Peygamber Efendimiz (asm), doğru, dürüst ve kendine güvenilen ticaret ehlinin peygamberlerle, sıddîklarla ve şehitlerle beraber olduğunu bildirmektedir. Buna göre Müslüman bir ticaretçi:
1-Doğru olmalı, malını satarken yalan beyanda bulunmamalı, müşteriye mümkün mertebe yeminli ifade kullanmamalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) ticâret malını yalan yeminle satıp tüketen kimselere kıyamet gününde Allah’ın rahmet nazarıyla bakmayacağını bildirmiştir.1
2-Dürüst olmalı, kötü ve kalitesiz mal satmamalı, malının kötüsünü ve çürüğünü gizlememeli, fiyatlandırma yaparken malının kusurlarını dikkate almalı, kusurlu malı kusursuz malla birlikte ve aynı fiyata satmamalıdır.
3-Hile yapmamalıdır. Tartarken eksik tartmamalıdır. Cenab-ı Hak, “Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın. Ahiretteki mizanınızı ziyana düşürmeyin.”2 buyurmuştur.
4-Müşteriyi aldatmamalıdır. Peygamber Efendimiz (asm) “Satıcı ile müşteri eğer dürüst olup satışla ilgili hususları açıklarlarsa alış-verişleri kendilerine mübarek kılınır. Şayet aldatarak malın veya bedelin ayıbını gizlerlerse, alış-verişin bereketi kaldırılır.”3 buyurmuştur.
5-Sözüne ve davranışlarına güvenilir olmalıdır. İster ticaret hayatında olsun, ister ticaret dışı sosyal hayatında olsun, kendisine güven duyulmasını sağlamalı; ve duyulan güven ve itimadı sarsmamalıdır.
6-Zekâtını zamanında ve doğru şekilde hesaplamalı ve hak sahiplerine vermelidir.
7-Hayırda eli açık olmalı, ihtiyaç içindeki fakir fukaraya ve hayır kurumlarına yardımcı olmalıdır.
8-Ticaret için, namazını ve sair ibadetlerini aksatmamalıdır. Cenab-ı Hak Müslüman tacirler için, “Onlar öyle kimselerdir ki, ne bir ticaret, ne de bir alış-veriş, Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtlarını vermekten onları alı koymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten dönüvereceği bir günden korkarlar.”4 buyurmuştur.
9-Satarken ve alırken müsamahalı olmalıdır. Peygamber Efendimiz (asm), “Allah (cc), satarken müsamahalı, satın alırken müsamahalı ve borcunu öderken ve hakkı hak sahiplerine teslim ederken müsamahalı olanı sever.”5 buyurmuştur.
***
Nadide Hanım: “Kur’ân’daki besmeleler 114 defa mı nazil olmuştur? Yoksa bir defa nazil olup her surenin başına mı konmuştur?”
Bediüzzaman’ın ifadesiyle, her hayrın başı olan, İslâm şeâirinden bulunan ve bütün mevcudatın lisân-ı haliyle vird-i zebânı olan6 “Bismillahirrahmanirrahim” kelimesi Kur’ân’dan bir âyettir. Neml Sûresi’nin 30. âyetinde âyetin bir parçası olarak geçmektedir.
Kur’ân’ın bu âyetinde Hazret-i Süleyman’dan (as) bir mektup alan Belkıs’ın, çevresinde bulunan yaverlerine: “Ey kavmimin ileri gelenleri. Bana bir mektup bırakıldı. Süleyman’dan geliyor ve ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ kelimesiyle başlıyor.” dediğini öğreniyoruz.7
Besmele’nin Kur’ân’da 114 defa nazil olduğu görüşü de var; bir defa nazil olduğu ve sûrelerin arasını ayırmak için her surenin başına teberrüken konduğu görüşü de. Birinci görüş İmam-ı Şâfiî’ye ait. İmam-ı Şâfiî’ye göre Besmele tek bir âyet olduğu halde Kur’ân’da 114 defa nazil olmuştur.8
Nitekim İbn-i Abbas (ra) diyor ki: “Besmeleyi terk eden Allah’ın kitabından 114 âyet terk etmiş olur.”
Ebû Hüreyre (ra) dedi ki: Allah Resûlü (asm) buyurdu ki: “Fatiha Sûresi yedi âyettir. Bu âyetlerin ilki ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ âyetidir.”9
Besmele için önemli olan “nazil olmuş bir âyet” olduğu gerçeğidir. Her surenin başında okunuş şeklinin de vahye dayandığında şüphe yoktur.
Dipnotlar:
1- Tirmizî, Alış-veriş, 5,
2- Rahman Sûresi, 55/9,
3- Tirmizî, Alış-veriş, 26,
4- Nûr Sûresi, 24/37,
5- Tirmizî, Alış-veriş, 74,
6- Sözler (yeni tanzim), 15,
7- Neml Sûresi, 27/29-30,
8- Sözler, s. 17,
9- Elmalılı Tefsiri, 1/16
Twitter
Myspace
Mister Wong
Del.icio.us
Yahoo
Googlize this
Blinklist
Facebook
