Molla Cami ve Ashab-ı Kehf’in köpeği

Gazi Üniversitesi Ceza Hukuku Profesörü Sayın İzzet Özgenç: “Ya Resulallah (asm)! Ne olaydı Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi, senin ashabının arasında ben de Cennete gitseydim! O köpeğin Cennete, benim Cehenneme gitmem reva mıdır? O Ashab-ı Kehf’in köpeği ise, ben de senin ashabının köpeğiyim!” Âmin.” Duâmızı tevhid inancına uygun bulmamışlar ve özel twetter hesabında eleştirmişler.

 

Hocamın ilgisine teşekkür ediyorum ve Tevhid inancı hassasiyetini kutluyorum.

Bu vesileyle söz konusu metin ve bu metnin sahibi Molla Cami hakkında –rahmete vesile olması duâsıyla- yeri gelmişken kısacık bir bilgi paylaşalım:

Metin İran’lı Mutasavvıflardan Molla Cami’ye ait Farsça bir mısraın Türkçe tercümesidir. Aslında açıktan duâ değil, zımnî bir duâdır. Yani metin doğrudan değil, dolaylı olarak duâ biçiminde anlaşılabilir. Bu bakımdan doğrudan âmin denmesi hiss-i zahiriye dokunur ve dokunmuştur. Müdakkik nazarlardan da bu kaçmamıştır.

Metin, manasından da anlaşılacağı üzere sahabe sevgisini işliyor. Molla Cami’in genellikle hayatı Şah İsmail’in devlet kurduğu ve sahabe düşmanlığını kışkırttığı memlekette geçti. Hatta öyle ki Şah İsmail’in, Molla Cami’nin kitaplarındaki “Câmi” imzasında bulunan cim harfinin noktasını kazıtarak “Hami” olarak kalmasını sağladığı ve Molla Cami’ye “ham, olgunlaşmamış” manasında sataştığı da söylenir.

SEG-İ ASHAB-I KEHF

Metni Bediüzzaman Hazretleri Yirmi Yedinci Söz’ün sahabeler hakkındaki zeylinin giriş kısmına almıştır.1

Metnin Farsçası şöyledir:

Yâ ResûlAllah! Çi bâşed çün seg-i Ashab-ı Kehf?

Dâhil-i Cennet şevem der zümre-i ashab-ı tû,

O reved der Cennet, men der Cehennem key revast?

O seg-i Ashab-ı Kehf, men seg-i ashab-ı tû”

Manasını yukarıda verdiğimiz mısra, Ashab-ı Kehf’in köpeğinden hareketle Cennete gitme arzusunu işler. Bilindiği gibi Ashab-ı Kehf’in köpeği, bizzat Kur’ân’da adı geçen ve Ashab-ı Kehfe sadâkati sebebiyle Peygamber Efendimiz’in (asm) cismen Cennete gireceğini haber verdiği hayvanlardandır.

Kur’ân’da şöyle geçiyor: “Uykuda oldukları hâlde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış yatmakta idi.”2

Molla Cami biz insanların akıbetimiz meçhul olmasına rağmen, bir hayvanın Cennetle müjdelenmesini bir ibret levhası olarak mısraına alır. Köpeğin hâkim vasfının sadâkat olması haysiyetiyle, bize de Resulullah’ın (asm) ashabına sadâkat düştüğünü anlatmak ister. Nitekim Resulullah (asm) da ashabına uyulmasını tavsiye etmiş ve: “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz.”3 buyurmuştur.

BİR SAHABE AŞIĞI

Anadolu’da Molla Câmi veya Mevlânâ Cami olarak tanınan Mevlânâ Abdurrahman bin Nizameddin Ahmed, hicri 817 (m. 1414)’de İran’ın Câm kasabasında doğmuştur. İmam-ı Muhammed Şeybani Hazretleri’nin neslindendir. Beş yaşında iken Muhammed Parisa Hazretleri’nin meclisine girmeye başladı ve teveccühüne mazhar oldu. Babası ilim ve takva sahibi idi. Oğlu Abdurrahman’ı küçük yaşta Hirat’taki Nizamiye Medresesi’ne teslim etti. Çok zeki idi. Medresede verilen zahirî ve batınî ilimleri kısa sürede kavradı. İlimde hızla arkadaşlarını ve büyüklerini geçti.

Molla Cami dini ilimlerden başka fen ilimlerine de ilgi duydu. Uluğ Bey zamanında Bursalı Kâdızâde Rûmî’nin matematik derslerine devam etti. Bu sırada Hirat’ta astronomi âlimi Ali Kuşçu ile görüştü ve ondan dersler aldı.

Molla Cami aklî ve naklî ilimlere kısa sürede vakıf olduktan sonra Mevlânâ Sa’düddîn-i Kaşgâri’nin derslerine devam etti. Manevî ilimlerde yükselmesi, kemale ermesi ve yüksek feyze mazhar olması Sa’düddîn-i Kaşgâri’nin eliyle oldu. Yaşadığı yerlerde ve bilhassa Bağdat’ta Ashab-ı Kiram düşmanları ile mücadele etti ve galip geldi. Ashab-ı Kiram’ın önemini beyitlerinde işledi. Medreselerde dersler verdi. Birçok eser bıraktı.

Fatih Sultan Mehmed kendisini İstanbul’a dâvet etti. Bu sebeple yola çıktı. Fakat Konya’ya geldiğinde Fatih’in vefat haberini alınca geri döndü.

Molla Cami Hirat’ta h. 898 (M. 1492) yılında vefat etti. Rahmetullahi aleyh.

Dipnotlar:
1- Sözler, s. 552.
2- Kehf Sûresi: 18.
3- Beyhaki, el-Medhal, s. 162-3, No: 152.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Köpek bakımı
565
İzmir’den Muharrem Okur: “Köpeğin şer’î durumu nedir? Köpek necis midir? Evde köpek beslemek câiz midir?”   Yüce Dînimizde “can ve yürek” taşıyan her canlıya şefkat, merhamet ve yardım teşv...
Ezan duasını sesli yapmak
2.821
Adana’dan Şevket Bey: “Ezan okunduktan sonra camide imam, müezzin veya cemaatten biri tarafından ezan duasının açıktan okunmasında bir sakınca var mıdır?” Dualarda, tesbihatta ve nafile ibadetlerde s...
Namazda kulun huzur makamı neresidir?
382
Fatma Zehra Hanım: “23. Söz’ün 5. Nüktesinde geçen ahsen-i takvim sırrını ibadetlerle birleştirerek açar mısınız?”   AHSEN-İ TAKVİM SIRRI Yirmi Üçüncü Söz’ün Beşinci Nüktesi Fatiha Sûr...
Uykuya girişte sünnet olan davranışlar
1.008
“Uykuya girerken uyacağımız sünnetler nelerdir?” İnsan yaratılışı gereği gündüz çalışmakta ve yorulmakta; gece ise dinlenmek için uyumaktadır. Bünyemiz uykuya ve dinlenmeye muhtaçtır. Kur’ân’da Cenâb...
Farz namazdan sonra duâ
7.219
Ali Zeyrek: “Hanefi Mezhebine göre namaz kılarken, farz ile sünnet, sünnet ile farz arasında herhangi bir şey konuşmak (duâ, tesbih v.s) mekruh mudur? Eğer mekruh ise salâten tüncinâ v.s okunuşunu nas...
Namazda yüzünden dua okumak
780
Eskişehir Hanım okuyucularımız: “Vitir namazında Kunut duâsını bilmeyen yaşlı veya öğrenmek isteyen genç birisi öğreninceye kadar Kunut duâsını büyükçe yazıp okuyacağı şekilde önüne koyarak yüzünden o...
Bediüzzaman’dan bir af formülü
1.469
İsmi mahfuz okuyucumuz: “Kendimizi eleştireceğimiz yerde, birbirimizi daha çok eleştiriyoruz. Af ikinci plâna atılıveriyor. Bu da gerçek muhabbetin tesisini önlüyor. Bu durumdan kurtulmanın yolları va...
İşimiz ne zaman Allah’a kalır?
1.222
Bursa Orhangazi’den Hüseyin Sönmez: “Bazen çaresiz kalındığında “İşimiz Allah’a kaldı” denmektedir. Bu sözde bir problem yok mu? İşimiz zaten Allah’ın takdirine kalmıyor mu? İşimizi Allah’a bırakmayıp...
Cenaze teşyi ve taziyesinde yemek
9.069
Antalya/Akseki/Mahmutlar köyü sakinleri adına Turan Çetiner: “Köyümüzde son birkaç yıldan beri bir âdet çıktı: Cenaze sahipleri mezarlıkta cenazeyi teşyi edenlere yemek ikram ediyor. Bu âdet dinimiz a...
Esma zikrinde dikkat edeceklerimiz
1.127
Cafer Bey: “Belirli istekler için belirli adetlerle esmayı zikredince istediğin şey oluyormuş gibi bir inanç var. Bu inancın dinde yeri nedir?” ALLAH’I ANMAK FARZDIR Öncelikle şunu ifade edelim: A...
Hastalıklar imtihan mı, arınma mı?
16.787
“Başımıza gelen musibetlerin hangisinin imtihan, hangisinin yaptığımız bir hatadan dolayı olduğunu nasıl anlarız? İşlediğimiz bir kusurdan geldiğini düşündüğümüz bir durumda ne yapmalıyız?”   ...
Arefe, duâ ve müjde günü
1.130
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ven’ni’mete leke ve’l-mülke lâ şerîke lek.” “Buyur Allah’ım. Emrini dinlemeye hazırım. Emrine boyun eğdim. Senin şerikin ve or...
Duâda ellerin ters çevrilmesi ve cüz dağıtmak üzerine
792
Birçok Okuyucumuz: “Dost bir tv kanalında bir hoca, salâten tuncinada “afat” derken elleri ters çevirmenin ve cüz dağıtarak hatim yapmanın kaynağı yoktur dedi. Bunlar doğru mu?” Duada Ellerin Ters Çe...
Cevşenin azametine meleklerin hürmetinin sırrı nedir?
2.544
Recep ALBAYRAK: “Emirdağ Lâhikası 142. Sayfada geçen şu ifadeyi açıklar mısınız: ‘Risalet cihetiyle değil, belki velâyet-i Ahmediye noktasında…” Neden risalet cihetiyle değil?” Göklerde Cevşen’e Duyu...
Bir sıkıntı bin hayır kapısı açar!
82.451
İsimsiz okuyucumuz: “Çok dertlerim var. Bazen altında ezilecek gibi oluyorum. Bana bir tesellî var mı? Bu sıkıntılarımın benim için hayır ciheti var mı?” Dünyanın hiçbir derdi bizi yıldırmamalı. Çünk...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir