Anasayfa Kategoriler Kadın Kadının bir saç teli

Kadının bir saç teli

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Şefika Hanım: “Kadının bir saç telinin bile görünmesinin dinimizce zina hükmünde olup olmadığını ve kadının örtünmesinin hikmetini âyet ve hadisler ışığında açıklar mısınız?”

Dinimiz ölçü ve denge dinidir. Her olumsuz davranışın cirmi kadar günahı, günahı kadar da mânevî mes’ûliyeti vardır. Bir günahtan caydırmak için daha ağır bir günahın adını onun yerine kullanmaya başlarsak, ağır günahı hafifletmiş, diğer günahı da içinden çıkılmaz bir hâle getirmiş oluruz. Zina olmayan bir şeyin zina hükmünde olması akla da, dine de, gerçeğe de uygun değildir.

Ancak şu kadar söylenebilir: Kadının namahremleri yanında başını örtmesi farzdır. Örtmez ise, Allah’ın koyduğu sınırı ihlâl etmiş olur, yani haram işlemiş olur.
Bilindiği gibi vücudumuz bize âit değildir. Vücudumuz üzerinde binde dokuz yüz doksan dokuz hisse sahibi, Hâlık-ı Rahîm’dir, yani vücudumuzu Yaradan’dır. Vücudumuzla ilgili tasarruf hakkı ve yetkisi de, elbet vücudumuzu Yaradan’a aittir. Biz emri uygulamakla mükellefiz.

Örtünmenin bir çok hikmeti zikredilebilir. Fakat en mühimi, emri uygulamaktır. Hikmetlere fazla kafa yorup emri görmezden gelirsek, emre haksızlık etmiş oluruz. Örtünmekle Allah’ın emrini uygulayan kadın, böylece kem gözlerden, kötü bakışlardan, ahlâksız nazarlardan da kendini korumuş olur.
Kur’ân’a göre giyinmede iki maksat gözetilir: 1- Örtünmek (tesettür), 2- Güzel görünmek (ziynet).

Örtünmeyi de, güzel giyinmeyi de şu âyetler teşrî kılmıştır: “Ey insanoğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbîseler gönderdik. Takvâ örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Allah’ın bu âyetleri öğüt almanız içindir. Ey İnsanoğulları! Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbîselerini soyarak ananızı, babanızı Cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın.”1 “Ey insanoğulları! Her mescide güzel elbîselerinizi giyinerek gidin! Yiyin, için; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah isrâf edenleri sevmez.”2

Kadın fıtratının süse tutkun ve ziynete elverişli olması yüce dînimizin de dikkate aldığı bir husustur ki, erkeklere haram kılınan ipek ve altın, kadınlara helâl kılınmıştır. Fakat kadın bu ayrıcalığını ve imtiyazını, kendi süsünü ve ziynetini yabancı erkekler nezdinde açarak ve ifşâ ederek kullanamaz. Bu meşrû değildir. Kadın kendisine nâmahrem olanların yanında örtünmelidir. Kadının örtünme sınırını Kur’ân, “kendiliğinden açılan yerler dışında”3 istisna cümlesiyle çizmiş; kendiliğinden açılan yerler hususuna da Peygamber Efendimiz (asm) “el ve yüz”4 ifâdeleriyle açıklık getirmiştir. Nûr Sûresi 31. âyeti ile, Ahzâb Sûresi 59. âyeti açık bir beyanla tesettürü emreder. Bunlardan Nûr Sûresi 30. âyeti mü’min erkeklere iffetlerini korumaya; 31. âyeti ise mü’min kadınlara iffetlerini korumaya dâir emirler içerir. Burada, “baş örtülerini yakalarının üstüne salsınlar”5 hükmü gâyet açıktır. Baş örtüsü konusunda âmir hüküm içeren bir diğer âyet de Ahzâb Sûresi 59. âyetidir. Bu âyet de meâlen şöyledir: “Ey Nebî! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle! Dışarı çıkarken üzerlerine örtü alsınlar!”6

Hazret-i Âişe’nin (ra) rivâyetine göre, örtü âyeti nâzil olunca Ensâr kadınları etekliklerini ortadan yırtarak baş örtüsü yapmışlar ve siyah başlıklarla Hazret-i Peygamber’in (asm) arkasında namaz kılmışlardır.7

Bir diğer rivâyet de Hazret-i Hafsa’dan (ra): “Kız kardeşim sordu: ‘Yâ Resûlallah! Örtü bulamadığımız zaman dışarıya örtüsüz çıksak bunun mahzuru var mıdır?’ Allah Resûlü (asm): ‘Arkadaşı örtüsünü ona versin de, o da hayırlı işine öyle çıksın!’  buyurdu.”8

Kur’ân’ın ve Resûlullah’ın (asm) temel ölçüleri bunlardır. Bu ölçüleri nazara aldıktan sonra ayrıntıyı, detay tercihini, zevk ve renk seçimini, biçim ve tarzı, şekil ve çizgileri kendi zevkimize göre belirleyebiliriz. Hiçbir sakıncası yoktur.

Özetlersek; kadın, el ve yüzü dışında bütün vücûdunu örtmelidir. Bu istisnaya, topuklara kadar ayakların da dâhil edilebileceğini beyan eden âlimler de vardır. Giyim dar olmamalı, vücuda yapışmamalı, vücudu belirginleştirmemeli; vücutta rahat durmalı, şıklığı bozmamak kaydıyla geniş olmalıdır.  Güzel giyindikten sonra, bununla kibirlenmek meşrû değildir. Kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi helâl değildir. İnce ve şeffaf giyinmek helâl değildir.
Ancak örfün, geleneklerimizin ve içinde bulunduğumuz çevrenin de giyimde belirleyici rolü bulunduğu unutulmamalı, örfün ve çevrenin kabûlü olmayan giyim tarzı tercih edilmemelidir.