Anasayfa Kategoriler Melek, Şeytan ve Ruh Cebrail Aleyhisselâm şu an ne yapıyor?

Cebrail Aleyhisselâm şu an ne yapıyor?

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Aziz Badıllı: “Cebrail (as) vahiy meleğidir. Son peygamber de geldiğine göre Cebrail’in vazifesi bitmiş midir? Cebrail (as) şu an mevcut mudur? Mevcutsa ne yapıyor? Başka vazifeleri var mıdır?”
Cebrail Aleyhisselâm büyük meleklerdendir ve vahiy meleğidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Cibril1, Rûhulkudüs2, Rûhulemîn3, Rûh4, Resul5, zîkuvve6 ve Şedidü’l-Kuva7 şeklinde muhtelif isimlerle kendisinden bahsedilir.

Hazret-i Cebrail (as) bütün peygamberlere vahiy getirmiştir. En son Peygamber Efendimiz’e de (asm) vahiy getirmiş ve peygamberlik zincirinin kapanması dolayısıyla, Hazret-i Cebrail’in (as) ‘peygambere vahiy getirme’ görevi sona ermiştir.

Fakat Cebrail’in (as) tek görevi peygambere vahiy getirmek değildir. Kâinat çapında başka vazifeleri de vardır ve şu an mevcut diğer vazifelerini yapmaktadır.

Kur’ân, “Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.” 8 âyetiyle Cebrail’in, her Kadir Gecesinde diğer meleklerle birlikte yeryüzüne indiğini haber veriyor. Bir sonraki âyetten de meleklerin ve Cebrail’in, o gece tan yeri ağarıncaya kadar yeryüzünün esenliğine ve yeryüzüne yayılan rahmete şahitlik ettiğini anlıyoruz. Böylece Cebrail’in (as) bir vazifesinin yeryüzüne rahmet, sekinet, huzur ve esenlik indirmek olduğunu anlıyoruz.

Cebrail’in (as) aslî görevi Allah’ın mahlûkatını temâşâ ile Allah’ın azametini ve kudretini mahlûkat üzerinde mütalâa etmek, Allah’ı doğrudan zikretmek ve bütün haşmetiyle Allah’a secde etmektir.9 Bu görevi eksiksiz devam etmektedir.

Cebrail (as) mukarrebûn meleklerdendir; Mikail ve Azrail (as) gibi nazır-ı umumî hükmündedir. Emrinde kendi nevinden ve kendisine benzer daha küçük tarzda sayısız melek vardır.10 Mahlûkat cinslerine göre ayrı ayrı bulunan bu meleklere İlâhî emirleri Cebrail tebliğ eder.

Söz konusu melekler kendilerine Cebrail (as) tarafından tebliğ edilen bu emirlerde ne emredilmişse hiç geciktirmeden, hiç değiştirmeden, hiç ihmal etmeden harfiyen yerine getirirler. Cebrail’in bu görevi devam etmektedir ve yaratılış var oldukça da devam edecektir.

Cebrail (as) bütün varlıklara ilham vermekle görevli meleklerin başıdır. Ve bu görevi sürmektedir. Binlerce yıldızda görevli meleklere ilham ulaştırdığı aynı anda Arş’ta bulunur, yeni emirleri tebliğ alır; aynı anda huzur-u İlâhî’de secdededir.11

Bediüzzaman, Cebrail’in (as) bu baş döndürücü görevini ve görev yoğunluğunu şöyle ifade ediyor: “Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm, Dıhye sûretinde huzur-u Nebevî’de bulunduğu bir anda, huzur-u İlâhîde, haşmetli kanatlarıyla Arş-ı Azam’ın önünde secdeye gider. Hem, o anda hesapsız yerlerde bulunur, evâmir-i İlâhiyeyi tebliğ ederdi.” 12

Keza Bediüzzaman diyor ki: “Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde Sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı Âzam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu.” 13

Mikail’in (as) müşahit ve nazır bulunduğu ve uyguladığı tekvinî emirleri kendisine getiren Cebrail’dir. (as)
Yeri gelmişken lâtif bir nükteye yer verelim:

Büyük melek Mikail (as) kâinat üzerinde nazır; Cehennemi, Cenneti gören, yeryüzü tabiatının işleyişini temaşa eden ve İlâhî emirleri uygulamaya koyan faal bir melektir. Elbette rahmet tecellileriyle birlikte kahır tecellilerine de şahitlik ediyor, cemâl cilveleriyle birlikte celâl cilvelerine de nazır bulunuyor, cennetle birlikte cehennemi de temâşâ ediyor.

Peygamber Efendimiz (asm) Mikail’i (as) hiç gülerken görmediğini bir gün Cebrail’e ifade buyurdu ve şöyle sordu:
“Ey Cibril! Mikâil’i (as) hiçbir zaman gülerken görmüyorum? Bunun hikmeti nedir?”

Cebrail (as) dedi ki:
“Cehennem yaratıldığı günden beri Mikail hiç gülmedi.”

Dipnotlar:
1- Bakara Sûresi: 97, 98,
2- Bakara Sûresi: 87, 253,
3- Şuara Sûresi: 193,
4- Kadir Sûresi: 4,
5- Tekvir Sûresi: 19,
6- Tekvir Sûresi: 20,
7- Necm Sûresi: 5,
8- Kadir Sûresi: 4,
9- Nahl Sûresi: 49,
10- Mektubat, s. 336,
11- Sözler, s. 462,
12- Hac Sûresi: 75; Sözler, s. 178,
13- Mektubat, s. 336.