Kırıkkale’den okuyucumuz: “Makbul bir tövbe nasıl yapılır? Bir tövbenin kabul olması için gerekli şartlar nelerdir? Tövbemizin kabul edildiğini anlayabilir miyiz?”

Mânevî değeri yüksek gün ve gecelerin geçit resmi yaptığı bir zaman dilimini yaşıyoruz. Elimizi açıversek, gönlümüzü açıversek, günahlarımızdan pişmanlık duyuversek, Rabbimiz bizi İnşallah bağışlayıverecek! Makbul bir tövbe arıyorum diye bir takım şart ve kurallarda boğulmaya hiç gerek yok. Eğer kalbimizde günahtan dolayı hüzün oluşmuşsa, üzüntü hissediyorsak, pişmanlık duygusu gözlerimizi karartmaya ve yaşartmaya başlamışsa, biz makbul bir tövbe için gerekli adımı zaten atmışız demektir. Geriye tövbemizi tamamlamak kalıyor.

Tövbemizi tamamlamak için: 1- Günahımıza gerçekten pişman olmalıyız. 2- Elimizden geldiğince tövbemize bağlı yaşamalıyız, 3- Farz ibadetlere derhal başlamalıyız ve mümkün mertebe farzlarda eksik bırakmamalıyız. 4- Üzerimizde kul hakkı varsa ödemeli ve helâlleşmeliyiz, 5- Allah korkusu olan kimselerle oturup kalkmalıyız. 6- Allah korkusu olmayan kimselerle düşüp kalkmaktan sakınmalıyız. Bu davranışları başardığımız gün, tövbemizin makbul sayıldığını ve Allah tarafından kabul edildiğini varsayabiliriz. Artık makbul sayılmanın da şükrünü eda niyetiyle, mümkün mertebe takva içinde yaşamaya devam ederiz.

Ka’b bin Malik (ra) ile birlikte üç sahabî Tebük seferi ile ilgili Peygamber Efendimizin (asm) çağrısına her nasılsa zamanında katılmamışlar, geri kalmışlardı. Daha sonra arkadan orduya yetişmekte de geç kaldılar ve nihayet kadın, çoluk, çocuk, yaşlı ve birkaç münafıkla birlikte Medine’de kalıverdiler.

Sefer dönüşünde Peygamber Efendimiz (asm), özrü olmadığı halde Tebük seferine katılmayan Ka’b bin Malik’i (ra) affetmedi; onu Allah’a havale etti ve Allah’tan bir hüküm gelinceye kadar Müslümanların onunla konuşmasını yasakladı.

Peygamber Efendimizin (asm) bu şiddetli kararı, Kâ’b bin Malik’i (ra) çok derin üzüntüye ve gözyaşlarına boğdu. Dünyası başına yıkıldı. Ağlayarak ve Allah’tan af umarak tövbe etmeye başladı.

Fakat günler geçiyor, Allah’tan bir haber ve hüküm gelmiyordu. Allah’ın hükmü geciktikçe de, her geçen gün dehşetli bir kâbusa, her geçen dakika dayanılmaz bir ıztıraba dönüşüyordu. Gözyaşları sel olup aktı.

Elli gün böyle gözyaşlarıyla, pişmanlıkla ve tövbe ile geçti.

Nihayet ellinci gün, sabah namazından sonra o ebedî müjde geldi.

Kâ’b bin Malik’i (ra) dinleyelim:

“İşte tam bu sırada Seli’ Dağı üzerinden birisinin, en yüksek sesiyle:

“Ya Kâ’b bin Malik! Müjde!” diye olanca kuvvetiyle bağırdığını işittim. Hemen secdeye kapandım.

“Meğer ellinci günün sabah namazından sonra Resûlullah (asm), Allah’ın bizim tövbemizi kabul ettiğini ilân etmiş de halk bize müjdelemeye koşmuş! Arkadaşlarım tarafına da bir takım müjdeciler gitmişler. Bana da müjdelemek için Zübeyir bin Avvâm kısrağını sürmüş. Eslem kabilesinden bir koşucu olan Hamza bin Amr da koşup Seli’ Dağının üstüne çıkmış ve bunun sesi bana kısraktan daha çabuk gelmişti.

“Müjdeci bana gelince, üzerimdeki iki elbisemi çıkarıp müjdelik olarak ona giydirdim! Vallahi o gün, bundan başka elbisem yoktu! Kendim Ebu Katâde’den emanet iki elbise aldım ve giydim. Hemen Resûlullah’a (asm) koştum.

“Halk bölük bölük beni karşılıyorlar, tövbemin kabulünü tebrik ediyorlardı. Bana:

“Allah’ın tövbeni kabulünü tebrik ederiz!” diyorlardı. “Mescide girdim. Resûlullah (asm) mescitte oturuyordu. Etrafında halk yer almıştı. Talha bin Übeydullah (ra) ayağa kalktı, koşarak geldi, benimle musâfaha yaptı ve beni tebrik etti.

“Resulullah’a (asm) selâm verdim. Resulullah’ın (asm) mübarek yüzü sevincinden parlıyordu. Bana:

“Annenin seni doğurduğu günden beri geçen günlerin en hayırlısı olan bir günün hayır ve saadeti ile sana müjdeler olsun!” buyurdu. Ben:

“Ya Resulallah! Bu müjde senin tarafından mı? Allah tarafından mı?” dedim.

Resul-i Kibriya Efendimiz (asm):

“Hayır! Doğrudan doğruya Allah tarafından!” buyurdu. “Resûlullah (asm) sevindiği zaman mübarek yüzü bir ay parçası gibi parlardı. Biz de onun (asm) bu sevimli simasından, sevinçli bir vahiy geldiğini anlardık. Resulullah’a (asm):

“Ya Resulallah! Allah’a ve Resûlüne teslim edilmiş halis bir sadaka olmak üzere, tövbemin kabulü karşılığında bir şükür ve teşekkür olarak, malımın tamamından sıyrılıp çıkacağım!” dedim.

Resûlullah (asm): “Malının bir kısmını kendine koy! Bu senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Ben de:

“Şu Hayber’deki hissemi alıkoyayım. Ya Resûlallah! Allah beni bu badireden ancak doğruluğumla kurtardı. Hayatta kaldıkça doğru söylemek de tövbemin tamamıdır!” dedim.1

Dipnotlar:

1- Müslim, Tevbe, 9


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Zemahşerî üzerine
20
Enver Şahin: “Zemahşeri’nin Kur’ân belâgatini Hz. Üstad takdir etmektedir. Zemahşeri’yi kısaca tanıtır mısınız? Böylesine çok yüksek ilim sahibi ve Carullah ünvanını alan bir zat amelde Hanefi, itikad...
İnsanın serçe kuşundan yüksekliği
21
Hurisel Hanım: “Risale-i Nur’da geçen şu cümleyi açıklar mısınız: ‘Ahsen-i takvîm sûretinde yaratılan insan, hayat-ı dünyeviyeye hasr-ı fikr etse, yüz derece, sermayece hayvandan yüksek olduğu halde, ...
Ebedî saadetin gerekçesi
25
Hatice Hanım: “Ebedî saadetin gerekçesi hakkında bilgi verebilir misiniz?” (daha&helliip;)
Fıtır bayramınıza binler tebrikler!
37
Yirmi dokuz günlük “oruçla terbiye olmak” gibi bir revizyondan sonra, böyle arka arkaya üç günün bayram kılınması, ibadet ayında ümmetçe duruşumuzun, tavrımızın ve ibadetimizin Rabbimizi hoşnut ettiği...
Ramazan orucunun sünnetleri nelerdir?
48
Abdullah Bey: “Ramazan orucunun sünnetleri nelerdir?” (daha&helliip;)
Kader ve hayatımız
13
Ahmet İlhan: “İntihar etmek kaderden midir? Sorumluluk derecesi nedir? Kader konusunu etraflıca işler misiniz? Ayşe d. rumuzlu okuyucumuz: “Emr-i itibârî nedir? Cüz’-i ihtiyârî, emr-i itibârî midir? E...
Bazen varlığı da sıkıntılı olan bir değer: Para
21
Burç Tuğer: “Daha önceden faizle nemalanmış bir tasarrufum var. Fakat faizin haram olduğunu yeni öğrendim. Bu faizi kullanmak istemiyorum. Bana ne tavsiye edersiniz? Bu faizi elimden nasıl çıkarayım?”...
Büyüklerimizin adına fidye vermek
39
Mehmet Korkmaz: “Annem 88 yaşında ve alzaymır hastası, oruç tutamıyor, bunun için oruç fidyesi verecek miyim? Ne kadar vereceğim.” (daha&helliip;)
Büyük günah işleyen bağışlanır mı
30
İsim belirtmeyen okuyucumuz: “Büyük günah işleyen bağışlanır mı?” HELÂL DAİRESİ GENİŞTİRGünah, Allah’ın yapmamızı yasakladığı davranıştır. Haram dairesi, helâl dairesine nazaran dardır. Bizim nazarı...
Onun hakkını teslim etmek, ümmetin vazifesidir
23
Ayşenur Hanım: “Peygamber Efendimizin (asm) mucizelerini ve eşsizliğini anlatmak mübalağa etmek midir? Onu mübalağa etmeden hak ettiği şekilde övmenin sınırları nelerdir?” (daha&helliip;)...