Haksızlığa uğrayınca doğru tavır göstermek

Av. Emine Yılmaz: “Haksız kaynana bedduâsı ile ilgili doğru tavır nasıl olmalıdır?”

İnsanlar yaratıldığı günden beri haklılık ve haksızlık var olup geldi. Hiçbir gün ne haklılık eksik oldu yeryüzünden, ne de haksızlık! Çünkü insanlar çetin bir imtihan yaşıyorlar! Yaptıklarıyla, ettikleriyle Allah’ın huzuruna gitmeye hazırlanıyorlar. Hâlbuki kimi zaman insanlar bunu hesaba katmadan uğradıkları haksızlığın hesabını kendileri sormaya kalkabiliyorlar. Kendileri sormaya kalktıkları zaman da adalet oradan gidiyor! Oraya öfke ve gazap geliyor. Ardından cinayetler!… Çünkü işe şeytan karışıyor. His ve heva karışıyor. Kin ve nefret karışıyor. Bu durumda, bir haksızlığa uğrayınca, uğradığımız haksızlığın hesabını soracağız ve adalet edeceğiz diye yola çıkıyoruz, kendimizi Allah’ın hoşuna gitmeyen başka bir haksız tavır içinde buluveriyoruz. Bu durumda da haksız duruma biz geçiyoruz!

Peygamberler de haksızlığa uğradılar, zulme uğradılar. Ama sabırda, tevekkülde, Allah’a teslimiyette ve insanları incitmemekte bütün dünyaya rehber oldular. Hazret-i Yusuf kardeşleri tarafından haksız yere kuyuya atılıp ölüme terk edilmişti. Akşamleyin sahte kan bulaştırılmış gömleğini babalarına getirdiler. Ve: “Ey babamız!” dediler, “Biz yarışmak üzere gittik; Yusuf’u da eşyamızın yanına bıraktık, derken onu kurt yemiş; fakat senin bize inanmayacağından korkuyoruz!” diyerek ağladılar. Yakup Aleyhisselâm bunun bir düzenek olduğunu, oğullarının yalan söylediklerini, Yusuf’un başına haksız bir belâ sardıklarını, belki de canına kast ettiklerini anladı. Ama Allah’a sığınmaktan ve Allah’tan sabır dilemekten başka çare bulamadı. Şöyle dedi: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Yalanlarınıza karşı da ancak Allah’a sığınırım!”1

Yakup Aleyhisselâm oğullarının bilerek ve kurgulayarak yaptıkları bu facianın dehşetinden Allah’a sığınmış, ama çok üzüntüden gözlerini kaybetmişti. Bir gün bir komşusu:

“Ey Yakup! Kederinden eriyip tükenip gittin! Nedir bu çektiklerin? Nedir bu başına gelenler?” diye sorduğunda Yakub Aleyhisselâm:

“Zaman uzun, üzüntülerim çok!” demişti.

Yüce Allah şöyle vahyetti:

“Ey Yakub! Beni yarattıklarıma şikâyet mi ediyorsun?”

Yakub Aleyhisselâm tövbe edip, mağfiret dileyince Cenâb-ı Allah: “Seni bağışladım!” buyurdu.

Yakub Aleyhisselâm bundan sonra derdini soranlara:

“Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah Teâlâ’ya şikâyet ederim” derdi.2

Peygamber Efendimiz (asm) işkencelere ve hakaretlere uğradığı Mekke günlerinde kimseye bedduâ etmedi. Taif dönüşünde kendisini taşlayıp mübarek ayaklarını kanatan Taif halkını helâk etmek üzere gelen meleklere, “Ben rahmet için gönderildim. Umulur ki onların sulbünden Allah’ın dinini anlayan nesiller yaratılır!” diyerek Taif halkının helâkine razı olmadı ve geri gönderdi.

Asrımızda bir peygamber takipçisi olan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de işkence, zulüm ve haksızlıklar içinde geçen ömründe bir defa olsun kendisine haksızlık ve işkence yapanlara bedduâ etmedi. Hatta son vasiyetlerinden birinde dedi ki: “Eğer Risâle-i Nur’u tenkit fikriyle tetkik eden adliye memurları, imanlarını onunla kuvvetlendirip veya kurtarsalar, sonra beni idam ile mahkûm etseler; şahit olunuz, ben hakkımı onlara helâl ediyorum.” 3 Keza Bediüzzaman hapishanede, zehirlenerek, ölüm döşeğinde iken, fırsat bulup ziyaretine varabilen bir talebesine şöyle demiştir:

“Ölürsem, dostlarım intikamımı almasınlar.” 4

Bütün bu örnekler çok yüksek örnekler hiç şüphesiz. Bizimkisi birbirimizin çok yakınlarında bulunan aile içi bireylere karşı (annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız, kayınvalidemiz, kayınpederimiz… vs.) anlayışlı olmak, zulümleri olduğunda katlanmak, haksızlık yaptıklarında sineye çekmek, yüzümüze tükürdüklerinde yağmur saymak, bedduâ ettiklerinde sesimizi çıkarmamak ve bütün bunlarda yukarıda çok azına işaret ettiğimiz rehberlerimizde olduğu gibi Allah’a sığınmak, Allah’a havale etmek, Allah’tan sabır dilemektir. Aile içi huzursuzluğu körükleyecek ve kışkırtacak davranışlardan kesinlikle kaçınmaktır. Bizim de imtihanımız budur! Bunu başarabilirsek Allah yanında kazanan biz oluruz. Aksi takdirde bizim de vereceğimiz bir sürü hesap olur. Çünkü bizim hak arama adına yaptığımız çoğu şeyler, gerçekte hak ve adalet değil, onunkilere benzer şekilde bizim de bilmukabele yaptığımız haksızlıklardan başka bir şey olmayacaktır.

DUÂ

Ey Hakîm-i Rahim! Bize hakkı, hikmetli kitabı ve güzel dini verdiğin gibi, muâmelelerimizi hakka, hikmete, adalete ve merhamete muvafık kıl! Davranışlarımızı haktan, hukuktan, ilişkilerimizi muhabbetten, duygularımızı merhametten, kuvve-i akliyemizi hikmetten, kuvve-i şeheviyemizi iffetten, kuvve-i gadabiyemizi adaletten uzak kılma! Âmin!

Dipnotlar:
1- Yusuf Sûresi: 16, 17, 18.
2- Yusuf Sûresi: 86; Taberi, Tefsir, 13/16.
3- Şûâlar, s. 331.
4- Tarihçe-i Hayat: 472.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Cennet Allah´ın lütfu ve fazlı iledir
1.724
İsmail Can: “Risale-i Nur’da geçen ‘Allahü Teâlâ’nın Cennete koyması fazlından, Cehenneme koyması adaletindendir’ sözünü açıklar mısınız? Sevabı günahından fazla bir insanın Cehenneme gitmesi mümkün m...
Her duaya âmin denir mi?
867
Ahmet Bey: “Dualara neden âmin deriz? Bunun manası, hükmü ve hikmeti nedir? Her duaya âmin denir mi?”   HER DUA MÜHÜR İSTER Her duaya âmin denir ve denmeli. Esasen duaya melekler de âmin d...
Mazluma Allah yeter!
585
Konya’dan Ali Osman Karakaya: “Şu cümlede geçen musika-i İlâhi ne demektir? “Sivrisinek tantanasını kesse, bal arısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zîra, kâin...
Duâda sınır yoktur
2.237
Balıkesir’den okuyucumuz: “1- ‘Ben bazen hanımıma lâtife olarak ‘Allah seni bildiği gibi yapsın’ diyorum. Eşim bunu bedduâ olarak kabul ediyor. Allah seni bildiği gibi yapsın demek bedduâ etmek midir?...
İman etmemiş birisi cennete gider mi?
1.848
İstanbul’dan okuyucumuz: “İman etmemiş; ama iyilikte hissesi çok olan birisi cennete gider mi? Bu kişinin ahiretteki durumu nedir? Eğer cennete gitmez ise yaptığı iyiliklerin sevabı ne olacak? Bu adal...
Dua ve beddûa üzerine
1.395
Gölcük’ten Mustafa Çolak: “Duâlarda kullanılan, ‘Islahı mümkünse ıslâh eyle, mümkün değilse Kahhâr ism-i şerifinle kahreyle’ cümlesi duâ âdâbına uygun mudur? Allah dilerse, O’nun kudreti için ıslâhı m...
Baba bedduâsından sakınmalı
3.145
İlhan Bey: “Benim babam sağken bana bedduâ etti. O günden beri benim işim gücüm rast gitmiyor. Neye elimi atsam başarısız çıkıyorum. Babamın ettiği bedduâyı geri çevirmem için ne yapmalıyım? 63 yaşınd...
Adalette Nuşirevan’ın neresindeyiz?
233
İzmir / Karabağlar’dan Ali Akbaş: “Kur’ân’ın dört esası nedir? Adalet ve ibadet arasında nasıl bir ilişki vardır? Adaletin önemi ile ilgili İslâm tarihinden yaşanmış örnekler verebilir misiniz?” &nbs...
Divan-ı Harp’te Bediüzzaman
187
Muzaffer Bey: “Bedîüzzaman, Otuz Bir Marttan sonra çıkarıldığı Dîvân-ı Harb-i Örfî’de yaptığı on bir buçuk maddelik savunmasında tam bir hürriyet, vatanperverlik ve şerîat dersi verir ve müdafaası son...
Eşler arası iletişimin püf noktaları
12.234
“Eşim bana karşı haksız yere çok kırıcı davranıyor. Ayrılmak istemiyorum. Çünkü çocuklarım var. Küsmek bir çözüm olabilir mi? Bazen tepki verdiğim zaman birbirimize kırıcı oluyoruz. Birbirimize nasıl ...
Azapta tecellî eden adalet
633
İstanbul’dan okuyucumuz: “Cehennemde Allah’ın sonsuz azabının hikmeti nedir?” Günahlarımıza karşı Allah dilerse affeder; dilerse affetmeyip dünyada, kabirde veya Cehennemde azap verir. Dilerse tövbe...
Hz. Peygamber´in (asm) adalet içindeki celâli
444
İzmir’den Korkut Sabancı: “Peygamberimiz (asm) rahmet peygamberi olduğu halde sağ eliyle yemek yemeyeceğini bildiren bir şahsa beddua ediyor. Bunun hikmeti nedir?”   Peygamber Efendimiz (as...
Amerika´ya bedduâ edilir mi?
635
Çorum’dan isim belirtmeyen okuyucumuz: “Amerika’ya bedduâ edilir mi?”   Amerikan ve İngiliz yönetimlerinin anlamsız ve gereksiz bir savaşın tarafı, müsebbibi ve sâiki oldukları maalesef ort...
Bunca mağdur hâlâ neden içeride?
522
İzmir’den Mustafa Ekeroğlu: “Çok duâ ediyoruz. Nur kardeşimiz ve daha nice mağdurlar bir türlü çıkarılmıyorlar. Duânın zamanı neden bitmiyor? Yeterli duâ yapılmıyor mu?” Bartın’dan Ahmet Bey: “Matema...
Cehennemin şiddeti
1.017
 Emin Bey: “Cezâ Allah’ın merhametine sığar mı? Cehennemde cezânın şiddeti ne olacak?” 1- Cehennem zulüm ülkesi değil, Allah’ın Adl, Âdil, Kahhâr, Gâlib, Celîl, Hâkim, Azîz ve daha pek çok isimle...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

8 comments

  1. Hazmedemediğim bir haksızlık yaşadım ve çok kötüyüm. Bu paylaştığınız örnek yazı çok iyi geldi. Bir kez daha anladım ki huzur çare metanet İslamda.. Allah razı olsun..

  2. Allah Razı olsun. Haksızlık karşısında susan şeytandır diyenler Kafamı yiyip bitirdiler. Bana yapılanlara dayanamıyordum. Kimseye anlatamıyorum diye de daralıyordum. Belli ki en iyisi böyleymiş.

  3. Sanırım ben geç kaldım bu yazıyı okumakta kalktım kendim hakkımi aramaya çalıştım ne oldu sifira sifir elde var sifir haklı iken haksız oldum😟😟😟

  4. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır demiş peygamber efendimiz s.a.v sizin yazılarınız biraz yanlış geldi bana dua kısmı hariç

  5. Böyle diyoruz da susmak hiç birsey yapmamak.haksızlık edenlere ezmeye calışanlara meydan bırakmak olmaz mı.tabiki bunlar bi imtihan ama boyun egerekte yapılan haksızlıgın önüne nasıl geçicez?????

  6. Ben bir iş yerinde sekiz yıl çalıştım. sonra işveren vefat etti yerine eşi geldi. sonra beni haksızlıkla işten yıldırdı ve ayrılmak zorunda kaldım. çok büyük haksızlığa uğradım. tazminatda alamadım. o kadına ve sekiz yıl beraber çalıştığım iş arkadaşıma hakkımı helal etmiyorum. ALLAH SORSUN. ALLAH’A HAVALE ETTİM.

  7. Bazen düğümlenirsin… enn emek verdiklerin tarafından yerle bir edilirsin… bende diyorum ki… ibrahim a.s babasını bırakıp gitti… mekkeden medineye göç edildi…çoğu sahabe eşlerini terketti… islâm ancak adaletle yaşanıyor. Ufak tefekleri geçtik… bazen hicret vaktidir… yürekleri bi kendi cehaletine bırakma vaktidir… meyvesi olmayan ağaçtan meyve, çiçeği olmayan ağaçtan çiçek ummakla… nice çiçekler nice meyvelerden kendimizi men etmek… zulme susmakla zulmü sürdürmek gibi bir durum da da kendimizi toparlayıp Allah’ın rahmetine kendimiz kavuşmalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir