Ev sahibi-misafir ilişkileri

Samsun Vezirköprü’den Nahit Bey: “Ahzab Suresi 55. âyeti açıklar mısınız? Bu âyette geçen perde ne demektir? Sosyal hayatta nasıl uygulanacak? Bu perde eş olabilir mi?”

Bahsettiğiniz perde Ahzab Suresinin 55. âyetinde değil, 53. âyetinde geçmektedir. Söz konusu âyetin meâli şöyledir: “Ey iman edenler! Siz, bir yemeğe çağırılmadıkça, zamanını gözetmeksizin, Peygamber’in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber’i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah’ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah)tır.”1

Bu âyet, Hazret-i Peygamberin (asm) mübarek hane-i saadetlerine girmeyi düzenliyor. Mü’minlerin Peygamber Efendimizin (asm) hane-i saadetlerine çağrılmadan gitmemelerini, yemek veya başka bir sebeple çağrılmışlarsa da, yemek veya çağrılma sebebi bitince hemen dağılmalarını, orada lafa dalarak Peygamber Efendimize (asm) eziyet vermemelerini hükme bağlıyor ve Peygamber Efendimizin (asm) uyarmasını beklememelerini, çünkü Peygamber Efendimizin (asm) uyarmaktan çekineceğini, kırmaktan korkacağını bildiriyor. Oysa Allah’ın hakkı söylemekten çekinmediğini haber veriyor.

Bu âyet hiç şüphesiz mü’minler açısından da, birbirlerinin evlerine girip çıkmayı düzenleyen İlâhî bir emir olarak algılanmalı ve bir güzel ahlâk prensibi halinde dem ve damarlara geçmiş bir emir olarak uygulanmalıdır. Bu İlâhî prensibe göre; mü’minler birbirlerinin evlerine yemek ve sair sebeplerle çağrıldıkları zaman mümkünse gitmeliler, fakat ev sahibini rencide edecek boyutta oturup kalmamalıdırlar. Eğer çay kahve içilecek, sohbet edilecekse, bu belirli bir saate kadar mümkündür. Fakat belirli bir saatten sonra kalmaya devam ederek ev sahibini rencide etmekten, eziyet vermekten kaçınmalıdır. Ev sahibi “Ee, haydi artık gidin” diye uyarmayabilir, uyarmaktan çekinebilir. Çünkü insan mükerremdir; kerem ve kerâmet sahibidir. Böyle bir uyarı insanın fıtratında bulunan mükerremliğe uygun düşmez. Bu açıdan insan kolay uyaramaz.

OKU:   İcmâ, istişâre ve yönetim sorumluluğu

Bu meseleyi temsil yoluyla da anlatır halkımız. Şöyle ki: Misafir, akşam oturmaya geldiği evden bir türlü kalkmamış. Ev sahibi elbette rahatsız. Ama bir şey diyemiyor, çekiniyor. Türlü türlü laf üretmiş içinden. Ne söylesem de kırmadan göndermeyi sağlasam diye. Bu arada vakit bir hayli ilerlemiş. Misafirde hâlâ kalkıp gitme emaresi yok. Nihayet ileri bir saat olunca ev sahibi, ‘Buldum’ diyerek kırmadan söyleyeceği sözü patlatmış: “Siz şimdi eve dönünce ne yapacaksınız?” demiş. Misafir: “Yatacağız” diye cevap verince, ev sahibi: “Siz giderseniz biz de yatacağız” deyivermiş.

Tabiî misafirin ne zaman kalktığı bilinmez.

Ev sahibine bu temsilde olduğu gibi sıkıntı vermemelidir. Bu âyetten bunu çıkarıyoruz. Bir diğer husus ise perde meselesidir. Ev sahibinin eşinden bir şey istenirken perde arkasından istenecektir. Bu, hem isteyenin kalbinin, hem de istenenin kalbinin temiz kalması için daha uygun bir davranıştır.

Bu âyet, eşli misafirin, eşli ev sahibi ile eşleriyle birlikte aynı odada oturmalarını yasaklıyor mu? Buna bakalım:

1- Bir defa âyet perdeyi söz konusu ettiğine göre, mümkünse ayrı odalarda oturmayı özendiriyor.

2- Kimlerin aynı odada oturabileceği, 55. âyette düzenleniyor. Âyet şöyledir: “Onların üzerlerine bir vebal yoktur, ne babalarında ve ne oğullarında ve ne kardeşlerinde ve ne kardeşlerinin oğullarında ve ne kız kardeşlerinin oğullarında ve ne kendi kadınlarında ve ne de ellerinin malik olduklarında. (Bunlar ile görüşebilirler.) Allah’tan korkun. Şüphe yok ki, Allah her şey üzerine bir şahittir.”2

OKU:   Van ve Ercişli çocuklar için

Bu âyete göre mü’min hanımlar, babalarıyla, oğullarıyla, erkek kardeşleriyle, erkek kardeşlerinin oğullarıyla, kız kardeşlerinin oğullarıyla, hizmetçi kadınlarla ve sair Müslüman kadınlarla aynı odada oturabilirler.

Eş, perde mânâsını taşır mı? Her yerde ve her zaman mutlak sûrette taşıdığını söyleyemesek de, bir dereceye kadar taşıyabilir. Çünkü iki tarafın da iffetleri kendi eşleriyle bir bütünlük arz ediyor.

Bununla beraber, eşli birlikte oturuşa izin var mı denirse, şöyle söylenebilir: Bununla ilgili açık bir yasak olmamakla beraber, âyete göre faziletli oturuşun, eşli de olsa mümkünse ayrı odalarda oturmak olduğu anlaşılıyor.

Dipnotlar:

1-Ahzab Sûresi: 53
2-Ahzab Sûresi: 55

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir