Günahların bağışlanması ve duâların kabulü

“Peygamber Efendimiz (asm), ‘Kim Ramazan ayını Allah’tan sevap umarak tutarsa geçmiş günahları affolur” buyuruyor. Böyle müjdeler başka amellerde de var. Meselâ Ramazan gecelerinde namaz kılanın veya Kadir Gecesini ihyâ edenin de geçmiş günahlarının bağışlanacağı müjdeleniyor. Böyle müjdeleri nasıl anlamalıyız? Kılmadığı namazları da bağışlanır mı? Kul hakkı da bağışlanır mı? Günahkâr iken duâlarımız kabul olur mu?”

 

Kur’â’nda, “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır”1 buyuran Cenâb-ı Hak, bir Hadis-i Kudsîde, “Kulum Beni nasıl tanırsa onunla öyle muâmele ederim”2 buyuruyor.

Şu hadîs-i şerif de, Cenab-ı Hakk’ın günahlarımızın affı konusundaki yaklaşımını en güzel biçimde yansıtıyor: Peygamber Efendimiz (asm) Rabbi’nden bildiriyor: “Kul bir günah işlediğinde, ‘Allah’ım! Günahımı bağışla!’ diye pişmanlıkla bağışlanmak dilerse Yüce Allah buyurur ki: ‘Kulum bir günah işledi de, günahı bağışlayan ve bu günahla kendini sorumlu tutacak Rabbi bulunduğunu bildi.” Sonra kul, elinde olmadan tekrar hatâ işler de, ‘Yâ Rabbim! Benim günahımı bağışla!’ derse, Allah: “Kulum bir günah işledi de, Rabbinin günahı bağışlayan ve bu günahla sorumlu tutacak olduğunu bildi” buyurur. Sonra kul döner tekrar günah işler. Ama nihâyet pişman olur ve: ‘Ey Rabbim, Günahımı bağışla!’ diye yakarır. Yüce olan Allah buyurur ki: ‘Kulum bir günah yaptı da, kendisinin günahı bağışlayan ve bu günahla sorguya çekecek Rabbi bulunduğunu bildi. Ben de kulumu bağışladım” buyurur.3

Cenâb-ı Hak bağışlama ve mağfiret konularında çok açık ve net konuşuyor. Anlaşılıyor ki, hangi günah olursa olsun, gerçek bir pişmanlıkla tövbe edildiğinde Cenâb-ı Allah’ın affını hak ediyor.

Ama yüce dînimizde günah ve hatâlar için şüphesiz farklı telâfî yolları vardır ve bu ayrı ayrı bildirilmiştir. Meselâ namaz kılmamak günah olduğu gibi, Ramazan ayında bilerek oruç yemek de günahtır. Namaz kılmamanın telâfîsi, yine namaz kılmaktır. Oruç tutmamanın telâfîsi, yine oruç tutmaktır. Kezâ kul hakkının telâfîsi, bu hakkı ödemek ve helâlliğini almaktır. Kezâ şirkin telâfîsi tevhîde girmektir, yani Allah’ın var ve bir olduğuna îmân etmek ve bu îmânda sebat etmektir.

Kul bir yandan eksikliklerini telâfî etme gayreti içinde olur; bir yandan da tövbe ve istiğfarda bulunur. Yapmadığı ibâdetleri Allah’a bir fıtrat borcu bilir ve kazâen yapmaya başlar. Günahlarından pişmanlık duyar ve Allah’ın bağışlayıcı olduğunu bilerek Allah’a döner. Bu esnada yeniden günah işlerse, acziyetini ve zaafiyetini bilerek, boyun büküp yeniden Allah’ın af ve bağışlamasına sığınır. Yani kul için af ve bağışlanma kapısı ölene kadar kapanmaz. Kul, Allah’ın bağışlayıcı olduğunu bilmeli, ümidini kesmemeli; ancak kendisine düşen vazîfeleri de, güç yetirebildiği oranda yapmalı, ameline güvenmemelidir.

Günahkâr iken duâlarımızın kabul olmayacağı gibi bir genelleme İslâmda yoktur. Bilakis İslâm bizi hep Rabbimize yönlendiriyor. Kul her konuda, her başı derde girdiğinde, her zaman ve her halde “içtenlikle” duâ etmekle mükelleftir. Cenâb-ı Allah duâlara öyle çabuk cevap veriyor ve bunun için en küçük bir iyiliği bile öyle değerlendiriyor ki…

Dilerseniz, şu olaya bir bakalım: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) anlatıyor: “Sizden önceki kavimlerden birisinde bir gün erkeklerden üç kişilik bir grup yola çıktı. Gecelemek için bir mağaraya sığındılar. Derken, dağdan kopan büyük bir kaya parçası onların üzerine mağaranın ağzını kapattı. Birbirlerine baktılar; Allah’a sığınmaktan ve duâ etmekten başka çâreleri yoktu. Birbirlerine, ‘Bizi ancak sâlih amellerinizle duâ etmeniz kurtarır!’ dediler ve duâ etmeye başladılar.

“İçlerinden biri: ‘Allah’ım! Benim yaşlı ve kocamış bir anam ve babam vardı. Akşam olunca ben onlardan evvel ne çoluk-çocuk, ne de hizmetçilerimden hiç birisine bir şey içirmezdim. Bir gün hayvanlarımı otlatacak ağaçlık bir yer aramak arzûsu beni uzaklara götürdü. Onların uyku saatlerine kadar geri dönemedim. Geldiğim zaman onların akşam sütlerini sağdım. Fakat onları uyumuş halde buldum. Kendilerini uyandırmayı ve onlardan evvel çoluk-çocuk ve hizmetçilerime akşam sütü içirmeyi hoş görmedim. Çocuklarım ayaklarımın etrafında ağlaşırken ben süt bardağı elimde olduğu halde, onların uyanmasını gözeterek şafak sökesiye kadar yerimde bekledim. Nihâyet uyandılar. Akşam sütlerini içtiler. Allah’ım! Eğer ben şu yaptığımı Senin rızân için yapmışsam, şu kayadan dolayı düştüğümüz sıkıntıyı gideriver’ dedi.

“Kaya gerçekten biraz açıldı. Fakat çıkmaları için yeterli değildi. Diğeri: ‘Allah’ım! Benim amcamın bir kızı vardı. O bana insanların en sevimlisi idi. Onu çok şiddetli seviyor ve arzû ediyordum. Bir kıtlık senesinde o bana geldi. Kendisini bana teslim etmesi karşılığında ona yüz yirmi altın vereceğimi söyledim. İsteğimi kabul etti. Fakat tam murâdıma ereceğim zamanda, ‘Allah’tan kork!’ dedi. Onu çok sevdiğim ve arzûladığım halde bıraktım. Altınları da ona bıraktım. Yâ Rab! Eğer ben bunu sırf Senin rızân için yapmışsam içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider’ dedi.

“Kaya gerçekten biraz daha açıldı. Fakat o aralıktan dışarıya çıkmaya imkân bulamıyorlardı. Üçüncüsü şöyle yalvardı: ‘Allah’ım! Ben bir takım ameleler kiralamıştım. Birisi hâriç diğerlerinin ücretlerini kendilerine verdim. O kişi hakkını almadan bırakıp gitti. Ben de onun parasını onun namına çalıştırıp çoğalttım. O kadar ki, çok mal meydana geldi. Bir zaman sonra adam geldi ve: ‘Ey Allah’ın kulu, bana ücretimi ver!’ dedi.

“Ben de vadiyi göstererek: ‘Şu gördüğün deve, sığır, koyun ve hizmetçi… hepsi senindir’ dedim. Adam: ‘Ey Allah’ın kulu, benimle eğlenme’ dedi. Ben: ‘Seninle alay etmiyorum’ dedim. Bunun üzerine malların hepsini alıp, götürdü gitti. Onlardan hiçbir şey bırakmadı. Allah’ım! Eğer ben yaptığımı sırf Senin rızân için yapmışsam, bulunduğumuz şu sıkıntıyı bizden gider’ dedi.

“Nihâyet kaya tamamen açıldı ve mağaradan yürüyerek çıktılar.”4

Dipnotlar:
1- A’râf Sûresi: 156
2- Buhârî, Tevhîd, 15
3- R. Sâlihîn, 420
4- R. Sâlihîn, 12

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Bedduâ ve ölüm
3.538
 İsim vermeyen okuyucumuz: “Babam ağabeyime bedduâ etti. Ağabeyim de bir hafta sonra gölette boğuldu. Babam şimdi bundan kendisini sorumlu tutuyor. Bundan şimdi çok rahatsız! Ne yapması lazım?” 1- Ö...
Kimlere vefalı olmalıyız?
408
Necati Bey: “Vefa nedir? Kimlere vefalı olmamız gerekiyor? Vefasız olmanın bedeli ve günahı var mıdır?”   Vefa, sözlükte sözünde durmak, sözünü yerine getirmek, sözünü tutmak, borcu ödemek, dos...
Ben günahkârım!
651
“Ben karanlıklı koridorlarda yolumu kaybetmiş bir insanım. Dört beş sene önce bir büyük günah işledim. İki senedir düzenli namaz kılıyorum. Geçen sene nurları tanıdım. Sizin neşriyatlarınıza aboneyim....
Sahabe günah işler mi?
834
İstanbul’dan Yılmaz Erdoğan: “Maiz hadisi çerçevesinde sahabe-i kiramı günahtan nasıl tenzih edeceğiz?” MAİZ HADİSİ NEDİR? Maiz bin Malik (ra) ashab-ı kiramdandır. Bir günah işlemiş; ardından pişm...
Duâ ve nezaket herkese lâzım
1.010
Kandıra’dan okuyucumuz: “Bir Hıristiyan’a yaptığı iyiliklerden dolayı ‘Allah râzı olsun’ denir mi?” Hıristiyan Allah’ın kulu değil mi? Allah dilerse pekâla onu da hidayet dairesine alabilir. Bir ...
Günahların bağışlanması ve duâların kabulü
1.865
“Peygamber Efendimiz (asm), ‘Kim Ramazan ayını Allah’tan sevap umarak tutarsa geçmiş günahları affolur” buyuruyor. Böyle müjdeler başka amellerde de var. Meselâ Ramazan gecelerinde namaz kılanın veya ...
Kazanç peşinde iken ölmek
490
Helal rumuzlu okuyucumuz: “Mal uğrunda ölmek kişiye bir manevî mertebe mi kazandırır, yoksa günah mı kazandırır?” Mal Uğrunda Öldürülen Şehittir Hak edilmiş bir mal ile, hak edilmemiş bir mal arasın...
Vasiyet ve miras üzerine
8.835
Ömer F. Arı: “ İslâm’da vasiyetin hükmü nedir? Müslüman’ın vasiyet hususunda ne yapması gerekir? İki erkek evlâdı bulunan bir baba, malını eşit mi paylaştırmak zorundadır? Evlâtlarının durumu iyi ise ...
Molla Cami ve Ashab-ı Kehf’in köpeği
829
Gazi Üniversitesi Ceza Hukuku Profesörü Sayın İzzet Özgenç: “Ya Resulallah (asm)! Ne olaydı Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi, senin ashabının arasında ben de Cennete gitseydim! O köpeğin Cennete, benim Ceh...
Namaz konusunda zorlanmak
2.079
Tuncay Aksaç: “Eşim namaza niyetlenirken çok zorlanıyor, çok istemesine rağmen namazını çok zaman kılamıyor. Kur’ân okurken sıkıntı yaşıyor.” Başta kendimiz olmak üzere, aile efradımızın ve ço...
Mahşerde sevap ve günah tartılması
7.233
İsmini belirtmeyen bir okuyucumuz: “Mahşer günü günahların bedelleri nasıl ödenecek? Sevaplar nasıl insanı kurtaracak? Mahşer gününde halimiz ne olacak?” Dilerseniz Mahşer günü hakkında sözü, hiç...
Esma zikrinde dikkat edeceklerimiz
857
Cafer Bey: “Belirli istekler için belirli adetlerle esmayı zikredince istediğin şey oluyormuş gibi bir inanç var. Bu inancın dinde yeri nedir?” ALLAH’I ANMAK FARZDIR Öncelikle şunu ifade edelim: A...
Mal nasıl arınır ve arındırır?
551
İzmir’den okuyucumuz: “‘Zekât malı arındırır’ ifadesini açıklar mısınız? Nasıl arındırır? Bir alın teri ürününden ibaret olan helâl malın kirleri nelerdir ki, zekâtla arınmış olsun?”   Alın...
Duâ ile muska arasında ne fark vardır?
3.119
İran Tebriz’den Roghaye Hattari: “Duâ ile muska arasında ne fark vardır?” Duâ kalplerin sadece Allah’a açılması ve kişinin her derdini sadece Allah’a arz etmesidir. Bu, kalp ile veya dil ile yapılabi...
İnsan günahının affedildiğini bilir mi?
3.229
Mustafa Bey: “Tövbe eden insan affedildiğini bilir mi?” Sınırsız Af Vardır; Fakat… Cenâb-ı Allah genel affını Kur’ân’da ilân etmiştir. Buyurmuştur ki: “Ey kendilerine haksızlık edip ölçüyü aşan ku...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir