Mürted Kime Denir?

Ankara’dan Kübra Ateş: “Mürted kime denir? Mürtedin hakk-ı hayatı yoktur ifadesini nasıl yorumlamalıyız?”

 

Mürted, İslâm dairesinden çıkan kişiye denir. İslâm dini hak din olması, son din bulunması, mükemmel olması, diğer bütün dinlerin doğru hükümlerini ihtiva etmesi ve dönmeyi icap ettirecek bir kusuru bulunmaması dolayısıyla, bir kişinin İslâm’dan dönmesi ya bilgisizliğinden, ya ihanetindendir.

Bilgisizlik irşatla giderilir. Ya ihanet?

İmanın ve salâbetin kuvvetli olduğu eski asırlarda bir Müslüman dinden döndüğünde, eğer irşatla hatasını düzeltip tövbe etmezse, vicdanının bozulduğuna hükmedilir, dine ve İslâm milletine ihanet kokusu gelirdi. Bu sebeple harbî kâfirin hakk-ı hayatının -hürriyet düsturu nedeniyle- korunması, dinden dönen ve kâfir yararına çalışan birisinin ise irşad alıp tövbe etmediği takdirde öldürülmesi şer’î bir esas olmuştur. Bu meselede hürriyet düsturu işletilmemiştir.

Bunun hikmetini Üstad Hazretleri şöyle açıklıyor: “Mürtedin vicdanı tamam bozulduğundan, hayat-ı içtimaiyeye zehir olur.”1 “İslâmiyet sair dinlere kıyas edilmez. Bir Müslüman, İslâmiyet’ten çıksa ve dinini terk etse, daha hiçbir peygamberi kabul edemez. Belki Cenâb-ı Hakk’ı dahi ikrar edemez ve belki hiçbir mukaddes şeyi tanımaz; belki kendinde kemâlâta medar olacak bir vicdan bulunmaz, tefessüh eder. Onun için, İslâmiyet nazarında harbî kâfirin hakk-ı hayatı var. Hariçte olsa, musâlaha etse; dâhilde olsa, cizye verse İslâmiyet’çe hayatı mahfuzdur. Fakat mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Çünkü vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir hükmüne geçer.”2

OKU:   Çağımızda İslâmiyete tabi olmak

Günümüzde Çare Cihad-ı Manevîdir

Fen ve felsefenin eliyle ve hürriyet esasının su-i istimaliyle nesillerin dinden soğutulduğu, imanların sarsıntıya uğratıldığı ve Kur’ân’ın ve imanın kalplerde kendi kendini muhafaza ettiği günümüzde, bu meseleyi işletmeye ruhsat yoktur. Günümüzde Risale-i Nur’un fetvasıyla, dâhilde, -iman zaafı had safhaya çıkmasına rağmen- kılıçlar kınına girmiştir. İvedilikle ve sürekli biçimde cihad-ı maneviye ihtiyaç vardır.3 Dinden çıkmış insanın imanını cihad-ı manevî ile güçlendirmeden, adamı ölüme mahkûm etmeye şeriat izin vermez. Risale-i Nur’un manevi görevi, hangi derecede olursa olsun, hiç olmasa bile,  –bakıp gören herkesin- imanını tahkiki dereceye çıkarmaktır.

Dipnotlar:
1- Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar (yeni tanzim), s. 125.
2- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat (yeni tanzim), s. 423.
3- Divan-ı Harb-i Örfi, s. 64.

Benzer konuda makaleler:

OKU:   Kalbin mühürlenmesi

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir