Dövme üç dinde de sakıncalıdır

Salih Sütçüoğlu: “Dövmede bir artış eğilimi var. Dövmenin günah olmasının hikmetleri üzerinde durur musunuz? Bazı gençler peygamberlerden de dövme yaptıran olduğunu söylemişler. Bu meselenin doğrusu nedir?”

ÜÇ DİNDE DÖVME

Peygamberlerden dövme yaptıran olmamıştır tabii ki. Bu uydurmadır. Tavsiye edilen faziletli bir mesele olsa, eyvallah, peygamberlerde aramak bir mana ifade eder. Fakat İslam’ın tavsiye etmediği ve faziletli görmediği bir meseleyi diğer peygamberlerde aramaya çalışmak bile abesle iştigaldir. Bilakis eski kutsal metinlere bakılırsa dövmenin aleyhinde cümlelere rastlamak bile mümkündür.

Mesela Musevilikte Tora/Tevrat metinlerinde dövme sakıncalı bulunur. İncil’de açık bir hükme rastlanmamakla beraber, sakındırıcı cümleler bulmak mümkündür. Mesela İncil’de şu cümle gözden kaçmaz: “İmana dayanmayan her şey günahtır.”1 Kur’ân’da da kendine zarar vermenin, yaratılışı değiştirmeye çalışmanın, boş heveslerin sakındırıldığı âyetler vardır.

Aslında bir genç şu soruları kendine sorarsa doğru cevabı kendisi bulabilir: Niçin dövme yaptırmak istiyorum? Benim için ne kadar önemli? Yaptıracağım şekil imanımla ne ölçüde bağdaşıyor? Sağlık risklerine değer mi? Bedenimle gösteriş yapmak ya da gururlanmak imana uygun mudur? Bilerek ya da bilmeyerek yaptırdığım bazı simgeler beni yanlış eğilimlere sürükler mi? Arkadaş ve moda baskısına nereye kadar boyun eğmeliyim ve nerede “dur” demeliyim?

DÖVMENİN GÜNAH OLMASININ HİKMETLERİ

Doğrusu şu ki, vücudumuz bize Allah’ın eşsiz bir emanetidir. Bu emâneti, Sâni-i Zülcelâl’e, aldığımız gibi kusursuz ve noksansız teslim etmek, bizim fıtrat ve vicdan borcumuzdur. Üzerinde, fıtrat dışı ve keyfî olarak kalıcı tasarrufta bulunmaya yetkimiz olmadığı gibi, esasen buna izin de yoktur. Bu kabilden olarak, meselâ vücuda dövme yaptırmak, dişleri törpüleyip değiştirmek, yaratılışı değiştirmeye yönelik müdahalelerde bulunmak caiz değildir. Bizzat Peygamber Efendimiz (asm) tarafından yasaklanmıştır.2

Bu yasaklamanın, ilk bakışta görebildiğimiz hikmetlerine gelince:

1. Allah’ın yarattığı şekil üzerinde kalıcı tasarruflar yapılması bizzat Yaratıcı tarafından hoş karşılanmamaktadır. Fıtrattan olmayan hiçbir keyfî tasarrufa izin yoktur. Ancak, tıbbın ve sağlığın zorunlu kıldığı tasarruflar konumuzun dışındadır.

2. İnsan vücudu o kadar güzel, o kadar kusursuz ve o kadar üstün niteliklere sahiptir ki, hiçbir dış müdahalenin bu vücudu daha güzel, daha alımlı, daha cazip ve daha harika yapmasına imkân yoktur. Kur’ân bunu, “Rahmân’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bir bak; bir boşluk bulabilir misin?”3 Sorusuyla hatırlatır.

3. Cenab-ı Allah insan vücudunu, diğer bütün varlıkların vücutları yanında Cemal sıfatıyla tezyin etmiş, eşsiz bir güzellik ihsan buyurmuştur. Dövme bu güzelliğe güzellik katmamakta; bilakis vücudu tahrip etmekte, hazır letafetini ve güzelliğini bozmaktadır.

YALANCI BİR KARİZMA VERİYOR

4. Başlangıçta göze ve kulağa hoş gözüken bir müdahale, ileri yıllarda vücut için bir musibete dönüşebiliyor. Vücut, kabul etmediği bir müdahalenin acısını, müdahale sahibinden fazlasıyla çıkarabiliyor. Meselâ dövme yapılan bölgede toplanan ve dağılmayan kirli kanın, zamanla hiç de hesapta olmayan bir hastalığa dönüşmeyeceğini tıp garanti edemiyor.

5. Dövme İslâm toplumunun bir geleneği, örfü değil; yabancı kültürlerin bir örfüdür. Yabancı kültürlerin insan fıtratına uygun olmayan uygulamalarını taklittir. 6-Âlimler dövme yapılan yerde kan hapsedildiğinden, dövme yerinin necis olduğunu söylemişlerdir.

6. Dövme, vücut üzerinde ihtiyaç dışı, kalıcı izler bırakan, vücudu tahrif ve tahrip eden bir tasarruftur. İnsanın asaletine, ciddiyetine, dürüstlüğüne ve saygınlığına uygun değildir. İnsana olduğundan fazla, yalancı bir karizma veriyor. Yalancı bir gösteriş ve gurur veriyor.

7. Dövmenin bedene verdiği hasarı daha sonra tıbben gidermeye çalıştıkça hasar büyüyor. Tam bir musibete dönüşüyor. Çoğu zaman da kalıcı hasara sebep oluyor.

Dövme ile ilgili şu hususu bilmekte de yarar vardır: Dövme derinin dışına değil, içine yapılan bir muamele olduğundan, abdeste ve gusle mâni değildir. Çünkü abdestte ve gusülde farz olan, derinin dışını yıkamaktır.

Dipnotlar:
1- Romalılar 14.23.
2 -Buhârî, Libas, 85-87; Müslim, Libas, 119.
3 -Mülk Sûresi, 67/3.

 

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

“Sizden hiç biriniz namaz kılmadan önce kurban kesmesi...
9.951
Ankara’dan arayan M. Ö.: “Sizden hiç biriniz namaz kılmadan önce kurban kesmesin” hadisi ile anlatılmak istenen nedir? Bu hangi namazdır? Namaz kılmayan birisi kurban kesemez mi?”   Bu hadi...
Rahmet gazaba hâkimdir
943
 Hasan Bey: “Eğer Rabbimiz bizleri ibadet etmemiz için yaratmışsa neden ruhumuzu günaha girmeye sevk ettiren donanımlarla donatmıştır? Günah işliyor diye, gaflette diye insanların çoğunun yarısından f...
Bir Kur’ân kavramı: Tevbe-i nasûh
520
Muharrem Okur: “Tevbe-i Nasuh ne demektir? Nasıl bir kavramdır? Şartları nelerdir?”   GÜNAHI GÜNAH DİYE BIRAKMAK Tevbe-i Nasuh, Kur’ân’a ait bir kavramdır. Ciddî, halis ve safi olarak, hulû...
Sonradan günah olduğunu öğrendiklerimiz
6.237
Adana’dan okuyucumuz: “Hükmünü bilmediğimiz, sonradan günah olduğunu öğrendiğimiz bir işte sorumluluğumuz ne olur.” Hukukta bilmemek özür teşkil etmez. Suç işleyen cezasını çeker. Fakat Allah katınd...
Niyet, sevabı günaha ve günahı sevaba nasıl çevirir?
1.955
Abdullah Bey: *“Niyet sevabı günaha, günahı sevaba nasıl çevirir? Bunu örnekle açıklar mısınız?”   Niyet ile îmân birbirini doğuran, birbirini doğrulayan, birbirini gerekli kılan, birbirini t...
Cennet Allah´ın lütfu ve fazlı iledir
1.712
İsmail Can: “Risale-i Nur’da geçen ‘Allahü Teâlâ’nın Cennete koyması fazlından, Cehenneme koyması adaletindendir’ sözünü açıklar mısınız? Sevabı günahından fazla bir insanın Cehenneme gitmesi mümkün m...
Affın ve mağfiretin ince yolları
634
Kezban Hanım: “Tövbe ettiğimizde Allah’ın bizi affettiğini nasıl anlarız?” HEPİMİZ TÖVBEYE DÂVETLİYİZ 1- Bizi tövbe etmeye çağıran bizzat Cenâb-ı Hak’tır. İşte bazı âyetler: “Hepiniz Allah’a tö...
Baba bedduâsından sakınmalı
3.010
İlhan Bey: “Benim babam sağken bana bedduâ etti. O günden beri benim işim gücüm rast gitmiyor. Neye elimi atsam başarısız çıkıyorum. Babamın ettiği bedduâyı geri çevirmem için ne yapmalıyım? 63 yaşınd...
İmanın makbul olması an meselesidir
513
Antalya’dan okuyucumuz: “Genç yaşta vefat eden imansız veya günahkâr insanlar, ömrü uzun olanlarla kendilerini kıyaslayıp, ‘Birkaç sene daha yaşasaydık belki tövbe edecektik ve imana gelecektik’ desel...
Bir ceza, bin hikmet
407
Zonguldak’tan Önder Bostancı: “Recm hususu Kur’ân’da yok iken, Peygamber Efendimiz’in (asm) uygulamasında var. Bunun hikmeti nedir?”   Recm cezası Kur’ân’a girmemiş; ancak Peygamber Efendimiz...
Tövbede kararlı olmak
2.068
İzmir’den ‘Tövbekâr’ rumuzlu okuyucumuz: “Allah’a karşı küfür edenin tövbesi kabul olur mu? Gençken işlediğim bu günahtan dolayı çok pişmanım ve çok üzüntü içindeyim. Bu günahın kefâreti var mı? Lütfe...
Kurban kesemeyen kimse günahkâr olur mu?
1.138
Yılmaz Bey: “Gücü olmadığından dolayı kurban kesemeyen kimse günahkâr olur mu?” Kurban kesmek maddî yönden gücü olanlar için vacip, gücü olmayanlar için vacip değildir. Maddî imkâna ulaşamadığından...
Tövbemizin kabul edildiğini anlayabilir miyiz?
3.388
Bayan okuyucumuz: “Tövbemizin kabul edildiğini anlayabilir miyiz? Bu konuda sahabelerden örnek var mıdır?” HÜSN-Ü ZAN, BİLMEKTEN DAHA İYİDİR Eğer kalbimizde günahtan dolayı hüzün oluşmuşsa, üzüntü...
Günahlarımız ve tövbemiz
1.676
Özcan Bey: “Bazı kitaplarda Peygamber Efendimiz’in (asm), bazı günahlar zikrettiğini ve bu günahları işleyenler için ‘Allah’ın rahmetinden uzak kalmıştır’ veya ‘Allah lânet etmiştir’ gibi ifadeler kul...
Bazı malayâniyatın hükümleri
1.853
İzmir / Karşıyaka’dan Ahmet Tunay: “Şu hususların dini durumları nedir: Fal, büyü, sihir, tavla, iskambil, satranç, dövme.” FAL VE SİHİR Fal da, büyü de, sihir de haramdır. Çünkü her üçü de şi...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir