Mescide gidip gelmekte kebâire mâruz kalırsak

Malatya’dan Hüseyin GÜLTEKİN: “Kastamonu Lâhikasının 192. sayfasında Bediüzzaman Hazretleri; ‘Sakın hocaların Cuma ve cemaatlerine ilişmeyiniz. İştirak etmeseniz de, iştirak edenleri tenkit etmeyiniz’ dedikten sonra, ‘Gerçi İmam-ı Rabbânî demiş ki: ‘Bid’a olan yerlere girmeyiniz.’ Maksadı sevabı olmaz demektir, yoksa namaz battal olur değil’ diyor. Bu durumda câmîlerde cemaatle kılınan namazlarda 27 derece sevap olmuyor mu? Eğer olmuyorsa evlerimizde veya benzeri yerlerde cemaatle kılsak daha isabetli olmaz mı?”

Geçmişte ezanın Türkçe okunması gibi câmîlere dehşetli bid’alar girmişse de, günümüzde aynı ölçüde ağır vebal getiren bid’aların camilerimizde bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Zaman zaman kimi camilere, yazısından yapısına, namazından hutbesine kadar bazı bid’alar yer yer girmişse veya giriyorsa da, bunu şimdilik bütün camilere teşmil etmek abartılı bir hüküm olabilir.

Esas olan; Müslümanın mabetten, camiden, mescitten, ibâdet yapılan yerden mümkünse uzak durması değil; buralarla alâkasını sürdürerek, buralara sıkça girip çıkarak, elinden geliyorsa buraların temiz ve safi kalması için ve bid’alardan temizlenmesi için katkı sağlamasıdır. Katkı sağlamak cami cemaatini terk etmeyi değil, bilâkis cemaate teşrif etmeyi gerektirir. Eğer elinden bir şey gelmiyorsa, bid’alara taraftar olmaması yeterlidir. Buralara sahip çıkma niyetini sürdürür ve bid’alara taraftar olmazsa, buralardaki bid’alardan mes’ul olmaz, buralarda kıldığı namaz da battal olmaz. İki imamın söylemek istediği husus–Allahü a’lem—budur. Nitekim yine Bedîüzzaman haber veriyor ki: “Selef-i sâlihînden bir kısmı Yezid ve Velid gibi şahısların arkasında namaz kılmışlar.”

OKU:   Nesl-i cedide gülümsemek

Bedîüzzaman’ın asıl dikkat çekmek istediği husus, yolda büyük günahlara maruz kalma tehlikesidir. Bedîüzzaman’a göre, böyle bir tehlike varsa namazı evinde veya ibadethanesinde kılması daha isabetli olur. Nitekim diyor ki: “Eğer mescide gidip gelmekte kebâire mâruz kalırsa, halvethanesinde bulunması lâzımdır.”1

Bu hükmü ve önceki hükmü birleştirerek açacak olursak; eğer bazı bid’alar zorla buralara sokulmuşsa, Müslümanın elinden buraları bid’alardan arındırmak gelmiyorsa, yolda da sıkça büyük günahlarla yüz yüze geliyorsa; bu durumda Müslümanın cemaati kendi evinde veya bid’alardan arınmış ibâdet yerlerinde yapması daha isâbetli olur. Aksi takdirde camileri ve mescitleri terk etmesi isâbetli olmaz.

Dipnot:
1- Kastamonu Lahikası, s. 192

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir