Oruç nefsimizi terbiye eder mi? Nasıl?

İnsan nefsi bir kemâlât ve ahlâk düşmanıdır. İnsan nefsi bir enâniyet, benlik ve kendi benine düşkünlük uzmanıdır. İlk insandan günümüze kadar insanlığın yükselişinde hep ayak bağı olan, Kabil’e Habil’i öldürten, Şeddâdları, Nemrutları, Firavunları, Deccâlleri netice veren nefis, terbiye edilmediği takdirde ayaklarımıza dolaşmaktadır. Nefis terbiye edilmek istememekte, kendisini hür ve serbest bilmekte, hayalen de olsa kendisini Rab olarak görmekte, dilediği gibi yaşamak istemektedir. İmtihanın şiddetinden olacak; bu ilkel istekler nefsin tabiatına yerleştirilmiştir.

Nefis, birisi tarafından hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Dünyada bir de serveti, gücü, kudreti ve şerefi varsa, gaflet de yardım etmişse, artık Allah’a ait olan ne kadar güzellik ve iyilik varsa gasp etmekte, kendinden zannetmekte, Allah’ın nimetlerinin kendisine verilmek zorunda olduğunu düşünmekte ve eline geçirdiğini şükürsüzce, hayvan gibi yutmaktadır.

Ramazan-ı Şerif’te ise, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mülk sahibi değil, bir başkasının mülkünde çalışan bir köleden ibarettir! Hür ve serbest bir Rab değil, emre boyun eğmekle yükümlü bir kuldan ibarettir! Çünkü emir gelmediğinde yemek ve içmek gibi en adî ve en rahat bir şeyi de yapamadığını, elini suya uzatamadığını görmüştür artık! Böylece mevhum Rabliği kırılmakta, hayalî saltanatı yerle bir olmakta; kulluğunu takınmakta, hakikî vazifesi olan şükür içine girmektedir.

Bedîüzzaman Hazretleri tam bu noktada, bir üst basamak olarak, kulluğunu takınan nefsin kötü davranışlarından vazgeçmesi ve güzel ahlâk sahibi olması cihetini ele alır ve Ramazan-ı Şerife dair olan Yirmi Dokuzuncu Mektubun İkinci Risalesinin Beşinci Nüktesinde bu meseleyi izah eder.

Beşinci Nükte’de görürüz ki, insan nefsinin hastalıkları bitmemiştir. İnsan nefsinin bir diğer hastalığı da kendisini unutarak, mahiyetindeki hadsiz acizliği, sonsuz fakirliği ve şiddetli kusuru görmemesi veya görmek istememesidir. Üstelik oldukça zayıf, tamamen yok olmaya maruz ve her zaman her türlü derde hedef bulunduğunu, çabuk bozulan ve dağılan et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmemesi; âdeta çelikten bir vücudu varmış gibi kendisini ölümsüz ve ebedî zannetmesidir. Böylece nefis şiddetli bir hırs ve tama ile ve sıkı bir alâka ve muhabbetle dünyaya atılmakta; kendisini yüksek bir şefkatle terbiye eden Yaratıcısını unutmaktadır. Niçin yaratıldığına aldırmamakta, hayatının gayesini ve neticesini nazara almamakta, âhiret hayatına hazırlığı düşünmemekte; bundan dolayı da kötü ahlâk içinde yuvarlanıp gitmektedir!

İşte Ramazan-ı Şerif’teki oruç, en gafillere ve en inatçılara da zayıf, aciz ve fakir olduğunu hatırlatmaktadır. Çünkü oruçla nefis açlıktan dolayı midesini düşünmeye başlıyor! Allah’ın yarattığı ve ikram ettiği nimetlere midesinin ne kadar ihtiyaç duyduğunu hissediyor! O çelikten zannettiği vücudun ne derece zayıf ve çürük bulunduğunu kavrıyor! Allah’ın rahmetine, merhametine ve şefkatine ne kadar muhtaç olduğunu tam anlıyor! Böylece nefis firavunluğu bırakıyor!

Nefsi firavunluktan vazgeçen adam, eğer gaflet kalbini bozmamış ise, acizliğini ve fakirliğini tam bilerek Allah’ın dergâhına sığınmaya bir arzu hissediyor ve manevî bir şükür eliyle rahmet kapısını çalmaya hazırlanıyor.1

Dipnotlar:

1- Mektûbât, s. 389, 390


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Şevval ayı orucunun hükmü ve hikmeti nedir?
1.703
Isparta’dan Murad Kurt Gebzeli: “Şevval ayı orucunun hükmü ve hikmeti nedir?” Mâlûm; Şevval ayının son günlerinde bulunuyoruz. Bugün, Şevval ayının yirmi yedisi. Ramazan ayının peşinden gelen Şe...
Cuma günü oruç
3.673
Kırklareli’nden Şükran Hanım: “Haftanın Cuma günü tek gün oruç tutulur mu? Cumayı oruçlu geçirdiğimizde Perşembeyi ya da Cumartesiyi de oruçlu geçirmemiz gerekiyor mu?” Yüce dinimiz Cuma gününü, M...
Oruç için niyet vakti
754
İstanbul’dan Mustafa Deniz: “Acaba geceden oruç tutma düşüncesi olan hatta sahuru öne alan ve yatarken dille niyet etmeyip sabah istiva veya kaba kuşluk vaktine kadar niyetini talik eden biri ya da va...
Nefsin cerbezeci ve münafıklık hali
1.217
Sabri Bey: “Mesnevî-i Nuriye’de geçen şu paragrafı açıklar mısınız: “Gafil nefis, ahireti dünyanın bitişiğinde ve dünyayla bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır. Dü...
Hikmetleriyle Ramazan orucu
512
 İzmir’den okuyucumuz: “Ramazanda oruç tutmanın ne gibi hikmetleri vardır?” Her zaman ibâdet yapmanın en önemli hikmeti emirdir. Yani Allah’ın emretmiş olmasıdır. Gâyesi de Allah’ın rızâsını kazanma...
Oruç fidyesi üzerine
664
Abdulmuhsin Bey: “Ramazan orucunu tutmakta zorlanan, sonra da tutamayacak kadar yaşlı olan birisi tutamadığı günleri nasıl telafi eder?” İslâmiyet kolaylık ve rahmet dinidir. İslâm dinini göndere...
Oruç bozmak
798
“Gece oruca niyet eden birisi gündüz rahatsızlansa ne yapmalıdır? Orucunu bozarsa kefaret gerekir mi?” Rahatsızlığı sebebiyle oruç bozan birisi daha sonra gününe gün kaza eder. Buna kefaret gerekme...
Oruç fidyesi kimlere verilir?
683
Kâzım Molla: “Orucun fidyesi anneanneyle birlikte yaşayan teyzeye verilir mi?” Orucun fidyesi eğer fakirse teyzenin şahsına verilir. Anneanneye verilmez. Nitekim torun anneannesine bakmakla yüküm...
Bir gün orucunu özürsüz terk eden ne yapsin?
3.938
Engin Hatipoğlu: "Normal olarak orucunu tutan birisi Ramazanda hiçbir mazereti olmaksızın bir gün orucunu özürsüz terk etse ne yapsın? Gününe gün kaza mı yapar, yoksa 61 gün kefaret orucu mu tutar? Be...
Çocuk emziren anne
702
Mehmet Akif: “Çocuğunu emziren anne oruç tutmak zorunda mıdır?” Çocuk emziren anne, eğer bir şeyler yemediğinde sütsüz kalacak ve çocuğunu besleyemeyecekse oruç tutmayabilir. Tutamadığı günleri dah...