Kırşehir’den Hikmet Altan: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmayı emreden ve hadis diye bilinen söz gerçekten hadis midir? Hadis ise nasıl yorumlayabiliriz?”

DÜNYA- AHİRET DENGESİ AÇISINDAN

Bu sözün birinci kısmında hep bir İsrailiyat kokusu algılanır. Çünkü ‘hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışma’ söyleminde bir mübalâğa var gibidir.

Aynı sözün ikinci kısmında ise bir sıkıntı yoktur. Yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmayı, yani ölümü hiç gündemden çıkarmamayı dinimiz emrediyor.

Bu sözü düzgün bir tevil ile hadis metninden veya en azından kelâm-ı kibardan saymakta bir sıkıntı da gözükmüyor aslında. Şu şartla ki, sadece dünya vurgusu öne çıkarılmamalı, dünya ve ahiret dengesine vurgu yapılarak tevil edilmelidir. Bu söz doğrudan hadis değilse bile, âyet ve hadislerden muktebes olduğu söylenebilir. Ya da en azından âyet ve hadisler ile mana bütünlüğüne sahip olduğu söylenebilir.

Bu sözün, dünyaya hiç ölmeyecekmiş gibi sarılmayı emreder bir hali var gibi gözükmesi, Türkçenin kimi manaları ifade kabiliyetinin yetersizliğinden kaynaklanıyor da olabilir.

Diğer yandan hadisin ikinci yarısı ahirete çalışmayı özendiriyor ve yarın ölecekmiş gibi ahirete hazırlıklı olmayı emrediyor.

Bu sözü hadis olarak algılayıp, dünyayı ahiret için terk etmemeyi, ahireti de dünya için ihmal etmemeyi emrediyor diye anlamak, yani bir dünya-ahiret dengesi kurmamızı emrettiğini düşünmek mümkündür.

DÜNYADA DA, AHİRETTE DE İYİLİK İSTEMELİ

Şu âyetler dünya ve ahiret dengesini kurmamızı emrediyor: “İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, “Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver.” derler; böyle kimseler için ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, Ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle.’ derler.”1

Mal çokluğu dolayısıyla şımaran ve şükrü unutan Karun’a şu sözlerle nasihat edilmişti:

“Allah’ın sana verdiği servet ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma; Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et.”2

Şu hadisler de dünya ahiret dengesine işaret ediyor:

-“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.”3

-“Kendini hiç ölmeyecek zanneden kişinin çalışması gibi (dünya için) çalış, yarın öleceğini zanneden kişinin korkması gibi (günahlardan) kork.”4

-“Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.”5

RİSALE-İ NUR’DA DÜNYA AHİRET DENGESİ

Âyet ve hadislerin muhteşem bir teviller demeti olan Risale-i Nur’da konu ile ilgili muhtelif muvazeneler yer alıyor.

Bediüzzaman diyor ki:

-“Âhiret ve dünya muvazenesini muhafaza etmek ve her vakit havf ve recâ ortasında bulunmak maslahatı iktiza eder ki, her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun.”6

-“Dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir. Bâki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fâni umur-u dünyevîyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir.”7

-“İnsanlar, insana verilen cihazat-ı mâneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedî kalacak gibi gafilâne davransa, ahlâk-ı rezileye ve israfat ve abesiyete medar olur. Eğer hafiflerini dünya umuruna ve şiddetlilerini vezâif-i uhrevîyeye ve mânevîyeye sarf etse, ahlâk-ı hamîdeye menşe, hikmet ve hakikate muvafık olarak saadet-i dâreyne medar olur.”8

Dipnotlar:
1- Bakara Sûresi: 2/200-202.
2- Kasas Suresi: 28/77.
3- Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201.
4- Münavi. Feyzü’l-Kadir, II/12; Kenzü’l-Ummal, III/40, hn: 5379.
5- Kenzü’l-Ummal, III/238, hn: 6336.
6- Sözler, s. 309.
7- Mektubat, s. 37.
8- Mektubat, s. 37.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Kâfir çocukları ölünce toprak mı olacak?
4.256
İstanbul’dan Yılmaz Günaydın: “Bulûğ çağına gelmeden ölen kâfir çocukları toprak mı olacak?”KÂFİR ÇOCUKLARININ DURUMUKâfirlerin bulûğ çağına ermeden vefat eden çocuklarının toprak olacağı ha...
Büyük duruşmada kul hakkı
2.284
Cemil Bey: “1. Hayvanlar akıl ve şuur sahibi olmadıklarına göre, akıl sahibi olmayan hayvanların mahşerde insanlar gibi hesapları görülecek mi? 2. İnsanlardan mecnun olanlar hesaba çekilecekler mi? 3....
Ahirette kimler kurtulur?
1.714
İbrahim Aydın: “İnsan ameli ve ibadeti ile mi, yoksa Allah’ın fazlı ile mi Cennete girer? Kastamonu Lâhikası s. 79’da işlenen 1. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerden necata nail olacaklar Arasat’t...
Ahirete inanan ehl-i kitab ve inanıp amel etmeyen ehl-i iman...
1.599
Zülfikar Balpetek: “Ahirete inanan ehl-i kitabın ve inanıp amel etmeyen ehl-i imanın durumu ne olacak? BÜTÜN İNSANLIK TÖVBEYE DAVETLİDİRAllah’ın affından başka sığınacak kapımız var mı? Dileyelim...
Dünya nimetleri Cennette vardır
2.279
Mustafa Bey: *“Âhirette uyku var mıdır?”Uyku Cenâb-ı Hakkın büyük nimetlerindendir. Uyku ile dinleniyoruz, günün streslerinden ve gerginliklerinden kurtuluyoruz, yeni bir güç kazanıyoruz ve yeni...
İdam-ı ebedî ve Cehennem azabı
1.447
Fikret Bey: “Asâ-yı Musa’da, sefahet, haram, itikatsızlık ve fıskta devam edenlerin, tevbe etmemesi hâlinde ya îdâm-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya dâimî ve karanlık haps-i münferid (beka-i ruha ...
Cennette elbise ve başörtüsü var mıdır?
5.307
İzmir’den Hatice Erden: “Cennette kıyafet nasıl olacaktır? Meselâ başörtüsü var mıdır?” Ahiret Yurdunda Elbiseler Ahirette sun’î elbiseler olmayacağı açıktır. İnsan sun’î elbiselerden çıplak ve ürya...
Kâfirler âhirette Rab´lerini bilirler mi?
2.190
İstanbul’dan rumuzlu okuyucumuz: *“Kâfirler âhirette ‘Rabb’in’ diyorlar. Acaba Rabb’i tanımadıklarından mı, yoksa Allah onların ‘Rabb’im’ demesini istemediği için mi?”İnkâr veya îmânla imtihan o...
Kâfir âhirette marifet sahibi midir?
772
 İstanbul’dan okuyucumuz: “Kâfirler âhirette ‘Rabbin’ diyorlar. Acaba Rabbi tanımadıklarından mı, yoksa Allah onların ‘Rabbim’ demesini istemediği için mi? Âhirette kâfirde marifetullah var mıdır?” ...
Cennet, insanın hicranına cevaptır
684
Merve Hanım: “Mesnevî-i Nûriye’de 206. Sayfada geçen şu cümleyi izah eder misiniz: ‘Sen bazı vecihlerden fenaya gittiğin zaman Hâlık-ı Rahman-ı Rahim’in ilminde, meşhudunda, malûmunda baki kalmaklığın...