Hıristiyanlar neden kabul etmiyorlar?

KADERİN İKAZINA KULAK TIKAYAMAYIZ  

İstanbul Sözleşmesi’ni Hıristiyanlar kabul etmiyorlar. Ya biz Müslümanlar?

Biz sekiz sene öncesinden tartışmadan, bir kısmımız gözümüzü kapatarak, bir kısmımız gözümüzü karartarak, dünyada ilk ülke olarak kabul etmiş ve imzalamışız! İlk olmamız da ayrı bir garabet!

Aynı sözleşme! Zerrece fark yok! İkinci Avrupa’nın sefih bir oyunudur ki, bütün ülkeleri, çağdaşlık diye, bu meş’um sözleşmeye zorluyor. Hiç şüphem yok; dünyaca başımızdaki bu korona ikazını bundan dolayı yedik biz.

Evet, kader bütün dünyaya bir ikaz mektubu göndermiştir. Adı Koronavirüs’tür. Anlayana!

Kader, kırka yakın ülkenin kabul ettiği, diğer ülkelerin de kabul tehdidine maruz bırakıldığı işte bu sefih ve uğursuz sözleşmenin bütünüyle kaldırılmasını istiyor. Anlayana!

Malûm, Bediüzzaman Said Nursî Avrupa’yı ikiye ayırıyor:

Birinci Avrupa: “İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi’ san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eder.”

İkinci Avrupa: “Felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalâlete sevk eder.” 1

Bu sefih sözleşme İkinci Avrupa’nın eseridir ve yutturmasıdır.

Birinci Avrupa bu sözleşmeyi kabul etmiyor.

YIKICI CİNSİYET TEORİSİ  

Geçen hafta gazetelerde bir haber geçti. Haberde, Macaristan Parlamentosu’nun, İstanbul Sözleşmesi’ni reddeden bir siyasî bildiriyi kabul ettiği yer alıyor. 2 İktidardaki Hıristiyan Demokrat Parti, İstanbul Sözleşmesi’ni “yıkıcı cinsiyet ideolojisini başlatma girişimi!” görerek, parlamentoda müzakereye açıyor. 35’e karşılık 115 oyla İstanbul Sözleşmesi reddediliyor.

OKU:   Sıla-ı rahim

Hırıstiyan Demokratlar red gerekçesini şöyle açıklıyorlar:

“Avrupa Konseyi’nin girişimi olan İstanbul Sözleşmesi, 7 Nisan 2011 tarihinde İstanbul’da Konsey Bakanlar Komitesi tarafından kabul edildi. Bu Sözleşme ülkelere, “sosyal cinsiyet” diye bir tanımı ve onunla birlikte “yıkıcı cinsiyet teorisinin uygulanmasını” dayatıyor. Trans şahısları tanımaya zorluyor.”

Parti sözcüsü de şöyle söylüyor: “Ülkemizi, kültürümüzü, yasalarımızı, geleneklerimizi ve millî değerlerimizi, nüfusun çoğunluğunun inançlarına aykırı olan “toplumsal cinsiyet teorisine” ve sınırsız bir “cinsiyet tercihine dayalı göç” dayatmasına karşı korumalıyız. Macaristan anayasası ve kanunları çocuk ve kadınları şiddetten korumaya yeter. Avrupa Konseyi’nin bu sözleşmesi cinsiyeti tanımlamak için kabul edilemez bir yaklaşım ihtiva ediyor ve parlamentonun bu yaklaşımı ulusal hukuka dâhil etmemesi gerekiyor.”

İstanbul Sözleşmesi’ni daha önce Slovakya, Hırvatistan, Letonya, Çek Cumhuriyeti ve Ermenistan Parlamentoları’nın ve Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin kabul etmediği biliniyordu. İngiltere ve Rusya hâlâ çekimserliğini sürdürüyor.

YANLIŞ YAPTIK!   

Bizim parlamentomuzda bu sözleşmenin nasıl kabul edildiğini AKP milletvekili Sayın Mehmet Metiner yürekli bir çıkışla, 5 Mayıs tarihli tweetinde şöyle aktardı:

“İstanbul Sözleşmesi’ni… bizim partimiz Meclis’e getirdi… Diğer partilerin tümünün onayıyla Meclis’ten geçti… Kendi adıma itirafta bulunuyorum: YANLIŞ YAPTIK! Eminim ki oy veren vekil arkadaşlarımızın kahir ekseriyeti neye oy verdiklerini bilmeden el kaldırdılar. Sırf parti grup başkanvekilleri el kaldırdıkları için. Partilerin grup yönetimi kendi aralarında anlaşmış olmalılar ki o anda bulunanların onayıyla kabul edildi, geçti…” 3

OKU:   Kim bir kavme benzerse...

YOL YAKINKEN DÖNÜN!  

Sayın Milletvekilleri! Bu yanlışın telâfisi henüz yapılabilir. Bunu millet tartışmadı. Bu, millete sorulmadı. Millet bunun hesabını sorar. Millet sormazsa Allah sorar. Yarın, ‘Hıristiyanlar kadar maneviyatınıza sahip çıkamadınız’ derlerse yıkılan siz olursunuz!

Bu, milletin içine sinmedi. Maneviyatına yakışmadı. Aile yapısına uymadı. Ahlâkı ile bütünleşmedi.

Bir referandum yapamaz mısınız? Millete soramaz mısınız?

Bunun hukukî yolunu hukukçularınız bilir. Demokratik bir yol izleyerek dönün!

Telâfisi olmayan bir yola girilmeden dönün! İş işten geçmeden dönün! Yol yakınken dönün! Hüküm elinizdeyken dönün! Kudretiniz varken dönün! Çok tahribat yapmadan dönün! Aile ocaklarımıza ateş düşmeden dönün! Hesap günü gelmeden dönün!

Bu yol, yol değil; dönün! Allah aşkına dönün!

Dipnotlar:
1 -Lem’alar, s. 209
2 -Yeni Asya, 07. 05.2020 tarihli nüshası
3- @MetinerBasin, 5 Mayıs

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir