Hastalığı hafifletmenin yolu

İstanbul’dan Hamdi Gocek: 1) “Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle, ölümü temenni etmesin. Mutlaka onu yapmak mecburiyeti hissederse, bari şöyle söylesin: ‘Rabbim! Hakkımda hayat hayırlı ise yaşat. Ölüm hayırlı ise canımı al.” (Buhari, Merda, 19) şeklinde bir hadis mevcut mudur? Eğer varsa Üstadın kendisine yapılan zulümlere ve verilen sıkıntılara karşı “Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim” ifadesi bu hadis ile nasıl telif edilebilir?

2) Uzun zamandır çok ciddî ve ağır hasta bir yakınım var. Belli ki çok büyük ıztıraplar çekiyor. Bazen tahammül edemediğini ifade ediyor, hatta kuvvetli imanına rağmen isyanı işmam eden sözler söylüyor. Hastalar Risalesi’nde gençler için geçen “.. Onların tahammül dâhilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim.” ifadesi ona şamil değil mi? Bu şahsın mesuliyet durumu nedir?

ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMEK

Verdiğiniz hadisin kaynağını da bildirmişsiniz. Allah razı olsun. Bu hadis ile Üstad Hazretleri’nin bahsettiğiniz sözü arasında bir tezat yoktur. Nitekim “zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade, ölümü tercih ettim.” cümlesinden hemen sonra, “Eğer dinim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.”1 cümlesi var ki, bahsettiğiniz hadis çerçevesinde Üstad Hazretleri kendisi ile ilgili ölüm konusunda bir tasarruf kullanmaktan uzak durduğunu söylüyor. Hadis-i şerif tam da bunu emrediyor.

Öte yandan, “ölümü tercih ettim” ifadesi, “Ölümü temenni etmeyin” emrine aykırı bir tasarruf değildir. Yasaklanan fiil temennidir, tercih değildir. Tercihte ölüm fiilini yaratmayı Hâlık Teâlâ’ya bırakırsınız. Yani, “benim için hayırlı ise Hâlık Teâlâ ölüm yaratsa, ölmeyi hayata tercih ederim.” demiş olursunuz. Hâlık Teâlâ yaratması halinde siz ölmeye hazırsınız demektir. Yaratmadığında buna itirazınız yok. Bu isyan değildir, dolayısıyla günah değildir.

Ölümü temenni etmek ise isyandır. Temenni sizin kalbinizin fiilidir. Hâlık Teâlâ o an ölümü sizin için yaratmış mı, yaratmamış mı düşünmez, ama yaratmasa da temennisi ölmekten yanadır. Ölümü yaratmadığında buna itirazı var. İşte isyan olan budur. Bu günahtır. Çünkü burada Hâlık Teâlâ’nın takdirine itiraz ediyor.

HASTALIKLARA SABRETMEK

Hastanıza Şafi-i Hakikî olan Cenâb-ı Allah’tan şifa dilerim. Hastalığı ağır seyredebilir. Ağrısı fazla olabilir. Ama bunu tahammül dışında bir durum olarak düşünmemeli. Rabbim biz sabredersek tahammül gücünü verir. Belki bizde sabırsızlık var ve biraz ağrı fazla olsa sabredemeyeceğimizden korkuyoruz. Rabbim ağrının şiddeti nispetinde rahmetten hissesini ziyade eylemiştir. Bundan emin olmalı ve rahmeti küstürmemeli. Bu hisseyi şikâyetle ve sabırsızlıkla kaçırmamalı. Aman dikkat!

Meseleye aynen Bediüzzaman Hazretlerinin şu bakışıyla bakmalı.

İnşallah şifa olur: “Birinci Harb-i Umumînin birinci senesinde, Erzurum’da mübarek bir zat müthiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim.

Bana dedi: “Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım” diye acı bir şikâyet etti.

Ben çok acıdım.

Birden hatırıma geldi ve dedim: “Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün, şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şekvâ etme. Onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün. Sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp, merkezi zayıf bırakıp, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder.”

Dedim: “Kardeşim, sen bunun gibi yapma. Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlâhiyeyi ve mükâfât-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekvâ yerinde ferahlı bir şükret.”

O da tamamıyla bir ferah alarak, “Elhamdülillâh,” dedi, “hastalığım ondan bire indi.”2

Dipnotlar:
1- Tarihçe-i Hayat, s. 543.
2- Lem’alar, s. 18.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

İmamın farklı mezhepten olması
903
Ahmet Bey: “Hanefî imama tâbi bir Şâfîin, sabah namazında kunut duası okumadığı için sehiv secdesi yapması gerekir mi?”   Sabah namazında ve ramazanın son yarısında vitir namazlarında kunut dua...
Sorularla kurban
577
“1- Topal hayvan kurban olur mu? Eğer olmaz ise, adak olarak kesilir mi? 2- Kurbanlık hayvana nasıl davranmalıyız? 3- Kurban keserken nasıl duâ etmeliyiz? 4- Eğer âilemize bakıyorsak ve imkân bu...
Cenaze teşyi ve taziyesinde yemek
9.069
Antalya/Akseki/Mahmutlar köyü sakinleri adına Turan Çetiner: “Köyümüzde son birkaç yıldan beri bir âdet çıktı: Cenaze sahipleri mezarlıkta cenazeyi teşyi edenlere yemek ikram ediyor. Bu âdet dinimiz a...
Duâda Fatiha Sûresi
674
“Duâdan sonra el fatiha demenin kısaca anlamı ne demektir?”   Fatiha sözlükte açış demektir. Fatiha Sûresi Kur’ân’ın açış sûresidir. Yedi âyet olmakla beraber, sevap cihetiyle Kur’ân’da en ...
Şehidliğin türleri
539
Behiye Şahin: “Şehidliğin şartları ve dereceleri nelerdir? Ben iki yaşımdayken annemi doğum esnasında kaybettim. Annem şehid midir?” Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Yedi çeşit şehidlik vardı...
Din-i mübini doğru anlama usulü
2.404
İsmail Karaavcı: “Değerli hocam: 1-Hayızlı hanım kendini iyi hissederse oruç tutabilir hükmünün kaynağı, Bakara 185. ayettir. 2-Önce de yazdım: Burada bütün mesele ‘kadâ’ kelimesine yanlış mana veril...
Fatiha Sûresi üzerine
1.612
Celal Sağır: “Fatiha Suresinin mânâsı ve önemi üzerinde durur musunuz? Fatiha suresini her namazda neden okuyoruz? Ölülerimize karşı neden okuyoruz? Her duâdan sonra neden ‘El-Fatiha!’ deniyor ve biz ...
Fitne ve ölüm
641
Eyüp Bey: “Fitne nedir? Bakara Sûresi 191. âyetinde ‘Fitne katilden şiddetlidir’ cümlesi sadece kâfirler için mi geçerlidir, yoksa bizler için de geçerli midir?”   Fitne, Kur’ân’da imtihan, d...
Duâda ellerin ters çevrilmesi ve cüz dağıtmak üzerine
792
Birçok Okuyucumuz: “Dost bir tv kanalında bir hoca, salâten tuncinada “afat” derken elleri ters çevirmenin ve cüz dağıtarak hatim yapmanın kaynağı yoktur dedi. Bunlar doğru mu?” Duada Ellerin Ters Çe...
Her duaya âmin denir mi?
1.807
Ahmet Bey: “Dualara neden âmin deriz? Bunun manası, hükmü ve hikmeti nedir? Her duaya âmin denir mi?”   HER DUA MÜHÜR İSTER Her duaya âmin denir ve denmeli. Esasen duaya melekler de âmin d...
Özgüven fahr değil, şükürdür
3.184
Abdullah Bey: “Kendine güven duygusunu geliştirirken nefsimiz şımartılmıyor mu? Kendine güven nasıl olmalıdır?”   Ne kendimizi yok sayabiliriz, ne de kendimizi olduğumuzdan fazla büyütebil...
Tedbir ve tevekkül
5.241
Hamid rumuzlu okuyucumuz: “Tedbir kazayı ve belâyı def eder mi? Tedbirde ölçü ne olmalıdır? Meselâ evimize bir kilit takmamız normal midir? Yoksa iki kilit, çelik kapı, alarm gibi bilumum tedbirleri a...
Duânın aleyhinde olmamalı
2.481
Hüseyin Sönmez: “Mübin duâsının kaynağı nedir, hadiste var mıdır, mekruh mudur, bidat mıdır, eğer mekruhsa veya bidatse piyasada satılan bazı sûreler, Yasin ve duâlar olan çeşitli duâ kitaplarında müb...
Farz namazdan sonra duâ
7.219
Ali Zeyrek: “Hanefi Mezhebine göre namaz kılarken, farz ile sünnet, sünnet ile farz arasında herhangi bir şey konuşmak (duâ, tesbih v.s) mekruh mudur? Eğer mekruh ise salâten tüncinâ v.s okunuşunu nas...
İlim ve uhuvvetteki fetretimiz nelere mal oldu?
757
Ömer Faruk bey: “Azâim ilminden bahsedilir hatta çok eski Arapça yazılmış kitaplardan bir kaçında, Tasköprülüzade ve Kâtib Çelebi, Sultan Mahmud-u Gaznevinin bir kaleyi azâimle aldığını söylerler. (Az...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir