Bu gün din-i hakkı öğrenmeme özrü var mıdır?

Nuri Çakır: “Ders kitaplarında tarihte yaşanan ve “devletsiz kalınan” bir dönem olarak “fetret devri”nden bahsedilir. Fetret dinle ilgili bilgisiz kalmak anlamında da kullanılıyor. Fetret sadece bir dönemin adı mıdır yoksa aynı zamanda her dönemde ortaya çıkabilecek şahsî ya da kitlesel bir halin de adı mıdır? Eğer fetret aynı zamanda bir halin de adı ise mesela İslamofobiden etkilenenler “fetret hali” kapsamında mıdır? Fetret halinde bulunan ve İslam’a bu sebeple zıt ya da ilgisiz bulunan kimseye dünyada fert ve devlet tarafından ve ahirette Allah tarafından uygulanacak hüküm nedir? Onun İslam’a uzak kalmasına sebep olan Müslüman’a dünyada fert ve devlet tarafından ve ahirette Allah tarafından uygulanacak hüküm nedir?

 

Fetret Nedir?

Fetret Arapça bir kelime olup, sistem ve otorite boşluğunu, düzenin kurulamadığı gevşek zaman dilimlerini ifade etmiştir. Dinî manada vahyin kesilme zamanını, iki peygamber arasında geçen peygambersiz zamanı, hassaten Hazret-i İsa (as) ile Hazret-i Muhammed (asm) arasında geçen dinin hakikatinin devrede olmadığı cahiliyet dönemini ifade için kullanılmıştır. Bilahare bu kelime siyasi bir mânâda da kullanılmış olup, hükümet gücünün zayıfladığı bir yerde düzenin kurulmasına kadar geçen kargaşa zamanını, iki padişah arasında geçen kaos zamanını da ifade etmiştir.

Peygambersiz çağ insanına Kur’ân’dan müjde vardır: “Biz bir Peygamber göndermedikçe azap ediciler değiliz.” Anlaşılan o ki, fetret devri insanı mahşerde hesaptan ve sorgulamadan geçse de, hataları ve günahları nedeniyle cezaya tabi tutulmayacaklar, azaptan muaf kalacaklar ve ehl-i necat olacaklardır.

Ahirzamanda Fetret ve Avantajlar

Ahir zamanın bir tür fetret hali getirdiği adından da anlaşılıyor. Dinin hükümlerinin cebren veya felsefi cereyanların etkisiyle ya da modanın baskısıyla yaşanmadığı, zamanla öğrenilmeyerek unutulduğu, ulema’üs-su’un fetvalarıyla insanların dinden cahilleştirildiği, Müslümanların medeniyet ve ahlâk zaafından istifade ile İslamafobi üreten düşman cereyanların entrikalarıyla İslam’ın dünya halklarına yanlış tanıtıldığı bir döneme ahir zaman diyoruz. Bediüzzaman’ın da ifadesiyle, bu dönemde Hıristiyanlar “fetret gibi karanlıkta kalmışlar”, Muhammed Aleyhissalatü vesselam’ın dinine de fetret derecesinde bir lakaytlık perdesi gelmiştir.

Bununla beraber içinde bulunduğumuz ahir zamanda dünya halkları demokrasi, hak, hukuk, hürriyet, akıl, ilim, çeşitli iletişim kanalları, sosyal medya gibi eski zamanda pek olmayan avantajları elinde bulunduruyor. Bu nedenle dünya bir taraftan akıllara zarar İslam düşmanlıkları ile İslam’ı perdelemeye çalışırken, diğer yandan doğuda ve batıda çığ gibi İslam’ı kabullerin artması fetreti yırtan tecelliler olarak gün yüzü buluyor. Keza bu gün için düşmanda İslamafobi ve terör gibi güçlü algı yönetimlerinden bahsediliyorsa, eskiden Müslümanların şevketli zamanlarında da düşmanda İslam’ın doğru tanınmasını engelleyen güçlü taassuplar vardı.

Dolayısıyla ahir zamanda kader öyle avantajlar sunmuştur ki, din-i hakkı öğrenmeme özrü eskiye nazaran neredeyse ortadan kalkmıştır.

Cevap Hazret-i Musa’dan

Hâlâ gerek dünyevi cereyanların ve dünya siyasetinin baskısından, gerekse Müslümanların amel ve ahlâk kusurlarından fırsat bulup, din-i hak üzerine gelen fetretvari perde sebebiyle din-i hakkı göremeyenler ve bulamayanlar için söylenecek sözü, kanaatimce Hazret-i Musa Aleyhisselam üç bin sene öncesinden söylemiştir.

Kur’ân’ı dinleyelim:

“Firavun: “Rabbiniz de kimmiş, ey Musa?” dedi. Musa da: “Bizim Rabbimiz, her şeyi yaratan, sonra da doğru yolu gösterendir.” dedi. Firavun: “Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak?” dedi. Musa: “Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır, ne de unutur.” dedi.”

Bu durumda biz Müslümanlara düşen, elimizden geldiği kadar İslam ahlâkının kemalatını ef’alimizle göstermek ve dilimiz döndüğü kadar İslam’ı güzel tebliğ etmektir. Bundan sorumluyuz.

Müslüman olmayanları yargılamak, onları Cehenneme atmak ve cihad yapıyorum diye terör estirmek yerine, onların bizim müşevveşiyetimiz yüzünden İslam’ı tanıyamadıklarını düşünmek, çuvaldızı kendimize batırmak ve bundan kendimizi mesul bilmek, onların gerçek halini ise Allah’a bırakmak mü’mince bir duruş olacaktır ki, yukarıdaki ayetin verdiği ders bu olsa gerektir.

image_pdfimage_print

KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Haccın farziyeti ve infak
1.505
Elazığ’dan okuyucumuz: “Ben farz olan haccımı yaptım. Maddî imkânım da yerinde. Tekrar nafile olarak hacca gitmek istiyorum. Ancak bazı kişiler tarafından, ‘Çevrende bu kadar yoksul ve fakir kişiler v...
Neden siyasetli cereyanlara girmemeliyiz?
1.017
Malatya Darende’den Ömer Faruk Pekdoğan: “Risale-i Nur’daki din ve siyaset ölçülerini tam almış olan birisinin, kendi adına siyaset ile uğraşmasında ve bu yol ile dine hizmet etmesinde bir sakınca var...
İslâm dininde îtidal
462
Abbas oğlu: “1-Her gün cüz okuyorum. Ayrıca Vâkıa, Yâsîn, Fetih, Secde vb. sûreleri de günlük okuyorum. Okuduğum cüzde bu sûreler varken, bunları tekrar okumama gerek var mı? 2-Cevşen, Evrâd-ı Nakşi...
Ruhlar, kendi aralarında konuşurlar mı?
6.088
Mahmut Bey: “1- Ruhlar arasında bir irtibat ve konuşma olur mu? 2- Ölü üzerine ağlamak günah mıdır?”   1- Bu konular doğrudan gayba girdiğinden, Peygamber Efendimiz’in (asm) verdiği gaybî ...
Abdestin hikmetleri ve faziletleri
17.469
Sakarya’dan Emel Akay: “Abdest almanın hikmetleri, faziletleri, farzları ve sünnetleri nelerdir?”   Abdest kendi içinde maddî temizlik ile mânevî temizliği birlikte barındıran; maddî temizl...
Müslüman, Müslüman’a hakaret etmez
680
Ali Bey: “Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Ne yapmam gerekir?” HER ŞEY MAHŞER İÇİN Her şeyi mahşer adına yaşad...
Bediüzzaman sizlerle konuşuyor
158
Ali Karakaş: “Üstad Hazretleri “Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temaşa eden Said’ler, Hamza’lar, Ömer’...
İsevîler ve Musevîler ehl-i necat olabilir mi?
910
İsviçre, Effretikon’dan Ömer Bey: “Hıristiyan bir arkadaşım bana şunu sordu: “Müslümanlık hak din diyorsunuz. Peki, Musevilik veya Hıristiyanlık da Allah tarafından gönderilen dinlerden değil mi? Kald...
Dinde kin ve haset
1.158
Metin Bey: “Dinde kin gütmenin yeri nedir?”   Kin gütmeyi ve hased etmeyi bütünüyle şer sayan 1 Bediüzzaman der ki: “Ehl-i kin ve adâvet, hem nefsine, hem mü’min kardeşine, hem rahmet-i İlâhi...
İman kardeşliği yara almamalı
580
İ.S. Rumuzlu okuyucumuz: “Arkadaşlık, dostluk ve kardeşlik kavramları arasında ne farklar vardır? Dinimizin önerdiği yapı hangisidir?” MÂNA OLARAK ARKADAŞLIK, DOSTLUK VE KARDEŞLİK Bediüzzaman’ın i...
Hakaret karşısında Müslüman
20.592
Ali Bey: “Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Ama karşılık vermeyince de halk arasında hiç de hoş olmayan tabirler ku...
İslâm’ın altın hükümleri: Farz, vacip, sünnet
88.703
Ümran Küpçü: “Mükellef, farz, vacip ve sünnetin ayrı ayrı tahlilli tanımını yaparak, farz, vacip ve sünnet olan halleri kısa hatlarıyla açıklar mısınız?” Mükellef Kime Denir? Mükellef, dinin emirl...
Beşerî ilişkilerimizde âdâb
585
“Bir kişi bana sövdüğü zaman benim ona karşı tavrım nasıl olmalıdır? Kavga etmeli miyim? Yoksa âhirete mi bırakmalıyım? Ama karşılık vermeyince de halk arasında hiç de hoş olmayan tabirler kullanılıyo...
Selâmı yerine ulaştırma
386
Musa Bey: “Bizimle gönderilen selâmı yerine ulaştırmanın hükmü nedir?”   Selâmı vermek veya göndermek sünnet; verilen veya gönderilen selâmı almak “farz” hükmündedir. Selâmı taşımak da böyle b...
Kıyamet haberleri
500
İzmir’den Seyfettin Önel: “Yahudilerle Müslümanlar arasında büyük bir savaş çıkmadıkça kıyametin kopmayacağını bildiren hadisler var. Varsa açıklamasını yapar mısınız?”   Peygamber Efendimi...
Bu makale size yardımcı oldu mu? Evet Hayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir