Anasayfa Kategoriler Duygular Kalbin kararlılığı, rüya ve istihare

Kalbin kararlılığı, rüya ve istihare

Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
Nurcan Hanım: “Ben evlilik namına o kişinin benim için hayırlı olup olmadığına niyet ederek istihare namazını kılarak ve duâsını ederek yattım. Yalnız rüyamda gördüklerimin hayır mı, şer mi olduğuna kendim karar veremediğim için bir bilene sormak istedim. Umarım bana yardımcı olabilirsiniz. Rüyamda kar yağmıştı ve yanımda küçük bir çocuk vardı onunla yürüyordum. Devamında gördüklerim biraz karışıktı tam olarak hatırlamıyorum. Ertesi günü tekrar aynı niyetle rüyaya yattım. Bu defa ise anneannemi (anneannem yaşıyor) gördüm. Üzerinde beyaz elbise vardı ama güya hastalığı yüzünden ona şifa niyetine dudağına kırmızı ruj sürülmüştü. Sonrasında ise anneannemin dudağında ki ruj gitmiş cildi pamuk gibi olmuştu. Bu arada rüyama göre anneannemin çok az bir ömrü kalmış. Sizden ricam bilginiz dâhilinde ise, bu rüyayı Allah rızası için bana yorumlamanız. İnanın bu konuda çok acizim. Şimdiden teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun.” Yasemin Hanım: “Ben evlilik için istihareye yattım. Rüyamda beyaz çoğunlukta olmak üzere beyaz ve kahverengi gördüm. Sizce bu benim için hayırlı mıdır, değil midir? Teşekkürler.” Yeşim Yeşil: “İstihare namazında rüyaya yatınca yeşil ve beyaz mı görmek gerekiyor? Yoksa her renk görmek de mümkün mü? Ama çoğunluğu beyaz ve yeşil ise hayırlı mı?”

Önce umumi bir yanlışı düzeltelim: İstihare namazı kılındığında rüya için yatmak ve rüya görmek şart değildir, gelecekle ilgili kesin öngörülerde bulunmak şart değildir, istihareden geleceğin bizim arzumuz çerçevesinde şekillenmesini sağlamak murad değildir. İstihare yapmak, kehanette bulunmak ve geleceği görmek demek değildir. İstihareyi böyle anlamak dinî bir yaklaşım değildir. Geleceği görme muradı ile istihare yapılmaz. Yapılırsa doğru sonuç vermez. Bu hususu yüksek sesle dile getirmek ve bu telakkiyi, bu zannı, bu yanlış bilgiyi yıkmak istiyorum. Çünkü bu yanlış bilgi bizi istihare ruhundan koparıyor.

İstihare, girişilen bir işte Allah’tan hayır umduğumuzu ifade etmek için yapılır. İstihare bu yönüyle bir çeşit duâdan başka bir şey değildir. İstiharede, hayırlı olana gönlümüzü yatıştırması için Allah’a duâ ederiz.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), istihare için, “istihare namazından sonra kalpten geçen mânânın ve oluşan kararlılığın” önemli olduğunu bildirmişlerdir.1 İnsanda bu kalbî kararlılık rüya görmeden de pekâlâ oluşabilir. Diğer yandan rüyada beyaz ve yeşil görülen kimi zamanlar vardır ki, kalpte kararlılık meydana gelmemiştir.

Her şart ve zeminde yapılacak istiharenin özünde, Allah’tan hayır ummak vardır. Yoksa fal gibi geleceği görme isteği yoktur. Zaten geleceği görmek, bize hayır da getirmez. Bunu baştan kabul etmeliyiz. Çünkü geleceği ilmek ilmek biz örüyoruz ve bu örgümüzü Allah’a olan tevekkülümüzle kaynaştırıyoruz. Gerekli şartları yerine getirdikten sonra gelecek hususunda yapmamız gereken tek şey, Allah’a güvenmek olmalıdır.

Diğer bir husus; bu köşede rüya yorumlaması yapmıyoruz. Genel mânâda rüyalarınız için hayır dilemenizi öneriyoruz. Biz de hayır diliyor, hayır olsun diyoruz. Gün boyu olumlu şeyler düşünen, olumlu umutlar taşıyan, kalbinin kararlılığı bulunan ve karamsarlık yaşamayan kişi, rüyasında mutlu ve umutlu şeyler görür, beyaz renkler görür. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri de, “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen güzel rüya görür” demiştir. İstihare ruhuyla baktığımızda, bu demektir ki, bizim kalbimiz bir tarafa yatışmış, bir kararlılığa ulaşmış, bir tarafa meyletmiş; bu durumda bize sadece hayır dileyip adım atmak kalıyor. Bu sırada kıldığımız istihare namazı ve yaptığımız duâ, kalbimizin yatıştığı işin hayırlı olmasını Cenâb-ı Allah’tan dilememizi sağlar. Çünkü hayır bizim arzumuzda değil; Cenâb-ı Allah’ın takdirindedir.

Evleneceğimiz kişiyi dindar diye seçmişsek, huy güzelliği varsa, bize denkse ve onu beğenmişsek, onun üzerinde ailemizde bir fikir birliği ve temayül oluşmuşsa; artık Allah’tan hayır umulur, hayır istenir, Allah’a tevekkül edilir, her şey Allah’ın takdirine bırakılır ve evleneceğimiz kişiden Allah için razı olunur. Bu durumda iki rekât namaz kılınır ve Allah’tan hayır istenerek gerekli işlemler başlatılır. İstihare budur ve Tevhid inancı bunu gerektirir.

Kalbinde kararlılık oluşmayıp kararsızlık devam ettiğinde, istihare namazını tekrar kılar ve Allah’a tekrar duâ eder. İhtiyaç duyduğu her an namaz ve duayı kesmez, devam ettirir. Namazdan ve duadan sonra, kalbinde umduğu şekilde her hangi bir yatkınlık bulursa; “Bismillah” der ve ilk adımı atar. Artık Allah’a tevekkül eder. Sünnet olan budur.

Dipnotlar:
1- Tecrit Terc. 4/143