Hayvanlar haram rızıklarını yediklerinde nasıl cezalandırılırlar?

Ali Karakaş: “Hayvanlar haram rızıklarını yediklerinde nasıl cezalandırılırlar? Hayvanlar bunu bilirler mi?”

 

HAYVANLARIN CEZALANDIRILMASI

Hayvanlar fıtrî şeriata tabidirler. Fıtrî şeriatta emirler fıtrî olarak gelir, cezalar fıtrî olarak kesilir. Bu şeriatın kurallarına uymak için akıl şart değildir. Yaratılmış olmak kâfidir. Hangi duyguyla, hangi özellikle yaratılmışsan, o duygudan imtihan edilirsin. İşine ihtiyar karışmadığı için de imtihanını başarıyla verirsin. Mesela köpeğin sadakati, kedinin şükür hisleri, keçinin inadı, aslanın pençesi ve şiddeti, atmacanın yırtıcılığı, serçenin korkusu ve çevikliği, tavuğun gözü karalığı fıtrî olarak kendilerine verilmiş imtiyazlardandır. Fıtrat bu imtiyazlarla onları imtihan eder. Ama imtihan fıtrî olduğu gibi, ödül de, ceza da fıtrîdir. Akıl devreye girmez. Akıl girerse fıtrî olmaktan çıkar, irade ve ihtiyar karışır ve başarısızlık düşer. İnsanlarda olduğu gibi.

Şefkat hissiyle yaratılmış olan hayvanların, sadece kendi yavrularına karşı değil, tüm canlılara karşı şefkatli olmaları, hırslarına ve tama’larına yenilmemeleri kendilerine fıtrî olarak emredilir. Yani fıtratlarına bu hisler yaratılıştan konulur. Hırsına ve tama’ına yenik düşüp şefkat hissini unutan bir hayvan hırsın ve tama’ın etkisiyle canlı bir hayvanı öldürürse, şefkat sıfatından, Müşfik isminden tokat yer.

KAPLANIN HELAL RIZKI

Üstad Hazretleri diyor ki:

“Bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı düşüp başı kırılırsa müstahak olur. Çünkü bu musibet o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâtlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra, bir avcı tarafından öldürülür. İşte, hiss-i şefkat ve himâyeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete maruz kalır. İHTAR: Kaplan gibi hayvanların helal rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır.”1

Burada tokadın akıl ile, hayvanın bilmesiyle alakası yoktur. Bilmese de tokat yer. Çünkü şefkati vardı; ama hırsına yenildi, şefkatini kullanmadı ve canlı hayvanı öldürdü. Bu defa kendisi de ceza olarak bir avcının silahına hedef oluyor.

YANINA KÂR KALMAZ

Peki, avcıya ceza yok mu? Var elbet. Avcının da yanına kâr kalmaz!

Abbasi Halifesi Harun Reşid’in çok sevdiği bir gülfidanı vardı. Bahçıvana sıkıca tembih etti: “Aman bu gülfidanına gözün gibi bak!”

Olacak bu ya, bahçeye bir bülbül dadanır. Bülbül, daldan dala atlarken, yapraklarını gagalarken, gülü perişan eder. Bahçıvan koşarak durumu korkuyla Halife Harun Reşid’e bildirir. Halife gülmeye başlar.

Bahçıvan şaşırır. Halife: “Merak etme! Bülbülün yaptığı yanına kâr kalmaz!” der.

Halifenin kızmadığına sevinen bahçıvan, bahçeye döner. Bakar ki, bir yılan bülbülü yakalamış, çalıların arasına sürüklüyor. Bahçıvan heyecanla yine Halife’ye koşar:

“Halife hazretleri, o bülbülü bir yılan yakalamış; gözlerimle gördüm.” Der.

Halife yine gülümser ve “Merak etme! Yılanın yaptığı yanına kâr kalmaz!” der.

Bahçıvan yine bahçeye döner. Gülfidanlarının altını çapalarken bülbülü yiyen yılanı görür ve elindeki kazma ile yılanı öldürür.

Bahçıvanın yılanı öldürdüğünü gören Halife:

“Merak etme! Senin de yaptığın yanına kâr kalmaz!” der.

Gel zaman, git zaman, bahçıvan gözden düşer. Bir ihmali esnasında Halife kızar ve bahçıvanın zindana atılmasını emreder.

SENDEN DE HESAP SORAN OLUR

Bahçıvan zindana götürülürken bağırır: “Diyeceklerim vardır!”

Bahçıvan’ı Halife’ye çıkarırlar. Bahçıvan der ki:

“Haşmet-meap efendimiz! Bülbül çok sevdiğiniz gülü mahvetti. Size şikâyet ettim. ‘Yanına kâr kalmaz’ dediniz. Bülbülü yılan yuttu, yanına kâr kalmaz dediniz. Yılanı ben öldürdüm. Benim de yanıma kâr kalmadı. Şimdi siz beni zindana gönderiyorsunuz. Sizin yanınıza kâr kalacak mı?”

Zindancılar kızmıştı. Bahçıvanı yaka paça sürüklediler:

“Halifeyle nasıl konuşuyorsun? O’ndan kim hesap sorabilir. Elbette yanına kâr kalacaktır!”

Bahçıvan’ın çırpınışı Harun Reşid’e dokunur. Nihayet zindancılara seslenir:

“Bırakın bahçıvanı; doğru söyler! Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz! Kral da olsan, senden de hesap soran olur!” der.

Dipnotlar:
1- Mesnevi-i Nuriye, s. 64

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Gençlikte ibadet
762
İstanbul’dan genç okuyucumuz: “Bizi ısrarla kendisine çeken günahlardan vazgeçmenin yolları nelerdir? Bazen his ve duygularıma yenik düştüğümü ve istemediğim halde günah işlediğimi fark ediyorum. Bu d...
Kaş ve yüz tüylerini almak mubah mıdır?
1.563
“Kadınların kaş veya yüz tüylerini almaları mubah mıdır?” Kaş almak, kaşın kenar kıllarını yolarak inceltmek veya kaşı yukarıya aldırmak, hilkate müdâhale mâhiyetindedir; mekruhtur. Eğer fitne...
Tövbeye en yakın duruş: Günahların gizli kalması
10.884
Mustafa Bey: “İşlenen bir haramı anlatmak dînimizce câiz midir? Günahların örtülmesi için kişi böyle bir suçunu gizlemesi mi gerekir? Yani kul kendi vicdanında mı tövbeye sarılmalıdır? Yoksa ibret-i â...
Büyük günah işleyen bağışlanır mı
2.471
İsim belirtmeyen okuyucumuz: “Büyük günah işleyen bağışlanır mı?”   HELÂL DAİRESİ GENİŞTİR Günah, Allah’ın yapmamızı yasakladığı davranıştır. Haram dairesi, helâl dairesine nazaran dardır. Biz...
Değil mi ki unuttun; unutulacaksın!
1.250
Hatice Hanım: “13. Söz’ün İkinci Makamında Bediüzzaman kabre üç tarz ile girildiğini ifade ettikten sonra, ‘Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür’ diyor. Bu meseleyi açıklar mısınız?”...
Hile-i Şer’iye nedir?
3.893
Fatma Hanım: “Hile-i şeriyye nedir? Caiz midir? Caizse şartları nelerdir?”   Hile, Arapça “hâle” fiilinden türemiş bir isimdir. “Hâle” fiili, birçok mânâsı olmakla beraber, en yaygın şekliyle ...
Beşerî ilişkilerimizde âdâb
621
“Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Ama karşılık vermeyince de halk arasında hiç de hoş olmayan tabirler kullanılıyo...
Açlık ve iştah nasıl şükürden sayılır?
1.107
Mehmet Bey: “Açlık ve iştah tama mıdır, şükürden midir? Şükürden sayılırsa şartları var mıdır?” Şükrün ve Tama’ın Tanımı Tama, bir nimete karşı duyulan abartılı açlıktır. Doyduğu halde doymama...
Kibre karşı kibir sadaka mıdır?
931
Orhan Bey: “‘Kibre karşı kibir sadakadır’ derler. Bu söz doğru mudur? Doğru ise açıklar mısınız?” MÜ’MİNE KARŞI KİBİR HARAMDIR Mü’min kibirlenmez. Fakat izzetini yere de düşürmez. Mü’min gerekti...
Kazanç peşinde iken ölmek
550
Helal rumuzlu okuyucumuz: “Mal uğrunda ölmek kişiye bir manevî mertebe mi kazandırır, yoksa günah mı kazandırır?” Mal Uğrunda Öldürülen Şehittir Hak edilmiş bir mal ile, hak edilmemiş bir mal arasın...
Gıybete dikkat!
548
Isparta’dan okuyucumuz: “Gıybeti açıklar mısınız? Kişinin arkasından hüsn-ü zan edilse gıybet olur mu?”   Gıybet, Müslüman’ın gıyabında hoşuna gitmeyecek ölçülerle konuşmaktır. Hüsn-ü zan ise, ...
Resimde ve müzikte ölçü
485
İstanbul’dan S.V. rumuzlu okuyucumuz: “Hangi resimleri yapmak ve asmak câizdir? Hangi tür müzikleri dinlemek câizdir? Şarkı, türkü ve ilâhî söylemenin ve dinlemenin hükmü nedir?” İslâmiyet, tev...
Göklerin ve yerin şuurlu sakinleri
951
Hasan Hüseyin Bey: “Risale-i Nur’da geçen zîşuur kelimesi kimleri kapsıyor? İnsandan başka zîşuur var mıdır?” ZÎŞUURLAR KİMLERDİR? Zîşuur, kendisine hayat ve ruh ile birlikte şuur ve bilinç de ver...
İçkinin haram kılınış süreci ve hikmetleri
42.483
Özgür Bey: “İçki nasıl ve niçin haram kılınmıştır?” Bilindiği gibi, altı binden fazla âyeti muhtevi Kur’ân-ı Kerim, yirmi üç sene gibi uzun bir süreçte, yaşanan problemlerin çözümü mâhiyetinde âyet ...
Doğum günü kutlamak
596
Şanlıurfa/Birecik’ten Gani bey: “Doğum günü kutlamak câiz midir? Hıristiyanlara benzemeyin deniyor.”   Bir Müslümanın, Hıristiyanların örf ve âdetlerini kabullenmesi, yaşaması, ihya etmesi,...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir