Zülfikar Balpetek: “Levlake hadisinin kaynağını bazı hocalar kabul etmiyorlarmış. Bu konuda ne diyeceğiz?”

 

KÂİNATIN VARLIK SEBEBİ

Levlake hadisi bir hadis-i kutsîdir. Manası şudur: “Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım”

Bu hadis-i kudsî Risâle-i Nur’da birçok yönleriyle izah ve tefsir edilmiştir.1 Bedîüzzaman Hazretleri bu hadis-i kudsîden hareketle, (çekirdek-ağaç-meyve-meyve içinde yine çekirdek) misalinde olduğu gibi, Peygamber Efendimiz’in (asm) maddî ve mânevî varlığının bu kâinât ağacının hem çekirdeği, hem meyvesi hükmünde olduğunu kaydetmiş2 ve kâinatın varlık sebebi olarak Hazret-i Muhammed’i (asm) göstermiştir.3

Bedîüzzaman Saîd Nursî gibi bir hadis hafızı tarafından sıhhati kabul gören ve âdetullaha uygun bir yaklaşımla işlenmiş, izah ve tefsir edilmiş bir hadis için, daha başka kaynak aramak aslında abesle iştigal olur. Bu hadis, hadis kaynaklarında da yer alıyor. Hadis, Keşfü’l-Hafâ’da kayıtlıdır.4

İLK NUR, İLK ÇEKİRDEK

Peygamber Efendimiz (asm) bildirmiştir ki, Allah her şeyden evvel, Kendi Nurundan, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Nûrunu yaratmıştır. Bu nur yaratıldığında ne Levh u kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne Melekler, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne insan vardı.5

Her şeyi bir çekirdekten yaratması Allah’ın kâinatta cari kıldığı kanunlarındandır. Allah, ağaçları, bitkileri, hayvanları, balıkları, kuşları, insanları hep birer çekirdekten, tohumdan, yumurtadan yaratıyor. Kâinâtı bir büyük ağaç kabul ettiğimizde; bu büyük kâinât ağacının da bir çekirdeğinin, bir hamurunun, bir tohumunun olması ve bu tohum ve çekirdek üzerine koca kâinât ağacının binâ edilmesi, başka bir ifâdeyle bu koca kâinât ağacının her zerresinde ve her hareketinde bu çekirdekten bir Nurânî boya bulunması Allah’ın hikmetinin ve âdetinin bir gereğidir. Ve bu mana Kur’ân’a uygundur.

Nitekim tabiatta görüyoruz ki, çekirdekte ne plân varsa, ağaçta ortaya çıkan dal budak odur. Tohumda ne program varsa, bitkide bize gülümseyen meyve odur. Yumurtada ne tasarım varsa, tâvûs kuşunda meydana gelen rengârenk vücut o tasarımın gerçekleşmesinden başka bir şey değildir.

O halde bu koca kâinatın da, Allah’ın âdetine ve hikmetine uygun program yüklü bir çekirdeğinin, tasarım yüklü bir tohumunun, plân yüklü bir yumurtasının, proje yüklü bir DNA’sının varlığını akıldan uzak görmemek lâzım.

KÂİNATIN ÇEKİRDEĞİ VE MEYVESİ

Bu hadis-i kutsîde belirtilen hakikat, âlemlerin bir Nur çekirdekten yaratılmış olduğu hakikati olsa gerektir. Bu Nur çekirdeğin âlemler için, kâinât için ehemmiyet derecesi böyle bildirilmiştir. Yani, önce kutlu ve Nurlu bir çekirdeğin yaratıldığı, ardından bu çekirdeğin üzerine âlemin bina edildiği ifade edilmiştir.

O halde kâinâtın hamurunda bulunan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Nûru, bu kâinâtın çekirdeği hükmündedir. Nitekim Üstad Bedîüzzaman’a göre, bu büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla baktığımızda, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Nûru o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebi olur. Bu mürekkep bütün kâinâtı kendi rengiyle boyamıştır. Eğer kâinâtı bir büyük ağaç farzedersek, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Nûru bu büyük ağacın hem çekirdeği, hem meyvesi olur!6

KÂİNAT NE ZAMAN VEFAT EDER?

Nihâyet Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm İslâmiyet meyvesini, Kur’ân şuurunu ve Sünnet-i Seniyye aklını kâinâtın başına geçirmiştir. Böylece kâinât ağacı en kâmil meyvesini vermiştir.

Demek İslâmiyet ile kâinât, ruh ile beden gibidir. Kur’ân ile kâinât şuur ile vücut gibidir. Sünnet-i Seniyye ile kâinât, akıl ile insan gibidir. Nitekim Üstad Bedîüzzaman’a göre, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın maddî ve mânevî hayatı, kâinâtın ruhundan süzülmüş bir öz hükmündedir.

Nihâyet bu ön bilgilerden sonra Üstad Bedîüzzaman Hazretleri der ki: “Eğer kâinattan Risalet-i Muhammediyenin (asm) Nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.”7

Dipnotlar:

1- Meselâ bakınız: Sözler, s. 72; Sözler, s. 215; Mesnevî-i Nûriye, s. 38; Şuâlar, s. 537.
2- Mesnevî-i Nûriye, s. 99.
3- Sözler, s. 113; Lem’alar, s. 329.
4- Keşfü’l-Hafâ, 2/164, H. No: 2123.
5- Kastalânî, Mevâhibü’l-Ledünniye, 1/7.
6- Mesnevî-i Nûriye, s. 99, 100.
7- Lem’alar, s. 329


KONU İLE İLGİLİ MAKALELER

Kıyâmete kadar olacak önemli hadiseler
5.593
İzmir’den Salih Sütçüoğlu: “Hazret-i Peygamber (asm) son peygamberdir. Kıyâmete kadar olacak önemli hâdiseleri nübüvvet gözüyle görüp haber vermiştir. Âlem-i İslâm’a yapılan bu fecî taarruzdan haber v...
Ehl-i Kitap necat mıdır?
758
Muharrem OKUR: “Peygamber Efendimiz (asm) son peygamber olduğuna nazaran; ondan sonraki safiyane inanan ehl-i kitaptan ehl-i necat var mıdır?” “Ehl-i Kitap” tabiri, her ne kadar sözlükte “Kitaba tâb...
Risale-i Nur’un haberî sıfatlarla ilgili yorumu
1.525
Tamer Bey: “Allah’ın eli, inmesi, arşa istivası, ruhu, gülmesi ve sevinmesi vs. Bu tarz âyet ve hadislerde geçen sıfatları Risale-i Nur nasıl yorumluyor?” HABERİ SIFATLARIN ANLAMIAllah’ın Haberi ...
“Ahir zamanda hiç kimse nefsine hâkim olamaz!”
7.365
Ankara'dan okuyucumuz: "Ahir zamanda hiç kimse nefsine hâkim olamaz!” hadisinin ışığında böylesi fetret derecesinde dehşetli bir zamanda yaşamamızın acaba bir kurtuluş tarafı var mıdır? Üzerimize sel ...
Zât-ı Risâletin (asm) şemaili
39
Düzce’den Abdullah Topçu: “Peygamber Efendimiz’in (asm) şemaili saçı, sakalı, yürüyüşü… vesair nasıldı? Sakalı uzun muydu?”  ŞEMAİLİN MÂNÂSIZat-ı Risaletin, yani Peygamber Efendimiz’in (...
Yüz şehid sevabı nasıl kazanılır?
49
Aydın’dan Turgay Namdar: “Fesad-ı Ümmet zamanda benim bir sünnetime ittiba eden yüz şehidin ecrini kazanabilir. Hadisinde geçen bisünneti kelimesinin anlamı nedir. Buradan -benim sünnetimi-, -benim he...
Hz. Peygamberin (asm), Hz. Zeynep ile evliliği
999
Rumeysa Yelenkayalı: "Hz. Peygamberin (asm), Hz. Zeynep ile evliliği ve küçük yaşta Hz. Aişe ile evliliği normal midir?"Hz. Peygamberin (asm), Hz. Zeynep ile ve Hz. Aişe ile evliliklerini İslâ...
Sahabe günah işler mi?
531
İstanbul’dan Yılmaz Erdoğan: “Maiz hadisi çerçevesinde sahabe-i kiramı günahtan nasıl tenzih edeceğiz?” MAİZ HADİSİ NEDİR?Maiz bin Malik (ra) ashab-ı kiramdandır. Bir günah işlemiş; ardından pişm...
Neden hüsn-ü zan etmeliyiz?
1.429
İzmir Çamdibi’nden Ulaş Ulusoy: “Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa ben onunla öyle muamele ederim.” hadisini nasıl anlamalıyız?” KÖTÜ İNSAN YOKTURHüsn-ü zan içimizde beliren umut, du...
Peygamber Efendimizin dilinde (asm) tövbe
3.689
 Haktan Özünver: “Peygamber Efendimiz’in (asm) günde yetmiş kez tövbe etmesinin hikmeti nedir?”TÖVBE BİR BASAMAKTIR Peygamber Efendimiz’in (asm) dilinde tövbe bir merdivendir, bir basamaktır, bir...