Kur´ân´da hidâyet kavramı

Nuray Hanım: “Kur’ân’da geçen ‘hidayet’ kavramını Bediüzzaman nasıl açıklamıştır?”

 

Bakara Sûresi, Kur’ân-ı Kerim’in hem bir hidayet rehberi, hem bir hidayet kaynağı olduğunu beyan eden âyetle başlar. Âyet şöyledir: “Elif Lâm Mim. Şu yüce kitap ki, onda asla şüphe yoktur. O Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet rehberidir.”1

Bedîüzzaman Hazretlerine göre bu âyet, Kur’ân’ın hem istikamet yolunu göstermekle görevli olduğunu, hem de kendisinin bizzat cisimleşmiş bir hidayet nuru olduğunu ilân ediyor.2 Yani cisimleşen hidayet nurundan Kur’ân meydana gelmiştir. “Hidayet-i Kur’ân öyle ince bir dereceye varmıştır ki, hakikati idrak edilemez. Ve öyle geniş bir sahayı işgal etmiştir ki, ihatası ilmen kabil değildir.”3

Bu ifadeden anlaşılıyor ki, Kur’ân’ın hidayeti, kalbimizin en ince bir doğruluk arzusundan, dünyanın İslâmiyet’e yakın olsun, uzak olsun tüm bölgelerinde “iyi ve doğru” olarak kabul gören her değer yargısına kadar kuşatmıştır. Yani dünyanın neresinde olursa olsun, her iyi olan anlayış, her doğru olan kavrayış, her hak olan kabulleniş, her güzel olan değer yargısı ve her isabetli olan (yanlış ve batıl olmayan) yaşayış Kur’ân’ın hidayetine dâhildir. Kur’ân dünyayı hidayetiyle kuşatmıştır. Meselâ Müslüman olsun olmasın, bir Japon’un çalışkanlığı ve özverisi, bir Alman’ın temizliği ve dürüstlüğü, bir Avrupalının insan hak ve hürriyetleri ile ilgili anlayışı, bir yamyamın adaleti, bir Afrikalı’nın sabrı ve metaneti ve sair insanlarca kabul görmüş ve doğru olan ne kadar anlayış ve kavrayış varsa hepsi Kur’ân’ın öz malıdır. Bütün güzel kavramlar Kur’ân’dan akmıştır ve bütün dünyayı sarmıştır.

Nitekim Üstad Hazretleri, Kur’ân hakikatlerinin bin üç yüz sene zarfında insanoğlunun kemiyeten beşte birini, keyfiyeten ve insaniyeten yarısını arkasına aldığını, yani inanış ve teslimiyet itibariyle beşte birini, kavramlarını ve değerlerini kavrayış, kabulleniş ve uygulayış itibariyle de insanlığın yarısını etkilediğini beyan ederek Kur’ân hidayetinin kuşattığı alanı nazara verir.4

Meyvesi iki dünyanın saadeti olan ve neticesi de kendisi gibi hidayet olan “hidayet”in büyük bir nimet, vicdanî bir lezzet ve ruhun Cenneti olduğunu beyan eden5 Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, Fatiha Sûresindeki “İyyâke nestaîyn” yani “Yalnız Senden yardım isteriz” ibaresinden hemen sonra gelen “İhdinâ’s-sırâta’l-müstakîm” yani “Bize dosdoğru yol için hidayet ver” talebinin, yardımı hidayet alanına tahsis ettiğini kaydeder. Bedîüzzaman’a göre, “İhdinâ” kelimesi dört masdardan türemiştir ve dört mânâya işarettir. 1- Mü’min hidayet isterse “ihdinâ” dinde sebat ve devam mânâsını ifade eder. 2- Zengin olan hidayet isterse, malda ve şükürde ziyade mânâsını ifade eder. 3- Fakir olan hidayet isterse, darlığın geçmesini ve genişliğe kavuşmayı ifade eder. 4- Zayıf olan isterse yardım ve muvaffakiyet mânâsını ifade eder. İç ve dış duygulara, afakî ve enfüsî delillerin ve burhanların gösterilmesi hidayet hâlidir ki, bu, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin gönderilmeleri ve kitapların indirilmeleri ile mümkün ve vaki olmuştur.6

En büyük hidayetin, perdenin kaldırılması ile hakkı hak, batılı da batıl görmek / göstermek olduğunu kaydeden Bedîüzzaman Hazretleri, “İhdinâ” ile istenen “sırat-ı müstakim”i özetle şöyle tefsir eder:

Ruha üç büyük kuvvet verilmiştir. Bunlar:

1- Kuvve-i Şeheviye: Faydalı şeyleri isteme ve cezb etme kuvveti.

2- Kuvve-i gazabiye: Zararlı şeyleri def etme kuvveti ve kabiliyeti.

3- Kuvve-i akliye: İyi ile kötüyü ayırma ve tanıma kabiliyeti ve gücü.

Bu kuvvetlere yaratılışça sınır konulmamış, ancak şeriatça sınır konulmuştur. Şeriatın koyduğu sınırlara uyulmaz ise ortaya abartılı, canavarca ve insanlık dışı birçok batıl uygulama şekilleri çıkacaktır.

İşte hidayet, bu kuvvetleri adaletli biçimde kullanmak demektir ki, şehvet kuvvetinde “iffet ve namus”, gazap kuvvetinde “şecaat, yiğitlik ve kahramanlık”, akıl kuvvetinde ise, “ilim ve hikmet”tir.7

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 1;

2- İşârâtü’l-İ’câz, s. 42;

3- İşârâtü’l-İ’câz, s. 43;

4- Asâ-yı Mûsâ, s. 51;

5- İşârâtü’l-İ’câz, s. 62;

6- İşârâtü’l-İ’câz, s. 28;

7- A.g.e., s. 29

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Allah’ın kelâmı ve konuşması
2.381
 Umut bey: “Allah’ın konuşmasının delilleri konusunda bilgi verebilir misiniz?” ALLAH KONUŞUR Cenâb-ı Hak konuşandır, kelâm, söz ve beyan sahibidir. Peygamber görevlendirmek ve vahiy göndermek suret...
Hürriyet rüyası ve Bediüzzaman
210
Rıdvan Taş: “Üstad Hazretleri’nin hürriyet konusunda ‘Kemal’in rüyasıyla uyandım’ diyerek takdir ettiği Namık Kemal kimdir? Rüyası nedir?”   VATAN VE HÜRRİYET KAHRAMANI Namık Kemal, Osmanl...
Abdest nurdur, fazilettir
1.831
Nazmi Öztürkçü: “Televizyon ekranlarına yansıtılarak okunan Kur’ân-ı Kerîm sayfalarına abdestsiz bakarak okuyabilir miyiz? Takip edebilir miyiz? Keza televizyon ve radyolarda okunan Kur’ân-ı Kerîm’i y...
Hayızlı kadın oruç tutabilirmi
1.607
İstanbul’dan okuyucumuz: “Kelli felli bir hoca televizyonda ‘hayızlı kadın oruç tutabilir. Çünkü Kur’ân’da sadece ilişki yasağı var. Oruç yasağı yok.’ demiş. Doğru mu? Biz kelli felli hocalara tabi d...
Dilimiz dönmese bile doğru niyetimiz yeter!
1.503
Hanım okuyucumuz: “Kur’ân okumasını bilmeyen birisinin, başka birisine parayla Kur’ân okutmasının hükmü nedir? Bir nevî yardımlaşma olmuyor mu?”   Yüce Dînimiz yardımlaşmayı teşvik eder. B...
Kur’ân’da yeminin hikmetleri
2.122
Almanya’dan okuyucumuz: “Kur’ân’da batmakta olan yıldızlara, incire, zeytine… vs Allah yemin ediyor. Bunun hikmeti nedir?   Allah bizzat Kendi Yüce İsmi üzerine yemin ettiği gibi1; peygamber...
Duâda ellerin ters çevrilmesi ve cüz dağıtmak üzerine
791
Birçok Okuyucumuz: “Dost bir tv kanalında bir hoca, salâten tuncinada “afat” derken elleri ters çevirmenin ve cüz dağıtarak hatim yapmanın kaynağı yoktur dedi. Bunlar doğru mu?” Duada Ellerin Ters Çe...
Risale-i Nur’un haberî sıfatlarla ilgili yorumu
1.805
Tamer Bey: “Allah’ın eli, inmesi, arşa istivası, ruhu, gülmesi ve sevinmesi vs. Bu tarz âyet ve hadislerde geçen sıfatları Risale-i Nur nasıl yorumluyor?” HABERİ SIFATLARIN ANLAMI Allah’ın Haberi ...
Bin aylık müjdeyle gelen gece!
537
 Kur’ân’ın; “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrâil o gece her türlü iş için Rablerinin izniyle inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir rahmettir”1 buyurduğu; Peygamber ...
Kur’ân’ın kâinat kitabını okuyuşu
2.202
Mustafa Şener: “Kur’ân’da ilk inen emir, oku emri olmuştur. Esasen, Peygamber Efendimiz (asm) “oku!” emrine muhatap olduğunda yanında kitap da bulunmuyordu! O halde, Peygamber Efendimizin (asm) şahsın...
İslâm diyaloğa açıktır
413
İbrahim Fak: “Dinler arası diyalog konusunu dinimizce izah eder misiniz? Peygamberimiz (asm) zamanında bu diyalog çalışmaları var mıydı? Kimileri dinde diyaloğun olamayacağını söylüyor.”   İs...
Allah’ın bizden şiddetle ibâdet istemesinin gâyesi nedir?...
1.967
“Yakın zamana kadar ibâdetlerimi yapıyor ve iyi bir insan olmaya çalışıyordum. Ancak yakın zamanda, ‘Ben insanları ve cinleri ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım’ Âyeti üzerinde düşündüm. Allah’ı...
Tesettür emri ebedî mutluluğa çağrıdır
1.868
Van’dan okuyucumuz: “Tesettürün hikmetleri nelerdir?” Cenâb-ı Allah tesettürü emrediyor. Kur’ân’ın bu konudaki hükmü çok nettir: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına...
İslâm dini bid’atı kabul etmez
580
Trabzon’dan okuyucumuz: “Bid’at nedir? Bid’atin günahı var mıdır? Teypten Kur’ân dinlemek bid’at midir? Bid’at ile içtihat arasında ne fark vardır?”   İslâmiyet son dindir. Kurucusu Cenâb-ı...
Kur´ân´da kadere iman
589
Tokat’tan okuyucumuz; “Amentü’ye göre imanın altı şartından biri olan kadere imanın Peygamber Efendimiz (asm) tarafından söylenmediği, bunun sonradan eklendiği iddiâsı mevcut. Kadere iman konusunu işl...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir