Gramer âlimi Halil bin Ahmed

Çorum Osmancık’tan Mustafa Derindere: “Kur’ân’a ilk işaretler koyan Halil bin Ahmed’i tanıtır mısınız?”

HAREKETE DUYULAN İHTİYAÇ

Kur’ân indiği günlerde Arapça dili yüz yılların getirdiği birikimle edebiyatta ve şiirde üstün bir yere kavuşmuş bulu- nuyordu. Fakat yazı dilinde hareke ve işaret bulunmamaktaydı. Araplar harekesiz ve işaretsiz biçimde yazarlar ve yazılanı okurlardı. Arap diline hâkim sahabeler Kur’ân âyetlerini nazil olur olmaz yazıya ihtiyaç duymadan ezberlerlerdi. Vahiy kâtipleri de âyetleri harekesiz ve işaretsiz yazarlardı. Kur’ân âyetleri son derece beliğ ve mu’cize bir üslûpla geldiğinden Arap dilini iyi bilenler tarafından düzgün okunması ve hıfzedilmesi zor olmazdı.

Fakat daha ilk asırda İslâm dini Arap milletinin dışına taşmış, Arapça bilmeyen birçok insan da Kur’ân’ı okuyup yazmaya ve ezberlemeye başlamışlardı. Ancak işaretsiz ve harekesiz bir Arapça yazıyı Arap olmayanların düzgünce okuyup yazması neredeyse imkânsızdı.

KUR’ÂN’I DÜZGÜN OKUMAM İÇİN

Hazret-i Ömer (ra) zamanında iki kapak arasında toplanan, Hazret-i Osman (ra) zamanında da çoğaltılıp İslâm beldelerine gönderilen Kur’ân nüshalarında âyetler harekesiz ve işaretsizdi. Fakat Kur’ân okumalarını yanlıştan korumak ve dil hatalarını sıfıra indirmek için yeni bir dil ve yazı çalışmasına acilen ihtiyaç vardı. Bu yönde Ebü’I-Esved ed-Düeli (ö. 69/688), Nasr b. Asım el-Leysl ve Yahya b. Ya’mer gibi zatlar daha önce bazı çalışmalar yapmışlarsa da, yazının ıslâhı konusunda Halil bin Ahmed’in hizmeti büyük ve kapsamlı olmuştur.

Önceleri benzer harflerin ayrılması için konan noktalarla hareke mahiyetindeki işaretler, metne ilâve kabul edilip karışıklığa yol açar endişesiyle farklı renkte mürekkeple yazıldı ve bu işaretler ana metinden daima uzak tutuldu. Ana metin Hazret-i Osman (ra) nüshalarından okunarak geldi.

Ancak ana metnin, onu ezbere bilmeyenler tarafından doğru okunması için işaret ve harekelerle yazılması şiddetli bir ihtiyaç haline gelmişti. Malik bin Enes’in Kur’ân âyetlerinin noktalanmasına ve harekelenmesine cevaz vermesiyle, Halil bin Ahmed’in yaptığı ilmî çalışmayı Kur’ân’a tatbik etmesi bu ihtiyaca cevap oldu.

Halil bin Ahmed, geliştirdiği yazı ve imlâ sistemiyle Kur’ân’ı düzgün okuma konusunda yaşanan zorlukları bertaraf etti. Ebü’I-Esved’in koyduğu yuvarlak noktalardan ibaret ilk harekeler yerine yatık elif, vav ve uzatılmış ya harflerinin küçük şekillerinden bugünkü fetha, zamme ve kesreyi buldu. İmlâ işaretleri için de bazı kelimelerin remzi mahiyetinde olmak üzere yine küçük ve kısaltılmış harfleri kullandı.1

KISA BİYOGRAFİSİ

Halil bin Ahmed hicretin 100. yılında Umman’da doğdu, Basra’da yetişti. Hemen bütün ömrü Basra’da geçti ve 175 yılında Basra’da vefat etti.

İslâm tarihinin yetiştirdiği müstesna bir dil âlimidir. Çok yönlü bir ilim adamıdır. Gramer, lügat, aruz ve musıkî alanlarında ilk defa ilmî usûller getirdi.

Basra’da babasından kalma bir bahçenin geliri ile yaşar, kamıştan yapılmış basit ve mütevazı bir evde otururdu. İlimden başka hiçbir şeye değer vermedi. Talebeleri ondan öğrendikleri ilim sayesinde servet ve mevki sahibi oldular.2

Müstesna bir zekâya sahipti. Sahabeden sonra Arap dili ve edebiyatını daha iyi bilen bir kimsenin gelmediği söylenmiştir. Hemen bütün âlimler Halil bin Ahmed’in gramer ve imlâ metotlarından faydalanmıştır.3

Meşgul olduğu işe akıl ve zekâsı ile çok yoğunlaşırdı. Hatta ölümü böyle bir yoğunlaşma neticesinde vaki olmuştur. Alış veriş yapan kişinin aldanmasını önleyecek bir hesaplama formülü üzerinde düşünürken başını bir sütuna çarpıyor, yere düşüyor. Ve bu düşüş onun ölümüne sebep oluyor. Rahmetullahi aleyh.

BAŞLICA ESERLERİ

1. Naktü’l-Mesahif. Kitabü’n-Nakt ve’ş-şekl. Kur’ân-ı Kerîm’in harekelenmesi ve noktalanmasına dair ilmî usûllerdir.

2. Lugat. Kitabü’l-’Ayn. Arap dili sahasında telif edilen şekil ve muhteva bakımından orijinal bir eserdir. Kelimelerin köklerine inerek ilk defa alfabetik bir harf dizisi uygulamıştır.

Dipnotlar:
1- Diyanet İslâm Ans. XI, 41.
2- Suyuti, El-Müzhir, 1/80, 81.
3- İbn Hallikan, II, 245.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Kur’ân’da şifa âyetleri
55.866
Burcu Hanım: “Kur’ân’da şifa âyetleri hangileridir? Bu âyetlerin hükmüyle ilgili bir uygulama tarzı var mı?”   İnsanın hastalandığında şifa için sebeplere müracaat etmesi, bu çerçevede tıbbın t...
Alim mi, zalimde mi?
724
Balıkesir/Edincik’ten Ali Karakaş: “‘Bazen âlimden zalim, zalimden âlim doğar’ sözünü açıklar mısınız? Bu nasıl olur? Kabahat âlimde mi, zalimde mi?”   İlim de, zulüm de doğuştan getirilmez...
Kur´ân´ı gözüyle takip etmek, okumak sayılır mı?
4.248
S. Ö. Rumuzlu okuyucumuz: “Kur’ân’ı gözüyle takip etmek, okumak sayılır mı?”   Kur’ân Allah kelâmıdır. Her türlü okuma ve mütalâa şekliyle istifâde etmek ve feyiz almak mümkündür. Kur’ân’a h...
Kur´ân´da varlıkların dili
508
“Kur’ân’da, diğer meyveler yanında üzüm ve hurmadan ismen bahsedilmesinin ne gibi hikmetleri vardır?”   Kur’ân varlıklardan, varlıkların zâtları ve mahâretleri için bahsetmez, yani varlıkla...
Dilimiz ve fiillerimiz
346
Mikail Demir: “Yaratmak kelimesinin kullar için kullanımının sakıncası var mı? Bilgi verir misiniz?”   Günlük konuşmalarımızda seçtiğimiz kelimelerin ruh ve ahlâk dünyamızı olumlu veya olu...
Güçlerimizin kumandanı: Kalp
823
Hamdi Göcek: İman için, “dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik” ettik deriz. Neden akıl ile tasdik değil? Kalbin tasdik ettiğini niye akıl tasdik etmiyor? Kalp ile akıl arasında ne fark vardır?”  ...
Bediüzzaman’ın soru sormaması ne anlama geliyor?
1.321
Hüseyin Bey: “Bediüzzaman rüyada Peygamberimizi görüyor ve O’ndan ilm-i Kur’ân talep ediyor. Peygamberimiz; “Sana Kur’an ilmi verilecek, ancak ümmetimden sual sormamak şartıyla.” buyuruyor. Verilecek ...
Eline, diline sahip olmak
649
Ali Bey: “Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Ama karşılık vermeyince de halk arasında hiç de hoş olmayan tabirler ku...
Dua Âyetlerini Okumak
965
Bayan okuyucumuz: “Evrad, ezkar, cevşen ve delail gibi metinlerde âyetler var. Kadınlar muayyen günlerde okuyabilirler mi? Keza muayyen günlerde Arapçası olmayan Kur’ân meali, Yasinsiz Cevşen okunur m...
Haddi aşmayalım; adaletten taşmayalım
537
Ali Bey: “Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Karşılık vermeyince de halk arasında hiç de hoş olmayan tabirler kullan...
İstiâze cümlesi
546
İlknur Hanım: “Eûzü çekerken bazı yerde “Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’şşeytânirracîm” diyorlar. Buradaki farklılık ve ilâve nereden kaynaklanıyor?” Kur’ân’dan bir sûre veya âyet okumaya başlarke...
Dili peltek birisi namazda kıraati nasıl yapar?
1.245
Eyüp Bey: “Dili peltek birisi namazda kıraati nasıl yapar? Eksik okuma ile namazı sahih olur mu? Olmadı diye vesvese konusu yapılır mı?”   Dilin peltekliği bir özürdür. Özür sahipleri ise, ...
Tecvit nedir, nasıl ortaya çıkmıştır?
1.068
Murat Gül: 1)Tecvidin tanımı nedir? Tecvid kuralları sadece Kur’ân okurken mi geçerlidir yoksa Cevşen, salâvat veyahut başka bir duayı okurken de uygulanır mı? Tecvitsiz Kur’ân okuyanların okumaları b...
Ekrandan dinlemekle mukabele olur mu?
653
Rıdvan Bey: “Kur’ân’ı seri okuyan olmayınca radyodan, teypten, bilgisayardan veya MP3’’ten açıp onu takip ederek hatmedince hatim ve mukabele sayılır mı?”   Hiç şüphesiz makbul olan, mukabele...
Kur’ân’ın değiştirilmediğini nasıl anlarız?
2.597
Kaan Bey: “Kur’ân’ın değiştirilmediğini nasıl anlarız?”   ARAŞTIRIP SORUŞTURALIM Kur’ân’ın indiği günden bu güne 1400 küsur yıl geçmiştir. Bu kadar yıl içinde Kur’ân’ın bozulup bozulmadığı...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir