Necati Bey: “Günümüzde bazı evlilikler maddî durumu zayıf olanlar için sanki kâbus gibi. Nice mütedeyyin gençlerin çaresiz kaldıklarını görmekteyiz. Evlilik sadece eşya ve ev almak mıdır? En azından aile büyükleri bu konuda biraz kolaylık sağlamaları gerekmez mi?”


Kur’ân, “İçinizden bekâr olanları ve köle ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Onlar fakir iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah’ın lütfu geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir. Evlenmeye imkân bulamayanlar da, Allah onları lütfuyla zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar.”1 buyuruyor.
Görülüyor ki, evliliğe kolaylık sağlamak Allah’ın emridir. Öyleyse, fakirlik evlenmeye engel değildir. Çünkü Allah’ın lütfu geniştir. Allah onları lütfuyla zenginleştiricidir. Halk arasında gezen, “Allah evlenenlere ve ev yapanlara yardım eder.” sözü kaynağını bu âyetten alıyor.
Öyleyse biz mü’minler gereksiz masraflar çıkararak, gençlerimizi evlendirmekten uzak durmamalıyız. İmkân yoksa veya kısıtlı ise, gereksiz masrafları kısmasını bilmeliyiz. İmkânımız varsa, kız tarafı oğlan tarafı demeden yardımcı olmasını bilmeliyiz. Yaptığımız yardımı ve sağladığımız kolaylığı da gün gelip başa kakıcı olmamalıyız.
Günümüzde maalesef evlenmeyi geciktirmekten başka bir işe yaramayan lüks ve gereksiz harcama kalemleri artmış, kızın özlük hakkı olan mehir de arada boğulmuş ve işe yaramayacak derecede budanmış bulunmaktadır. Lüks tüketimi arttırmak, bunun için evliliği geciktirmek günah olduğu gibi, imkân varken kızın gerektiği gibi mehir almasına özen göstermemek de günahtır. İmkân yoksa buna sözümüz olamaz. İmkân yoksa kızın mehrini hafifleştirmeli, oğlan da kıza sahip çıkmalı, ileride ufak tefek geçimsizlikleri boşanma sebebi saymamalıdır. Salon takımı, yatak odası takımı, mobilyası, bulaşık makinesi, düğün salonu parası, kuaför parası, fotoğraf parası… vs. gibi sıkı bir görenek prensibi haline gelmiş öyle kalemler var ki, Allah katında hiçbir değeri yoktur. Allah katında hiçbir değeri olmayan kalemler yüzünden gençlerin evlilikleri geciktiriliyorsa, gençler veya aileler bu yüzden yok veya eksik diye yargılanıyor ve kınanıyorsa, hem gençlere, hem ailelere, hem de görevsiz yargıçlara yazık olmuyor mu?   
Gençlere yazık oluyor; beş para etmeyen kalemler yüzünden evlenme tarihini ha bire geciktiriyorlar ve günaha itiliyorlar.
Ailelere yazık oluyor; ellerindeki dişlerinden tırnaklarından artırarak güç belâ oluşturdukları imkânları görenek belâsına çar çur ediyorlar. Çocuklarının istikballeri için elle tutulur bir harcama yapmaktan geri kalıyorlar. Yok yere borçlanıyorlar. Ve yıllarca bu borcu sırtlarının bir kamburu olarak taşıyorlar. Mobilyalar eskiyor, borçlar hâlâ tükenmiyor.
Görevsiz yargıçlara yazık oluyor; bir yığın insanın günahını zayıf omuzlarına yükleniyorlar. Allah’ın adaletinin, “Eden bulur” prensibi ya da “Gülme komşuna, gelir başına” ilkesi gereği, günün birinde kendileri de aynı belâya düşüyorlar. Onlar da yargılanıyor, onlar da kınanıyor, onlar da başka insanları günaha sürüklüyor.
Oysa evlilikle ilgili olarak yapılması gereken, kızın hakkı olan mehrin dışındaki gider kalemlerini çok iyi tutmak ve gereksiz giderler yüzünden gençlerin evlilik yolunu kesmemektir. İmkân varsa mehri yüklü tutmak, imkân yoksa veya kısıtlı ise de ayağını yorganına göre uzatıp, evliliği geciktirmemektir. Aile büyükleri bu konuda zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı, kınayıcı değil, yara sarıcı, problem oluşturucu değil, problem çözücü olmalılar.

DUÂ

Ey Hami-i Kerim! Bizi dünyada ve âhirette darda bırakma, zorda bırakma! Her darlığımızda, her zorluğumuzda, her sıkıntımızda bize yardım et! Bizi yardımsız, bizi inâyetsiz, bizi rahmetsiz, bizi çaresiz bırakma! Bizi, dünyanın en izzetli derdi ve en şerefli dâvâsı olan Senin yüce dînine yardım eden kullarından eyle! İslâm’a ve Müslümanlara yardım eyle! Âmîn.

Dipnot:

1- Nur Sûresi: 32,33