Mustafa Bey: “Deprem önceden bilinir mi? Allah’ın ilmi buna müsaade eder mi?”

İlim Allah’ın Müsaade ettiği kadar bilir.

Depremi önceden keşfetmek mi?
Bu zor iş!
Buna şimdiye kadar asr-ı hazır ilmi güç yetiremedi.
Bundan sonra yetirebilir mi, göreceğiz.
Dinî bir engel yok! Bunu keşfetmenin bir günahı veya bir sakıncası da yok!
Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle, Allah’ın müsaadesi çerçevesinde depremden birkaç saniye öncesine kadar sismik dalgalar tesbit edilebildi. Ama bu bir saate, bir güne, bir haftaya veya daha uzun zamana çıkar mı?
Zaman gösterecek. Dileyelim tesbiti mümkün olsun.
Çünkü en azından kısa sürede tedbir almak mümkün olmasa da, insanlar gafil yakalanmazlar.
Ama neticede, Allah’ın dediği olur.
Ve ilim, Allah’ın müsaade ettiği noktaya kadar gelir. Daha ileriye geçemez.

İLİM İÇİN İNANÇLI OLMAK BİR ZARURETTİR
Son yüzyılda Ateist felsefe din, inanç ve ilim dünyasını boş şüpheleriyle bir hayli sarstı. “Görmediğime, fiziki boyutu olmayana inanmam” felsefesi fizik ilminin de benimsediği bir bilimsel yaklaşım olarak lanse edildi.
İsviçre’de yapılmakta olan Cern deneyinden sonra ise fizikçilerin geldiği ortak nokta şu oldu: “Bilinen maddî boyutlu kâinat (fizik ilminin alanına giren evren), bütün âlemin sadece yüzde dördüdür. Âlemin yüzde doksan altısı fizik ilminin alanı dışında cereyan ediyor.”
Bediüzzaman fizikçilerin bu gün geldikleri noktaya yüz sene önce gelmişti.
Bakın ne diyor:

Vücud, Âlem-i Cismanîde Münhasır Değil
Vücudun hasra gelmez muhtelif enva’ını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehadet âleminde. Âlem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avalim üzerinde.”1
Daha sonra Sözler adlı eserinde şöyle yazdı: “Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş tenteneli bir perdedir.”2
Anlaşılıyor ki: Bilim dünyasının ‘her şeyi bilirimciliği’, hakikatlerin keşfiyle kırılıyor. Daha çok kırılacak.
Fayı, yer kabuğunu, yerin içyapısını, katmanlarını, çekirdeğini, sismik sinyalleri inceleyen jeoloji ilmi, fayın ne zaman kırılacağını bilemiyor. Tesadüf deyip işi bitiriyor.
Koca bir bilim dalı kör bir ateist anlayışa teslim!
Oysa şöyle teslim etmeli değil mi: Yüzde doksan altı tarafından, âlem-i melekût cihetinden emir geldiği zaman yapacak bir şey kalmıyor! Teslim olmaktan başka!
Bu emrin ne zaman verileceğini de Jeoloji ilmi kestiremiyor. Haddine de düşmüyor zaten.
Şu bir gerçek ki: İlim için ateist anlayış bir zül; inançlı olmak ise bir zarurettir.
Ve yine anlaşılıyor ki, ilmin de, depremin de fay hatları ancak doğru bir inançla yerine oturacaktır.


Dipnotlar:

1- Sözler, Lemaat, s. 698.
2- Sözler, s. 511.


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Deprem önceden bilinir mi?
934
Van’dan Mustafa Özmuş: “Deprem önceden bilinir mi? Buna Allah’ın ilmi müsaade eder mi?”ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR Depremi önceden keşfetmek mi? Bu zor iş! Buna şimdiye kadar asr-ı hazır ilmi güç yeti...
Tedbir ve deprem
611
Eskişehir’den Süleyman Akkın: “Deprem vesilesiyle düşündüm: Tedbir bizden, takdir Allah’tan; bu tamam. Fakat iki tedbir çatışırsa… Meselâ evimizi sıkı sıkıya kapayıp kilitlediğimiz bir zamanda deprem ...
İnsanlığın imtihanı: Haiti Depremi
576
Salih Sütçüoğlu: “Haiti depremini kaderin hükmü, rahmet ve İlâhî adalet açısından değerlendirir misiniz? Ölenlerin ve mağdur olanların ahirette durumu nedir?” Öncelikle bu büyük felâket nedeniyle Ha...
Belâları celbeden on beş cürüm
2.378
Mustafa Bey: “Câmiü’s-Sağîr’in 1. Cildinin 428 No’lu hadiste ümmetin başına geleceğinden haber verilen kızıl rüzgâr, yere batma ve suret değiştirme belâlarının mahiyetleri nelerdir?”ON BEŞ CÜRÜM...