İstanbul’dan okuyucumuz: “Kelli felli bir hoca televizyonda ‘hayızlı kadın oruç tutabilir. Çünkü Kur’ân’da sadece ilişki yasağı var. Oruç yasağı yok.’ demiş. Doğru mu?

Biz kelli felli hocalara tabi değiliz. Biz Resulullah’a (asm) ve ümmetin icmaına tabiyiz.

Bu mesele yeni bir mesele değildir. Ümmet bu meseleyi çoktan halletmiş ve amel haline getirmiştir. Ümmetin bin dört yüz yıldan beri amel haline getirdiği bir meseleyi yeniden yeniye serrişte etmek, başka kokular yayıyor. Bu fitneden başka bir şey getirmez.   
Ahirzamanın fena adamlarından olan ulema-i sû’un şerrinden Allah’a sığınmak lâzım.  
Hayızlı kadının ibadet hayatını sünnet düzenlemiştir. Sünnete göre hayızlı kadın hayız süresince oruç tutmaz, namaz kılmaz, Kâbe’yi tavaf etmez ve Kur’ân’a el sürmez. Ehl-i sünnette bu böyledir. Dört mezhebin içtihadı böyledir. Ümmet de böyle amel etmiştir.
Biz, imansızlık ve ahlâksızlık hastalığının evimizi ve sokaklarımızı tehdit ettiği bir asırda, böyle ümmetin şüphe etmeden amel ettiği meselelerde zihinleri meşgul etmeyi zait görüyoruz.