Cennette eşlerin ebediyeti

Muzaffer Bey: “Bakara Sûresinin 25. âyetinin devamında “ve lehüm fîhâ ezvacun-mutahheratün ve hüm fîhâ hâlidûn” cümlesini Risaleler nasıl açıklıyor? Nasıl anlamalıyız?”

CENNETTE TEMİZLİK

Bahsettiğiniz âyetin meali şöyledir:

“İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”1

Bediüzzaman hazretleri bu ayeti muhtelif risalelerinde tefsir ediyor. Yirmi Sekizinci Söz olan Cennet Risalesi bu âyet zikredilerek başlıyor. Cennet Risalesi bu ayetin tefsiri hüviyetindedir. Keza İşaratü’l-İcaz’da bu ayetin genişçe tefsiri yapılmıştır. “Ve lehüm fîhâ ezvacun-mutahheratün” (Orada onlar için ter temiz eşler vardır) cümlesinin tefsirini Bediüzzaman aynen şöyle yapıyor: “Mesken ve me’kelden (yiyecek) sonra insanın en ziyade muhtaç olduğu, eşidir. Bu ihtiyacının Cennette temin edilmiş olduğuna, bu cümle ile işaret edilmiştir. Evet, insan, bir refikaya veya bir refike muhtaçtır ki, tarafeyn, aralarında, hayatlarına lazım olan şeyleri muavenet suretiyle yapabilsinler. Ve rahmetten neş’et eden muhabbet iktizasıyla, yekdiğerinin zahmetlerini tahfif etsinler. Ve gamlı, kederli zamanlarını, ferah ve sürura tebdil edebilsinler. Zaten dünyada insanların tam ünsiyeti, ancak refikasıyla olur.”2

CENNETTE EBEDİYET

Keza, “ve hüm fîhâ hâlidûn” (Onlar orada ebedi kalacaklardır) cümlesini Bediüzzaman aynen şöyle tefsir ediyor: “İnsan bir nimete veya bir lezzete mazhar olduğu zaman, en evvel fikrini bozan, vesvese veren, o nimetin veya o lezzetin devam edip etmeyeceği düşüncesidir. Bu vesveseli düşünceye mahal kalmamak üzere, Kur’an-ı Kerim, bu cümle ile onların ezvacıyla, lezaiziyle beraber Cennette aleddevam kalacaklarını tebşir etmekle, o kederli düşünceden kurtarmıştır.”3

OKU:   Kur’ân’da Her Şey Vahiy Ürünüdür

CENNETTE EŞLER

Bediüzzaman bu tefsirin devamında, ayetin kelimelerini tek tek ele alıyor. Bediüzzaman’a göre, ayette geçen “ezvac” (eşler)’den maksat hem Cennetteki dünya kadınları, hem de hur-i ıyn’lardır.4 Öyle ki, her ikisine de Cennet hem zarf, hem meskendir. Yani hem Cennetin içindedirler, hem de Cennetin tezyinatındandırlar. Yani hem Cenneti süslemişlerdir, hem de Cennetle süslenmişlerdir.

Yani gerek dünya kadınları, gerekse hur-i ıyn’lar o yüksek Cennet’e layıktırlar. Cennet derecelerinin yüksekliği nispetinde onların da güzellikleri artıyor, dereceleri yükseliyor. Aynı zamanda bu kelimede şöyle bir gizli işaret vardır ki, Cennet de o kadınlarla süslenmiştir.

CENNETTE GÜZELLİK

Bu âyette geçen “mütahheratün” (tertemiz) kelimesi kadınların Cennetteki sıfatlarıdır. Bu sıfat tef’îl babından geldiğinden Bediüzzaman’a göre tathir eden (temizleyen) bir fail vardır. Bu fail Kudret Elidir.

Yani Cennette dünya kadınları bizzat taraf-ı İlahice öyle yüksek derecelere, nezahete, güzelliğe ve temizliğe ulaşacaklardır ki, hurilerin derecelerine çıkacaklardır.5

Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 25
2- İşaratü’l-İ’caz, s. 198
3- İşaratü’l-İ’caz, s. 198
4- İşaratü’l-İ’caz, s. 204
5- İşaratü’l-İ’caz, s. 205

Benzer konuda makaleler:

OKU:   Cennette bir gölgelikte

image_pdfimage_print
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir