durumda boşanma gerçekleşmiş sayılır mı? Yoksa bu durumda bile erkeğin ‘Boş ol’ deme...
Risale-i Nur neden mihenge vurma çağrısı yapıyor?
791
Ali İhsan Çakal: “Risale-i Nur neden mihenge vurma çağrısı yapıyor? Bunu nasıl anlayacağız?” “Mihenge Vurmadan Almayınız” Mihenge vurmak hakkı ve hakikati parlatır, görmeyenlerin gözünü açar. H...
Kabir ve mahşer
1.558
Harun Bey: “1- Kabirde makamlar gösterilir deniyor. Öyleyse ruh mahşere makamını bilerek mi çıkıyor? Bu durumda mahkemenin bir değeri kalır mı? 2- Mahşerden beraat alarak geçen kişi, Sırat üzerinde Ce...
Risale-i Nur’da faiz meselesi
3.330
Ahmet Uzun: “Ribanın haram oluşu, günahı ve ribadan kurtulma yolları konularında Risale-i Nur’da neler zikredilmektedir?” KUZU POSTLU BİR KURT Asrımız medeniyetinin inatla koruduğu, savunduğu ve k...
Risale-i Nur’da Hazret-i Osman (ra) meşrebi
474
İzmir Payamlı’dan Halil Çadır: “Şamlı Hafız Tevfik’in mektubunda geçen “meşreben hazret-i Osman-ı Zinnureyn…”1 ifadesini açıklar mısınız?” Çekirdek-Ağaç Misali Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin...
Risâle-i Nur nasıl bir tefsirdir?
1.568
Edirne’den Mehmet Said Arslan: “Kaç çeşit tefsir vardır? Risâle-i Nûr bunlardan hangisine girer? Geçmişte de Risâle-i Nûr tarzında eserler yazılmış mıdır?” İslâm tarihinde ilk tefsîr uygulaması, ...
Risale-i Nur’da kaç âyet tefsir edilmiştir?
1.497
Süleyman Kılıç: “Risale-i Nur bir tefsir midir? Kur’ân’ın tamamının tefsiri değil diyenler var. Risalelerde kaç âyet tefsir edilmiştir?” İki Türlü Tefsir Vardır Risale-i Nur için Bediüzzaman şöyle...
Kâinat, Kur’ân’ını okurken
707
Bozyazı’dan Ahmet Yıldırım: “Risale-i Nur’da okuma ölçüleri nelerdir? Okumanın önemi ve mahiyeti nedir?” KUR’ÂN, KÂİNATI OKUYOR İlk inen âyet “Oku!” emri olmakla beraber, daha sonra inen âyetlerde k...
Mehdî meselesinin fazlaca konuşulmasının mahzurlari var mı?...
1.739
Mehdî meselesinin Risâle–i Nur dairesi içinde fazlaca konuşulmasının, tartışılmasının mahzurları var mı? Mahzurları elbette ki var. Bunlara, aynen iktibas suretiyle şöylece değinmek mümkün: “O gel...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir