Duâya çağrı

Kenan Bal: “Mevlânâ Halid-i Bağdadî Hazretleri zamanında taun salgını olmuş. Bu zat şu salâvatı namazlardan sonra 3’er kez okunmasını tavsiye etmiştir. “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi küllî dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesîra.” Bulaşıcı hastalıklardan korunmada tecrübe edilmiştir. Şimdi de duâ niyetine okunabilir mi?”

ŞİMDİ DUÂ ZAMANI   

Her ibadetin bir vakti olduğu gibi, duâların da bir vakti vardır. Hastalıktan şifa bulma, musîbetten mahfuz kalma, dertten deva bulma gibi istek ve duâların her birinin muayyen zamanı vardır. Her zaman duâ yapılabilir. Ama vaktinde yapılırsa daha bir ihlâsla ve daha bir ıztırarla yapılır. Ve kabule de daha karin olur.

Koronavirüs belâsının dünyanın başına tebelleş olduğu şu günlerde, bu nevi duânın da vakti girmiş bulunmaktadır.

Duâ deyince illa da Arapça veya Türkçe tesirli bir duâ metni arıyoruz. Bulduğumuzda dünyaya ait bütün faydaları ona yıkarak, okuyoruz ve onunla duâ ediyoruz. Duâ metni bulamadığımızda duâdan vazgeçiyoruz. Kalbimizin safi sızlanışlarından istifade etmiyoruz

Aslında duâyı kalpçe yapmalıdır. Kalbin dilinden… Kabule karin duâ kalbin dilinden yapılan duâdır. Bulduğumuz tesirli duâyı kalbin diline verebildiğimiz ölçüde kabule karin oluyor. Veremediğimizde dünyevî menfaatler ön plana geçiyor ve duâmız kabulden uzaklaşıyor.

OKU:   Mezar taşlarına resim koymak caiz midir?

Hazret-i Musa ile çoban hikâyesini hep hatırlarım. Hani çoban koyunlarını otlatırken bir ağaca yaslanmış, duâ ediyor: “Ey Rabbim! Gel şu dizlerime yat, saçını tarayayım…” derken Hazret-i Musa işitiyor ve, “Böyle duâ mı olur çoban? Sen Allah’a şirk koşuyorsun!” diye çobanı azarlıyor. Ama Cenab-ı Allah da, “Ben kulumun kalbinin doğruluğuna bakıyorum, dilinin yanlışına değil!” diye vahy ediyor ve Hazret-i Musa’yı azarlıyor.

ALLAH KALBİMİZE BAKIYOR  

Hangi duâ daha tesirli, hastalığa yakalanınca nasıl duâ edilir, şifa duâsı nedir, musîbete uğrayana ne duâ tavsiye edersiniz?

Biz ezber metin arıyoruz. Gözyaşsız, huşusuz, ıztırarsız, ıztırapsız, gamsız… -Sizi tenzih ediyorum- Elimizi açacağız, bu hazır lokmadan yapacağız. Ve derdimize deva gelecek!

Gelmediğinde, duâ metnini sorgulayacağız. Duâdan soğuyacağız. Bu olmadı, başka bir duâ ver… Daha fenası, Cenab-ı Allah’ı sorgulayacağız. Ve belki Allah’a küseceğiz.

Oysa, hayır. Duâ Cenab-ı Allah ile pazarlığa girmek değildir. Belirli kalıplar üzerinden Cenab-ı Allah’a yaklaşmak değildir.

Cenab-ı Allah kalbimize bakıyor. Bizim dilimizin ne dediğinden çok, kalbimizin nasıl çarptığına bakıyor. Kulluğumuzu nasıl fark ettiğimize nazar ediyor. Kusurumuzu nasıl itiraf ettiğimize dikkat ediyor. Zulmümüze ve cürmümüze nasıl pişman olduğumuzu görmek istiyor. Kendi Zat-ı Uluhiyetinden nasıl haşyet duyduğumuzu, nasıl korktuğumuzu, günahtan nasıl yüz çevirdiğimizi, zulmü nasıl terk ettiğimizi, samimiyetimizin ne denli içten olduğunu, yüreğimizin nasıl yerinden koptuğunu görmek istiyor.

OKU:   İnnâ ileyhi râciûn

İşte duâ bu duygularla örülmelidir. O –sürç-ü lisan etsek de, cümleleri yanlış kursak da- böyle duâyı kabul eder. Sürç-ü lisanımıza bakmıyor. Öyleyse duâ için en makbul dil, kendi kalbimizin dilidir. Kalbimizi açalım ve isteyelim.

TESİRLİ DUÂLARDAN İSTİFADE  

Evet, çoban kadar işin uzağında değiliz şükür. Orijinal duâlarımız vardır.

Meselâ hatırlattığınız bu salâvat, kuvvetli bir metindir. Resulullah’a (asm) salâvat getirirken, bu salâvatı şefaatçi edip, her türlü dertlerimize şifa ve deva talep etmeyi ihtiva eden bir metindir. Bu metin Bediüzzaman’ın tesbihatında da vardır. Namaz tesbihatlarını Bediüzzaman’ın usûlüne göre yaptığımızda bu ve buna benzer salâvatları yapmış oluyoruz. Salâvatlar duânın kabul olmasına kuvvetli vesilelerdir.

Kuvvetli metinlerle duâ edelim. Eyvallah!

Ama bu metinlere güvenip kalbimizin ıztırarla safî hüznünü ve safi dilini görmezsek duâmız tesirli olmaz. Bu metinleri yerinde kullanmazsak iş dünyevî menfaate döner. Bediüzzaman’ın da feryat ettiği gibi, dünyaya ait faydaları illet yaptığımızda, bu hasiyetli virtleri akim bırakmış oluruz. 1 Bu tehlikeye dikkat ederek, duâda kalbin dilini kullanmalıyız.

Dipnotlar:
1- Lem’alar, s. 229.

Benzer konuda makaleler:

OKU:   Zararların ahirette karşılığı var mı?

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir